« Hürriyet.com.tr

36 saatte Verona

Birbirine yürüyüş mesafesindeki pembe cepheli ortaçağ yapıları, taş kaplı sokakları, iyi korunmuş Roma kalıntılarıyla tablo gibi bir şehir Verona.

Ondine Cohane-The New York Times
X

Milano ile Venedik’in yanıbaşında, buna karşın yeterince tanınmıyor. Yılda iki kez müzik ve şarapla şenleniyor. Geçen hafta Verona Opera Festivali başladı. Programda Verdi’nin 200’üncü doğum yılı etkinlikleri ağırlıkta. Konserler 8 Eylül’e kadar sürecek. Mutfağını, müziğini keşfetmenin tam zamanı.

Cuma

16.00

Perde açılsın
İnanması zor ama 1117’deki şiddetli deprem meşhur amfitiyatronun girişlerini yıkmış, birinci yüzyıldan kalma iç bölümünü etkilememiş. Roma İmparatorluğu’nda gladyatör dövüşü izleyenlerin oturduğu sıralar günümüzde Opera Festivali dinleyicileriyle dolu. Verdi’nin Aida’sı huşu içinde dinliyorlar. Giriş 15, opera bileti 60 TL. Temsillere bilet bulamazsanız bile yapı görülmeye değer..
 
Film gibi

Akşam yürüyüşü (la passeggiata) tüm ülkede geçerli bir gelenek. Fakat Verona’daki film sahnesi gibi. Şehrin zarif halkı, aileler mağazaların sıralandığı, trafiğe kapalı Via Mazzini’den Piazza delle Erbe’ye doğru yürüyor. Geçmişin Roma pazarı olan meydan ortaçağdan kalma Domus Mercatorum gibi binalarla çevrili. Osteria Verona’nın (Piazza Erbe, No: 34) meydana bakan masalarından birine oturun, İtalyanların şampanya benzeri Franciacorta’sını yudumlayın.

Yeni perspektif
Geçen yıl açılan Locanda 4 Cuochi, yaratıcı mönüsüyle kentte trendleri belirler hale geldi. Bardaki iskemlelerden, mutfaktaki çalışmalarını izleyebileceğiniz dört şef, servise de yardım ediyor, hatta müşterilere şarap öneriyor. Mönüde sardalyeli leziz fiolaro broccoli salatası, ıspanaklı ravioli gibi yerel lezzetler var. Tatlı seçenekleri: Şimdilerde İtalyanların çok sevdiği cheesecake, çikolata meraklılarına hitap eden ciocco-crock, yani çıtır kurabiyeli krem çikolata. Başlangıçlar 32 TL (locanda4cuochi.it)    

36 saatte Verona

Cumartesi

İlk temas
Alışveriş turuna çıkmadan güne Caffè Borsari’de leziz bir fincan kahveyle başlayın (Corso Porta Borsari No: 15D). Sıradan görümlü vitrinin ardında, mermer bara dayanmış Veronalı beyler espresso yudumlarken, masadaki hanımlar ise porselen demlikle birbirine çay servisi yaparken dedikoduyu ihmal etmiyor. Kafede Floransalı ünlü çay üreticisinin özel karışımı La Via del Tè ve leziz reçelleri de satılıyor. Yakınlardaki De Rossi, 1947’de kurulan bir pastane. Hâlâ aynı aile işletiyor. De Rossi, kente özgü “baci di Romeo and Giulietta,” Romeo-Jülyet öpücüğü adlı bademli, çikolatalı kurabiyesiyle ünlü (Corso Porta Borsari No: 3).

Perakende patlaması
Son yıllarda Verona’da küçük, özgün mağazalar artıyor. Örneğin Airport’ta (Via San Rocchetto No: 6) Attic and Barn, Kristina Ti and Jucca’nın özel kesim kadın giysilerini, Icona’da (Via Quattro Spade No: 14) Isabel Marant, J, Tibi gibi uluslararası moda ürünlerini bulacaksınız. Giocare (Galleria Pellicciai No: 3) çocuklar için, Enoteca S. Anastasia ise (Via A. Massalongo No: 3B) bölgenin Amarone ve Valpolicella gibi önde gelen şaraplarını satıyor. Mutfak bıçakları, makaslarıyla meşhur  Fazzini’deki zarif cam eşyalar görülmeye değer (Corso S. Anastasia No: 4). Yakınlardaki Fabriano (Corso Porta Borsari No: 47) rengarenk kırtasiye, fotoğraf albümleri, not defterleriyle dolu.

Masadaki manzara
Balayındakiler, manzaranın tadını çıkarmasını bilenler Osteria Ponte Pietra’da yemek fırsatını kaçırmayacaktır. Adige Nehri’ndeki taş köprünün girişindeki restoranın masaları iki terasa sıralanmış. Salonu ise ahşap tavanı, altın ve gümüşten çiçekli duvar kağıtları, Vanity Fair’den eski illüstranyonlarıyla özel bir mekan. Mönüsünden risotto all’amarone ve susamla çıtırlaştırılmış kılıç balığını tavsiye ederiz (Via Ponte Pietra No: 34). Benzer manzara, daha sade bir mönüye sahip Terrazza al Ponte aynı zamanda gece kulubü (Via Ponte Pietra, No: 26).

