"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

35. madde değil kafalar değişmeli!

KARŞI devrimcilerin ‘En iyi savunma taarruzdur’ taktiğiyle, Atatürk Cumhuriyeti’ni ele geçirirken korktukları tek kurum olan TSK’yı sürekli savunma konumunda tutma planları, TSK “Demokrasiye bağlıyım, darbe yapmayacağım” dedikçe saldırganlık dozu artırılarak sürdürülüyor.

Dinci oligarşinin bu taktiğini görmeyen ya da orduyla daha açık bir çatışmaya girmesini hedefleyenlerin de, darbelerin önlenmesi konusunda dâhiyane bir düşünceleri var: “Kaldırın İç Hizmet Yasası’ndaki 35. maddeyi, bitsin bu darbe tehlikesi!”

Öncelikle bilmedikleri bir husus var. Bu maddeyi koyduran Atatürk’tür. Cumhuriyeti gençliğe emanet etmenin soyut olarak ortada bırakılabileceğini düşünerek bu maddeyle uyarısını ve görevlendirmesini somutlaştırmıştır. Kaldı ki, bu maddeye rağmen TSK kendini tutmakta, “akıllı insanlara mahsus bir soğukkanlılıkla her şeyi gördüğünü ve hainlerle onların kuklası olduğunu fark etmeyen aptalların oyununa gelmediğini” söylem ve eylemleriyle kanıtlamaktadır. Türkiye’de ıslah edilmesi gerekenler; darbe yapma gücünü elinde bulundurduğu halde darbe çığırtkanlarına kulak asmayan çağdaş, demokrat, akıllı askerler değil, ahlak, basiret, sağduyu, yurt sevgisi gibi erdemlerden yoksun olup da, hasbelkader ele geçirdikleri ulusal irade erkini kötüye kullanan ve tarihten ders almayan çağdışı, şark

GÜNÜN SÖZÜ
“1930 dünya buhranı dahil, Türkiye bu kadar ağır kriz yaşamadı. Ağır kirizi yaşıyor olmamızın nedeni; AKP iktidarının hazır imkanları tüketmesi, mevcut yatırımları ve varlıkları, karlı işletmel eri yabancı sermayeye satmasıdır. Sanayi üretiminin ithal ara malına bağımlı kılınması.
Prof. Esfender KORKMAZ

kurnazı, zorba siyaset aymazlarıdır. Özal’ın hatasını tekrarlayarak, polisi ordunun alternatifi gibi gören ve ülkenin güvenliğini ateşe atacak kadar gözü kararan ve TSK’nın yaklaşan terfi şurası için Atatürkçü subayları yargılama özgürlüğünün hesabını yaparak son kaleyi ele geçirme hayali kuranlarla bu devlet gemisinin gideceği yer çoktan belli olmuştur. Emperyalizmin ve onun maşaları olan dincilerin bu ülke ve rejimi üzerindeki emelleri artık gizlenemeyecek kadar açık olduğuna göre; yasalarla, maddelerle oynayarak ihanet ve yolsuzluklarının hesabını verme, hedeflerine ulaşmada en büyük engel olarak görme korkusuyla biricik beka güvencemiz olan TSK’ya saldırılarını alenen ve tahrik ederek artıran, hukuku saygınlığını ve güvenirliğini yok edip zulüm aracına dönüştüren bu gözü dönmüşlerden ülkenin paçasını bir an önce kurtarmak artık şart haline gelmiştir... Yapılacak olan TSK’nın doğasında var olan ‘koruma kollama’ maddelerini kaldırmak değil, sağlıklı koşullarda  yapılacak bir erken seçimdir.

Darbeler yasalarla değil, akıllı, ahlaklı, kültürlü kafalarla gündemden düşürülebilir artık.
Reşit ÇAĞIN

Seyrantepe-Tamince

KAZAKİSTAN’ın başkenti Astana’da geçen hafta Fettah Tamince’nin Sembol İnşaat’ın yaptığı 185 bin dolara malolan 30 bin kişilik ‘Astana Arena’ stadyumunu görmüş, imrenmiştik.

