"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

35 bin kişilik dev koro birlikte şarkı söylese

AHMET Piriştina’yla 84 yılının mayıs ayında tanıştım.

Bizim Saint Joseph’li ağabeyimizdi. Geleneksel pilav günümüzdü.
Sonra gazeteciliğe başladım. Haber peşinde koşarken yolumuz sık sık Piriştina’yla kesişti.
Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda görev yaparken, Tansaş Genel Müdürlüğü sırasında, Kipa günlerinde...
Ve elbette, milletvekilliğinde, başkanlığında...
Bazen yemekte, bazen bir toplantıda, bazen bir sosyal etkinlikte eşi Mine Hanım da, oğlu Levent, kızı Zeynep de bizlerle birlikte olurdu.
Piriştina’lar 24 saati beraber geçiren bir aileydi.
O sevimli ailenin bizler de zaman zaman bir parçası olmaktan mutlu olurduk.
Levent’i çok küçük yaşlarından itibaren tanıdım.
Her zaman saygılı, beyefendi, Ahmet Piriştina’nın oğlu olduğunu unutmayan, dört dörtlük bir gençti.
Okulunu bitirdi, iş hayatına atıldı, Nevda’yla evlendi, bir çocukları oldu.
Ama o çizgisini hiç bozmadı.
Centilmen, ailesini seven, dost canlısı...
Ve babası gibi, İzmir’e tutkuyla bağlı kalan...

Çok iyi biliyorum ki...
Levent de benim gibi konuşulan, anlatılan, kıskanılan bir İzmir’de yaşamak istiyor.
Bunun için yapmamız gerekenler var.
Güzel bir şehir hayal ediyoruz; insanlara farklı bir yaşam kültürü sunan bir İzmir...
Ege mutfağını tatmak için...
Hayata mola vermek için...
Yaşamın renklerini fark etmek için...
Eğlenmek için, İzmir’e gelsinler istiyoruz.
Aslında buna talip olan yerler var.
Selanik örneğin...
Son dönemde Selanik, çok büyük konserlere ev sahipliği yapıyor.
Mutfak kültürünü öne çıkarıyor, insanların hobilerine cevap verecek mekanlar yaratıyor.
Daha doğrusu Balkanların Başkenti olmaya soyunuyor.

O yoğun gündemin içinde yazamamıştım.
Levent Piriştina’nın Atilla Alkan’la birlikte açtıkları Arena’nın açılış gecesine gitmiştim.
Bayraklı Turan Bölgesi, İzmir’in en güzel yerlerinden biri olacak.
Göreceksiniz; yılan hikayesine dönen “Yeni İzmir Projesi” bir başlasa, Turan’a marinalar, residanslar yapılsa muhteşem olacak.
İzmir’e bir Arena gerekiyordu.
Denize sıfır bir alanda, 35 bin kişilik dev bir konser salonu dünyanın neresinde var söyler misiniz?
Burada bir U2 konseri düşünsenize?
Madonna konseri...
Sting konseri...
35 bin kişilik dev koro hep birlikte şarkı söylese...

Levent Piriştina ve Atilla Alkan kente güzel bir mekan kazandırdı.
İzmir’in tam ihtiyacı olan...
Hem de Ahmet Piriştina’nın hayalini kurduğu İzmir’in en güzel yerlerinden birinde...

Bütün annelerin günü kutlu olsun

PINAR’ın çok sevdiğim bir reklamı var.
Melodisi de çok güzel, sözleri de...
Şöyle diyor.
“Annedir yüreği fazla dayanamaz. Herkes bıksa benden, annem bana doymaz. Öper besler beni, unutur kalbinde. Annem burada olsun bana bir şey olmaz. Her gün bakar bana kusurumu görmez. Günler gece olsa o ışığı sönmez. Ellerim büyüdü avuçlarında, bir tek annem olsun bana bir şey olmaz.”
Son dönemde beni en fazla etkileyen reklamlardan biri...
Anne, baba sevgisinin çok, ama çok farklı olduğunu biliyorum.
Hayatımın her anında unutmuyorum.
Nasıl anneler, babalar karşılıksız severse...
Evlatlar da bunun değerini bilmeli...
Mutlu bir aile olmanın keyfini çıkarabilmeli.

