Gündem Haberleri

    300'üncü kattaki paraşütlü adam

    Hürriyet Haber
    18.11.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

    HEP bir mizahçı bulsam da sorsam diye bekliyordum. Bu fırsatı geçen hafta bir yemekte yakaladım.Dar bir akşam yemeğinde Yılmaz Erdoğan'la birlikteydik.Merak ettiğim soruyu ona sordum:‘‘Amerikalı bir stand-up'çı olsan, 11 Eylül'den sonra kule esprileri yapar mıydın?’’Amerikalı mizahçıların kafası hálá karışık.Yılmaz Erdoğan'ın kafası ise çok netti.* * *Bir saniye bile düşünmeden cevabını patlattı:‘‘Hiç tereddüt etmez, kulelerin mizahını yapardım.’’Arkasından devam etti:‘‘Mesela ben 300'üncü kattaki o paraşütlü adama taktım.’’Aslında böyle bir adam yok.O kafasında yaratmış.300'üncü kattaki adamı anlatıyor:‘‘Adam kulelerden birinin 300'üncü katında çalışıyor. Her gün işe elinde bir paraşütle geliyor. Manzarayı düşünebiliyor musun? Adam getirip paraşütü masasının yanına koyuyor.’’Şimdi işyerinizde böyle bir adam tahayyül edin.Orta boylu, hafif göbekli.Her gün paraşütüyle geliyor. Yanınızdaki masada çalışırken, hep gözünüz o paraşüte takılıyor.‘‘Tabii bütün arkadaşları onunla kafa buluyor. Arkasını döndüğü an, ‘Baba çok temkinli. Paraşütsüz çıkmaz abi' türünden espriler. Önüne gelen tiye alıyor. İşyerinde onunla ilgili esprilerin bini bir para. Yani adama kolektif olarak kafayı yemiş muamelesi yapılıyor.’’* * *Arkasından ‘‘O gün’’ geliyor.Hani uçakların kulelelere çakıldığı o meşum gün.300’üncü katta herkes panik içinde, oraya buraya koşuyor. Yüzlerde dehşet ifadesi var.Çoğu pencerelere doluşmuş, dışardan gelecek yardımı bekliyor.Yılmaz Erdoğan devam ediyor:‘‘Tam o sırada arkadan biri geliyor ve size ‘‘Müsaade eder misiniz' diyor. Pencerenin kenarından çekiliyorsunuz. Gelen kim? 15 yıldır gırgıra aldığınız adam. Hani o paraşütlü adam. Yüzünde muzip bir ifade. Size hafif ve alaycı bir gülüşle bakıyor. Sırtına paraşütünü almış. Yanınızdan geçip pencerenin kenarına tırmanıyor. Paraşütünü bir yokluyor. Herşey yerinde. Atlamadan önce dönüp size bakıyor. Yüzündeki ifadenin anlamı şu: 15 yıldır beni gırgıra mı alıyordunuz? Alın görün işte.’’Şimdi o anı bir düşünün.Hakikaten adamla 15 yıl dalga geçmişsiniz. ‘‘Baba temkinli adamdır’’ diye alay etmişsiniz. Ve o adam sırtında paraşütüyle yanınızdan geçip, size nanik yapıyor.Yılmaz Erdoğan anlatıyor, biz yerlere yıkılıyoruz.* * *Paraşütlü adamın yüzü hepimizin gözünün önünde. Hepimiz onun robot portresini anında çizmişiz.Biz kahkahadan kırılırken Yılmaz Erdoğan, ‘‘Durun bitmedi’’ diyerek son darbeyi vuruyor:‘‘15 yıldır paraşütle yaşayan adam, 300'üncü kattan kendini boşluğa bırakıyor.’’Eee...‘‘Bırakıyor, ama paraşüt açılmıyor...’’Durumu düşünebiliyor musunuz?15 yıl bütün dalga geçmelere, tiye alınmalara katlanmışsınız.15 yıl, size ‘‘Garibim kafayı yemiş’’ muamelesi yapılmasına tahammül etmişsiniz.Ama o hain paraşütün, işe yarayacağı bir tek gün var ve o gün açılmıyor.Yılmaz Erdoğan kıssadan hissesini de ekliyor:‘‘Allah o canı almayı kafasına taktı bir kere... Alacak...’’* * *Ben, hayatımda çok az şeyi ciddiye almaya çalışırım.Hatta çalışırım da, onda bile muvaffak olamam.Benim için dalga geçmek, hayatı yaşamanın en akıllı yoludur.İçimdeki şizofren hergele, herşeyi tiye alır.Hayat bilgisi derslerimin bütün müfredatını içimdeki bu hergele yazmıştır.Benim ‘‘Zen eğitimim’’ budur.O hergele bile, 11 Eylül gibi, 17 Ağustos gibi travmalar karşısında dilsizleşir.Ama mizahçılar başka bir ırktan geliyorlar.Bizi onlardan ayıran da bu.Onlar daha cesur ve gerçekçi...Bizim içimizdeki hergele ise daha utangaç ve çekingen...
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı