"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

312, 163'ten daha mı zor

Ertuğrul ÖZKÖK

Alman Konrad Adenauer Vakfı'nca Türkiye'de gençler arasında yapılan anketin çok ilginç bir sonucu var.

Gençlere, ‘‘Ülke yönetiminde söz sahibi olmasını istediğiniz kişi kimdir’’ sorusu soruluyor.

Cevap verenlerin yüzde 21.6'lık bölümü birinci sıraya Recep Tayyip Erdoğan'ı oturtuyor.

DEMOKRATİK DEĞİL

Bunlar büyük ölçüde FP veya MHP'ye oy verecek gençlerden oluşuyor.

İkinci sırada yüzde 20.9'la Sakıp Sabancı, üçüncü sırada ise yüzde 18.1'le Mesut Yılmaz geliyor.

Türkiye şimdi işte bu Tayyip Erdoğan'ın siyasi hakkını geri verecek bir kanun değişikliğini tartışıyor.

Yani 312'nci maddeyi.

Cevabını aradığımız soru şu:

1980'li yılların sonunda 163'üncü madde gibi neredeyse tabu haline gelmiş bir maddeyi kaldıran Türkiye, şimdi 312'nci maddeyi niye kaldıramasın?

O dönemde 163'ü kaldırmak gerçekten cesaret isterdi.

Şimdiyse Türkiye buna çok daha yatkın.

Soruyu böyle sorduğunuz zaman Fazilet Partisi'nin çabasını haklı görebilirsiniz.

Çünkü bu açıdan bakıldığında 312'nci maddenin Türk demokrasisine yakışmadığı açık.

Öyleyse bu maddeyi değiştirmeye çalışan Fazilet'liler ve ona destek veren küskünler haklı mı?

İşte Türkiye'nin meselesi bu noktada düğümleniyor.

KİŞİLERE ENDEKSLİ

Çünkü demokratik hakları, belli kişileri kurtarmaya yönelik bir amaçla tartışmaya başladığınız zaman, hak alanını ister istemez sınırlıyorsunuz.

Türkiye, çok ciddi meselelerini işte böyle kişilere yönelik konjonktürlerde tartıştığı için sorunlar çıkıyor.

Rahmetli Özal bunu farklı bir ortamda yaptı.

Türkiye'de bazı çevrelerce yıllar boyunca, ‘‘Laikliğin bekçisi’’ olarak kabul edilen 163. madde, belli bir isme endeksli olmadan tartışılıp kaldırıldı.

Şimdiyse iki önemli konuyu ‘‘kişilere endeksli’’ hale getirdiğimiz için, çözülemez hale getirdik.

APO'YU ASMAK

1980'li yıllarda yapılan kamuoyu anketlerinin hemen hepsinde, halkın büyük bölümünün idamın kaldırılmasına karşı olmadığı sonucu çıkıyordu.

Ama o günlerde henüz PKK terörü yoktu.

Abdullah Öcalan diye bir terörist bu kadar büyümemişti.

Şimdi Öcalan olayının gölgesinde idam cezasını tartışıyoruz.

Öcalan'ın gölgesi kapkara bir bulut gibi halkın üzerine çöktüğü için, böyle bir konjonktürde idam cezasını sağlıklı tartışmanın imkánı kalmıyor.

Geçenlerde, Öcalan'ın adil biçimde yargılanması gerektiğini yazmıştım.

Aynı yazıda idamların siyasi kişilikleri daha da büyüttüğünü belirtmiştim.

Bu yazıya çok sayıda tepki aldım.

Uçakta yanıma gelen iki kişi, ‘‘Niye böyle yazıyorsunuz. Apo'yu kurtarmaya mı çalışıyosunuz’’ diye sordu.

Böyle bir psikolojik iklimde idam gibi kritik bir konuyu sağlıklı biçimde tartışmamız mümkün değil.

Küskünlere kamuoyundan bu kadar tepki gelmesinin nedenlerinden biri bu.

Dört yıl boyunca Meclis'te oturup, 312'nci maddeyi gündeme getirmeyen bir zevatın, aniden bu konuyu tartışmaya açmasını kamuoyuna izah etmek kolay değil.

Çünkü bu konu açıldığı an herkesin aklına iki isim geliyor:

Necmettin Erbakan ve Recep Tayyip Erdoğan.

İşte bu yüzden ben, bu konunun 18 Nisan'dan sonra kurulacak yeni Meclis'te, rahat bir ortamda tartışılması gerektiğine inanıyorum.

KÜSKÜN DARBESİ

Söz konusu madde bugün değiştirildiği takdirde, üzerinde hep küskünler darbesi damgası kalacaktır.

Bu mühürle kamuoyu önüne gelen bir madde, ilk fırsatta benzer bir mühürle geri püskürtülür.

Böyle yaptıkça da üzerinde herkesin birleştiği demokrasiyi kurmak mümkün olmaz.



X