Problem çözme yeteneği ve siyaset

TÜRKİYE’de siyaset yapanların eksikliklerden en önemlisi “problem çözme yeteneği” kanımca. “Cesaret” de önemlidir belki; ancak cahillerde daha fazla bulunduğundan sorunları daha karmaşık hale getirebilir.
Bir kişinin problem çözme yeteneği nasıl mı anlaşılır? Çok basit... Çevrenize bir bakın, problem çözme yeteneği yüksek olanların çoğu, iyi lise veya üniversitelerden mezun olmuşlardır. İyi bir eğitim de çok önemli, ama o iyi okullara girebilmek için “sınavlardan yüksek puan alma zorunluluğu” gözden kaçmamalı. “Problem çözme yeteneği” olanlar sınavlarda sorulan “problem”leri, özellikle de genel yetenek ve fen alanındakileri, başarıyla “çözerek” iyi okulları kazanmışlar, o okullardaki güç sınavları başarıyla geçerek mezun olmuşlardır. Yani, adam olacak çocuk, sıklıkla küçük yaşta belli eder kendini...
Birinci sınıf yöneticiler işe alacakları kişilerin eğitim durumlarına önem verirler, yanlarında problem çözebilen insanların bulunmasından mutlu olurlar. İkinci sınıf yöneticiler ise, yeteneksizliklerini örtmek için en yakınlarına daha da yeteneksiz üçüncü sınıf insanları doldururlar.
“Problem çözebilen insanlar” özel sektörde daha rahat yükselirler, ama siyasette işleri zor. Örneğin, UNIVERSIADE sırasında tanıştığım, problem çözme ve organizasyon yeteneklerine hayran olduğum AKP İzmir Milletvekili Taha Aksoy. Özgeçmişinin lisans ve yüksek lisans bölümünde ODTÜ İnşaat Bölümü yazıyor, özel sektörde çok önemli görevleri başarıyla gerçekleştirmiş. AKP’nin kendisinden yeterince yararlandığı söylenebilir mi? Sayın Aksoy’un belediye başkanlığı seçiminde başarısız olduğunu düşünmüyorum. AKP’nin İzmir’deki oy kaybı; halkın, iktidarın politikalarına genel tepkisinden kaynaklanmıştır. Başka bir aday olsa, kayıp daha fazla olurdu.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

Sancar Maruflu’ya da Maruflu dostlarına da çok ama çok yakıştı

O ne güzel geceydi öyle... O ne muhteşem kalabalıktı öyle...
Sancar Maruflu’yu hiç bu kadar heyecanlı, bu kadar mutlu görmemiştim.
Sancar ağabeyin yüzünde her zamanki gibi bir “Noel Baba” sevecenliği vardı.
Benim için “hayatı güzelleştiren insan”, İzmirliler için “vefa şampiyonu” Sancar Maruflu’nun gecesi beklenenden fazla ilgi uyandırdı. Neredeyse bütün İzmir o salondaydı. Sivil toplum liderleri, başkanlar, Karşıyakalılar, Göztepeliler, Altaylılar... İzmir’in her semtinden gelen gönül dostları...
Türkiye’nin her yerinden gelen vefalı insanlar...
Ne mutlu Sancar ağabeye, ne mutlu Maruflu dostlarına...
İnsanların hatırlanması, alkışlanması, teşvik edilmesi, teşekkür edilmesi... Ne kadar güzel...
Sancar Maruflu işte yıllarca bunu yaptı.
Hiçbir karşılık beklemeden, “vaktim az demeden”, aldığı sorumluluğu bir başkasına devretmeden...
Reklamını yapmadan, kendisi için bir şey istemeden...
Hep insanların peşinden koşturdu...  “Don Kişot” gibi...
Elinde mikrofonu, cebinde notları, hafızaya yazılmış anılarıyla... Anlattı, durdu. Çok güzel bir gece oldu.
Sancar Maruflu’ya çok yakıştı.
Kadirşinaz, içi insan sevgisi dolu İzmirlilere çok yakıştı. Düşünenlere, emeği geçenlere, bu gece için vakit ayıranlara, gelenlere, herkese, ama herkese çok teşekkürler...

X