"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

3 Ekim sonrası hataya yer yok

3 Ekim akşamı çok büyük ihtimalle, Türkiye’nin AB ile tam üyelik müzakerelerine başlamasına ilişkin tören yapılacak.Belki son dakikaya kadar pazarlıklar sürecek ama görünen o ki; bu tören yapılacak. Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, pazarlık gücünü artırmak için ne kadar ikircikli demeç verip tedirgin sözler etse de, Başbakan Tayyip Erdoğan, verdiği demeçlerle ‘imtiyazlı üyelik’ olmadığı takdirde bu müzakerelerin başlayacağını ima eden, bu tehlikeyi de yok sayan demeçleriyle, Hükümetin niyetini de teyit etmiş oluyor.Bizce de bu süreç başlayacak ama bundan sonrası çok daha zor olacak.Türkiye’nin itiraz etmesine rağmen, çok fazla da üzerinde durmadığı maddelerin en ağırı bizce müzakerelere devam edebilmek için getirilecek, ‘2006 yılı sonuna kadar Kıbrıs Rum tarafının gemi ve uçaklarına, Türkiye’nin hava ve deniz limanlarını açması’ şartı. Yani önümüzdeki yıl bu şart yerine gelmezse, büyük ihtimalle Türkiye’nin 3 Ekim 2005’de başlayacak müzakere süreci dondurulacak. Bakanların Ekim-Kasım aylarında toplandığını gözönüne alırsanız, bu sefer de yeni hedef tarihimiz ‘Ekim 2006’ olacak gibi gözüküyor.İşte bu tarih, AB’ye tam üyelik sürecinin bundan sonrasını belirlemeye aday bir tarih.Parlamento başta olmak üzere, AB organlarının tavırları, içeride en fazla AB taraftarı olanları bile çileden çıkardı. Önce Fransa’nın sonra Avusturya’nın hasmane tutumları, hiç ilgisi yokken Avrupa Parlamentosunun Ermeni meselesini şart olarak sunması, zaten Yunanistan ve Rum tarafından gelmeye devam eden engellemeler üstüste gelince, gerçekten bıktırıcı oldu.İşte önümüzdeki dönemi zorlaştıran en önemli unsurlardan biri, son dönemde AB ülke ve organlarından gelen, bu dozunu aşmış, engellemeler olacak.Demek istediğimiz o ki; içeride AB’ye karşı, getirilen bu engelleyici maddeler bahane edilerek, çok önemli siyasi tartışmalar başlayabilir. Samimi olarak AB taraftarı olanların bile zaman zaman zeminlerini şaşıracakları bu tartışmalar, içeride siyasi oluşumları da etkileyebilir. Hükümetin tavrına bağlı olarak, parti içinde bile bölünmeler olabilir.AKP’nin şu anda takındığı AB taraftarı tutumunu ne kadar sürdüreceği de şüpheli. ‘Müzakerelere bir başlayalım, gereken ağır koşulları yerine getirmeden yeni bir seçime gidelim’ diyen AKP’liler olduğunu biliyoruz. Yani AB süreci bir erken seçim getirebilir.SÜREÇ DAHA İYİ YÖNETİLMELİBütün bu gelişmeler, 3 Ekim’le Türkiye’nin, ekonominin ve piyasaların rahatlayamayacağını, yeni tartışmaların yaşanacağı inişli çıkışlı bir sürece daha girildiğini gösteriyor.Bu arada AB’nin, daha doğrusu üye ülkelerin takınacağı tutum da bu süreçte çok önemli rol oynayacak. İngiltere Başbakanı Tony Blair’in, dün Ertuğrul Özkök’e verdiği demeçte de yeralan, genişlemeci ve yenilikçi tutumunu diğer ülkelere ne kadar kabul ettirebileceği, henüz anlaşılmış değil. Yani AB’nin ileriye dönük görüşlerini nasıl netleştireceği, bunu ne kadarlık bir sürede yapacağı, Türkiye’nin üyelik sürecini de yakından etkileyecek.Türkiye’nin, ne olursa olsun AB perspektifini sürdürmesi gerektiğine inananlardanız. Ancak bu hedef doğrultusunda giderken, çok fazla hataya artık tahammülümüz olmadığını da açıkca görüyoruz. Devletçi ve dolayısıyla aslen muhafazakar kesimlerin direnişini güçlendirmeyecek akıllı politikalara ihtiyaç olduğu kesin. AKP’nin AB hedefi doğrultusunda takındığı tutumun olumlu olduğunu düşünüyor ama bu süreci yönetmekte başarılı olduğunu söyleyemiyoruz. Yapılan hataların giderek içerdeki AB karşıtlarının ellerini güçlendirdiğini, herkes görüyor. Bundan sonraki süreçte eğer AB hedefini gerçekleştirmekte samimi ise, artık AKP’nin daha fazla hata yapmaması, tamamen teslimiyetçi bir tutum takınmaktan kaçınması gerekiyor. Bu arada bizce hata yapılmasını engelleyecek en önemli gelişmelerden biri de, AKP’nin samimi olarak sivil toplum kuruluşlarından görüş alması olmalı.AB sürecinde en önemli kozlardan birini ekonomideki olumlu gelişmelerin oluşturduğu unutulmamalı. Ekonomideki olumlu gidişatı AB tartışmalardan, burada yaşanması kaçınılmaz inişli çıkışlı trendlerden korumanın yolu ise, IMF’le biran önce anlaşmaktan geçiyor.
X