Dil üstünde kaydırmaca
Gelateria Ponte Pietra’nın sahibi dünyanın en nemrut adamı bile bolsa kapısındaki kalabalığı korkutup kaçıramaz artık! Önündeki kuyruk dükkan açılmadan başlıyor. Meyveli, çikolatalı dondurmalarının lezzetini anlamak için tatmaya gerek yok. Çevredeki restoranlarda çalışanlar bile öğle tatilinde, iş kıyafetiyle sıraya giriyor (Via Ponte Pietra).

Hepsi aynı noktada
Kentin Roma tiyatrosu ve arkeoloji müzesi her gezginin ilgisini çekebilir. Mimari meraklıları kuzey İtalya’nın en iyi korunmuş Roma anıtlarını, tarih meraklıları 10’uncu yüzyıldan günümüze uzanan uygarlık katmanından, üçüncü yüzyıldan kalma mozaiklerden hoşlanacaktır. Yapının en üst katından kentin meşhur renkli evlerini göreceksiniz. Fotoğrafçılar için harika bir nokta (Via Regaste Redentore, No: 2).

Ragù mu dediniz
Küçük, samimi barlar arasında turlayıp birinde şarap, diğerinde atıştırmalıkları tatmak damak tadına düşkün Verona’lıların eski geleneklerinden. Taş cephesi, vitrinindeki yerel şaraplarıyla dikkat çeken El Bacarin’de yerel peynir tabakları, şarkuteri ürünlerini, mısır unundan yapılan polentayı tatmak büyük keyif (Via Rosa, No: 12). Osteria del Bugiardo’da şarabın kadehi 6,5 TL’den başlıyor. Restoranın kendi şarabı, köpüklü Lo Spudorato’yu tadın, mekanı beğenirseniz yemeğe kalın (Corso Porta Borsari, No: 17A). Atı bir kenara bırakın, Verona’nın özel lezzeti eşek eti! Verona usülü el yapımı makarnalarıyla meşhur Osteria al Duomo’da kıymalı sos (ragu) eşek etinden. Şalgamlı kulakçık makarna, zeytinli sardalye, Monte Veronese’den toplanmış mantarlarla lezzetlendirilmiş polenta mönüdeki diğer lezzetler. Duvarda: Şarabı iç, suyu değirmene bırak, yazıyor. Başlangıç mönüsündeki yemekler 30 TL civarında (Via Duomo, No: 7).

Bilardo partisi
Yenilenen Palazzo Victoria otelinin barı, Victoria Club’da geçmişin aristokrat havası kalmamış. Şimdilerde herkese açık. Yemekten sonra bahçesinde içki, salonlarında bilardo için buluşuluyor. Cumartesi gecesi caz konseri var. Kokteyller 20 TL’den başlıyor (Via Adua, No: 8).

Pazar

Kilise dörtlüsü
Verona farklı dönemlerden kiliselerle dolu. Kentin ünlü kırmızı mermerinden yapılmış 12 sütunuyla dikkat çeken Sant’ Anastasia, İtalyan gotik mimarisinin ürünü (Piazza Sant’ Anastasia, No: 1). Santa Maria in Organo, ülkenin en güzel koro bölümüne sahip (Via Santa Maria in Organo), San Giorgio in Braida ise Tintoretto’nun başyapıtlarından (Porta San Giorgio, No: 6). Kentin ana katedraline de zaman ayırın. Kırmızı, beyaz şeritleriyle müthiş bir Romanesk yapı bu. Çocuk korosu da dinlemeye değer. Hava çok sıcaksa Piazza Bra’daki turizm ofisinden bisiklet alıp, daha hızlı turlayabilirsiniz.

Bir tutam yeşillik
Giardino Giusti, 15’inci yüzyılda Giusti Sarayı’nın bir bölümü olarak yapılmış. Teraslanmış bahçeleri, havuzları, heykelleriyle görülmeye değer. Kendinize güzel bir teras bulun, şehre ayrılmadan son kez bakın. (Via Giardino Giusti, No: 2)

Nasıl gidilir?
Haziranın son haftasında İstanbul’dan gidiş - dönüş Lufthansa’da bir aktarmalı 739, Alitalia ise 1035 TL’den başlıyor. Kent karayoluyla Milano’ya 171, Venedik’e 113 kilometre uzaklıkta. Pegasus, aynı tarihte İstanbul’dan Milano’ya gidiş-dönüş 785, THY 733 TL’den başlayan fiyatlarla direkt uçuyor. THY’nin direkt Venedik uçuşu 703 TL’den başlıyor. 

Kaynak: Ondine Cohane-The New York Times

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Hem büyüleyici hem de ucuz sekiz ülke
Hafta sonu Hafta sonu
Hafta sonunun olmazsa olmazı: Adalar
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Sibirya'da her geçen gün büyüyen gizemli krater!
Yeme&İçmeYeme&İçme
Bayramlık Alaçatı tavsiyeleri