Tamince’ye Seyrantepe’de sorun nedir diye sormuş, o da “Biz Sembol-BF ortak girişimi’ 150.1 milyon YTL idare payı önermiş; Eren Talu-Alke ise 234.5 vermişti. Biz 2. sırada elenmiştik. Bu ihale pahalı, müteahhit zorlanır” demişti. Galiba haklı çıkıyor. Kapalı stadyumun 3 temmuzda açılacağını da haber verelim. TOKİ Başkanı Bayraktar, Tamince ile görüşür mü?  

Reçetesinde ısrar eden doktora yasal işlem
Sağlık’ta ‘o’ kafa

SAĞLIK Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir genelge ile reçetesinde yazdığı ilacın yerine, eczacı tarafından eşdeğerinin verilmemesi konusunda ısrarcı davranan hekimler hakkında yasal işlem yapılmasını istedi.İlaçların eşdeğerliğinin yetkililer tarafından denetlendiğini, herhangi bir bilimsel çalışmaya dayanmadan, reçetesinde yazdığı ilacın aynısının verilmesinde ısrar eden hekimlerin, kamuoyunda yersiz tedirginliğe yol açtığını, bu davranışların etik olmayan ilişkilerden kaynaklanmıyorsa bilgisizlikten olduğunu öne süren bu genelge hekimler arasında tepkiye yol açtı. Oysa hekimlik, bir anlamda da deneyimlerle yürüyen bir meslek. Kendi deneyimleriyle belirli bir ürüne güven duyan ve altına imzasını attığı reçete ile hastasına ait bütün yasal ve vicdanı sorumlulukları üstlenen hekimleri potansiyel suçlu olarak göstermek, nasıl bir anlayışın ürünüdür, düşünmek gerek. Aynı genel müdür, bir süre önce yazdığı bir yazıda, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, idrar söktürücü eklenmiş tansiyon ilaçları ile eklenmemiş olanların, eşdeğer olarak listeye alınmasına itiraz etmişti. Kendisinin bile içinde hatalar olduğunu öne sürdüğü bir eşdeğer listesi karşısında, tanıdığı, güvendiği ilaçta ısrar eden hekimi suçlu göstererek haklarında yasal işlem yapılmasını istemek, en azından vahim bir çelişki olsa gerek.

17 milyar doların kaynağı

ESKİ Bakanlardan, yeni DP yöneticilerinden Sn. Ufuk Söylemez’in bir iddiası var:
Kasım 2008’den bu tarafa Türkiye’ye belirli aralıklarla giriş yapan ve ‘net hata noksan’ kaleminde göze çarpan 17 milyar dolarlık kaynağı belirsiz bir paradan sözediyor. Bu konuyu derinlemesine kim araştıracak, bekliyoruz.
Hasan MUHTAR

Bu inşaata izin nasıl verildi

İSTANBUL yönetiminde olan (Büyükşehir, Beşiktaş Başkanları ve Boğaziçi İmar Müdürü) siz ‘mimar’ kişiler, Beşiktaş (Ortaköy) bölgesindeki yapının (Y.Bayer’in dün eleştirdiği) yapılmasına nasıl göz yumuyorsunuz? Bunu denetlemek size aktarmak yalvarmak yakarmak aman bunu düzeltin demek benim/bizim işimiz değil sizin... Günde binlerce insanin geçtiği İstanbul’un en nadide silüetine balta vururcasına yapılan bu çirkin, sözüm ona lüks daireleri hiç görmediniz mi? Hepimizin hakkına tecavüzdür bu. O güzelim Boğaziçi Köprüsü’nü Avrupa yakasından geliş istikametinde perdeleyen bu beton yığınına izin veren sizleri ve ekibinizi kınıyorum. Kültür ve ahlak nerede?
Ertan ŞEN / İstanbullu grafik sanatçısı

X