Gündem Haberleri

GÜNDEM

    3 Ekim saat 17.00'ye geri sayım: Nefesler tutuldu

    Hürriyet Haber
    01 Ekim 2005 - 15:17Son Güncelleme : 01 Ekim 2005 - 15:17

    Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerinin resmen başlamasının öngörüldüğü 3 Ekim, saat 17.00 kavşağına yaklaşılırken, Brüksel'de "kriz", "belirsizlik" ve "yapay gerilim" ortamından söz ediliyor.

    AB Dönem Başkanlığı'nın öngördüğü programa göre, dışişleri bakanları düzeyinde AB Genel İşler Konseyi, yarın akşam Lüksemburg'da ”kriz toplantısı” başlatacak.

    Bakanlar, ilk aşamada, yerel saatle 19.00'da (TSİ 20.00) yemekte bir araya gelecek. Kısıtlı katılımlı olacak ve bakanların “baş başa” görüşmelerini sağlayacak olan “gayrı resmi” nitelikli bu yemekte İngiliz Dışişleri Bakanı Jack Straw, Türkiye dosyası hakkında son bilgileri verecek, “sorun kaynağı” Avusturya ile son temaslarını anlatacak.

    Dışişleri bakanları, yerel saatle 20.30'da resmi toplantıya geçecek. Müzakere Çerçeve Belgesi'nin onaylanması ve bilgi için süratle Ankara'ya gönderilmesi amacıyla uzlaşma aranacak.

    Dönem Başkanlığı kaynakları, “pazartesi öğleye kadar” vakit olduğunu belirtirken, pazar akşamı bir uzlaşma sağlanamaması olasılığının varlığına da işaret ediyor.

    Bu arada, Hollanda'nın Lahey kentinde eski Yugoslavya için kurulan uluslararası savaş suçları mahkemesinin Başsavcısı Carla del Ponte, pazartesi sabahı 09.30'da Lüksemburg'da AB Çalışma Grubu'na rapor sunacak.

    AB, Zagreb yönetiminin, savaş suçu sanığı General Ante Gotovina'nın yakalanması için mahkemeyle tam işbirliği yapmadığı gerekçesiyle, Hırvatistan'ın tam üyelik müzakerelerini geçen mart ayında başlatmadan askıya almıştı.

    Avusturya, Türkiye ile Hırvatistan dosyalarını birleştirme çabasını sürdürürken, “Hıristiyan Hırvatistan”ın müzakerelere Türkiye'den sonra başlamaması gerektiğini savunuyor ve bu konuda AB'den taviz istiyor.

    Carla Del Ponte'nin sunacağı raporun olumlu olması halinde, Hırvatistan'ın tam üyelik müzakerelerinin 3 Ekim'de, Lüksemburg'da derhal başlatılması için teknik bir engel bulunmadığı ifade ediliyor. Avusturya'nın, böyle bir gelişme halinde, Türkiye konusundaki ısrarlı tavrını değiştirebileceği, ancak Carla Del Ponte'nin raporunun olumlu olması ihtimalinin düşük gözüktüğü ifade ediliyor.

    AB'li diplomatlar, son durumu değerlendirirken, “Yumurtalar üzerinde yürüyoruz” gibi yorumlarla endişe yansıtıyor, “yoğun pazarlıkların” pazartesi gününe sarkacağına kesin gözle bakıyor. Deneyimli gözlemciler ise, “suni gerilim”den söz ederek, belirsizlik ortamını son dakikaya kadar taşıyan bu tür “taktiklerin”, “özelikle Türkiye konusunda” daha önce de çok görüldüğünü hatırlatıyor, ”danışıklı dövüş”ten söz ediyor.

    “Türkiye'nin AB'ye rest çekmesi ve sırt dönmesi” olasılığının arttığı görüşü basında ve diplomatik çevrelerde ağırlık kazanırken, ”Avusturya'nın, böyle bir krizin sorumluluğunu tek başına üstlenemeyeceği”, “zaten itibar bunalımı içinde bulunan AB'nin büyük darbe alacağı” ifadeleri çok sık duyuluyor.
      
    MÜZAKERE ÇERÇEVE BELGESİ

      
    Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerinde “yol haritası” olarak nitelendirilen Müzakere Çerçeve Belgesi'nin onay bekleyen son taslağında, özellikle Kıbrıs Rum kesimi, Yunanistan, Avusturya ve Fransa'nın ısrarlı girişimleri sonunda, “AB'nin sindirme gücü” ile ilgili ifadelere ağırlık kazandırılıyor ve “AB hazır olmazsa, Türkiye hazır olsa bile giremez” mesajı yansıtılıyor.

    Belgeye, Rum kesiminin, başta NATO olmak üzere uluslararası kurumlara üyeliğinin “Türk vetosuyla engellenmesine” son verme amacını taşıyan bazı ifadeler de sokuluyor ve “Türkiye'nin, AB üyelerinin uluslararası örgütlere katılımlarını engellememesi” gereğine değiniliyor.

    Müzakerelerin Türkiye ile “25 AB üyesi devlet” arasında yapılacağına ilişkin vurgunun güçlendirilmesinin de söz konusu olduğu gözlemlenen belgede, “Kıbrıs Cumhuriyeti” dahil, tüm AB üyeleriyle ilişkilerin normalleştirilmesi de isteniyor ve Türkiye'nin Ek Protokol'den kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi talep ediliyor.

    “Ucu açık” ve “sonucu önceden garanti edilemeyecek” olan müzakerelerin hedefinin AB'ye katılım olduğu belirtilirken, Türkiye'nin, AB'ye üyeliğin tüm yükümlüklerini tam olarak üstlenememesi halinde, mümkün olan en güçlü bağla AB'ye bağlı kalmasının önemine değiniliyor. Avusturya, bu bölüme “imtiyazlı ortaklık” seçeneğini dahil ettirmek istiyor.

    Türkiye'de demokrasi, insan hakları ve temel özgürlükler ile AB'nin temel aldığı hukuk değerlerinde ciddi ve kalıcı bir ihlal olması halinde müzakerelerin, Türkiye'nin görüşünün de alınmasından sonra, nitelikli çoğunlukla askıya alınabileceği ifade ediliyor.

    Belgede, müzakerelerin ilerlemesinin Türkiye'nin göstereceği çabalara bağlı olacağı mesajı verilirken, ilerlemeyi etkileyecek unsurlar arasında iyi komşuluk ilişkileri ve Kıbrıs konusuna değiniliyor.

    Taslakta, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinde ve sonrasında, kişilerin serbest dolaşımı, yapısal politikalar veya tarım gibi alanlarda olası uzun geçiş dönemlerinden, derogasyonlardan, özel düzenlemelerden ve kalıcı koruma önlemlerinden söz ediliyor.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı