« Hürriyet.com.tr
MENÜ

3 büyük 1 iç denizi olan Türkiye’ye bu yakışır mı?

Yıldırım: "Marina kapasitesini arttıracağız" dedi. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, yeni yapılacak yat limanı yatırımları ile Türkiye'nin marina kapasitesini iki katına çıkaracaklarını belirtti. Biz de sevindik. Neden biliyor musunuz? Çünkü, denizciliğin pastasını İtalya, İspanya ve Fransa yiyor da ondan..

Arif ERDEM
SON GÜNCELLEME

Oysa Türkiye’nin tam 3 büyük denizi 1 de içi denizi Marmara var. Ama yatçılık, teknecilik veya marinacılıktan gelen gelir ne kadar? Devede kulak..

Yıldırım: "Marina kapasitesini arttıracağız"

Bakan Yıldırım, 'Akdeniz çanağında yer alan 1 milyon yatlık pastadan, artık biz de payımızı alacağız' dedi. Yat turizmini kullanan turistlerin yüksek gelir grubunda olduğuna dikkat çeken Yıldırım, 'Bu turistleri ülkeye çekeceğiz. Yat turizminden 2023'te 10 milyar dolarlık gelir elde edeceğiz' diye konuştu. Bu demece bakarak hayıflanmamak elde mi? Oysa Türkiye bu geliri yıllar önce elde etmeliydi,. İnsanın bu açıklamaya bakarak geçmiş yöneticilere kızmaması mümkün değil. 

Arif Erdem yazıyor



3 büyük denizi 1 iç denizi olan ülkenin yüzlerce küçük koyu, onlarca büyük körfezi var. Ancak, marina yapmak için 7 bakanlık 100’den fazla imza gerekiyordu. Şimdi lütfedip de 50’li sayılara düşürdüler. Bu yine de büyük başarıdır. Halbuki bu kadar deniz kıyısı olan bir ülkenin “denizci” olması gerekmez mi.. Küçücük sahili olan ülkeler denizden muazzam paralar kazanırken, Türkiye’yi kim bu kadar geri bıraktırmıştır limancılık veya tekne bağlama yerleri konusunda..    
Elbette hiçbir şeyde geç kalınmış değildir. Bakan Yıldırım’ın bu ataklarını umarım çok daha etkin atar. Hatta zamanı kısaltacak önlemler alır..  Unutulmamalıdır ki, denizcilikten gelen her kuruş para Türk insanın refahına katkıda bulunacaktır..

Şu an 3.5 Milyar Dolar

Konuya yönelik olarak bir grup gazeteciye değerlendirmede bulunan Bakan Yıldırım, Türkiye'nin, Akdeniz çanağında önemli bir yere sahip olmasına karşın yat limanları konusunda eksikleri bulunduğunu kaydetti. Havalimanı yapımında uygulanan Yap İşlet Devret (YİD) modelini yat limanı yapımında da uygulamaya koyduklarını ifade eden Yıldırım, 'Büyük başarı sağlanan YİD modeli, yurtdışında 'Türk modeli' olarak örnek alınmaya başlandığının da altına çizdi.
Bakan Yıldırım, yat turizmini kullanan turistlerin yüksek gelir grubunda olduğuna dikkat çekerek, 'Türkiye'ye gelen turistlerin neredeyse yüzde 80'i orta gelir grubunda. Ancak yüzde 15'i yüksek gelir grubunda yer alıyor. Biz bu oranı artırmayı planlıyoruz. Yat limanlarının artışı ile Türkiye'yi ziyaret eden zengin turist sayısı da artacak' dedi. Bakan Yıldırım, yat limanları alanında yapılacak atakla, buradan sağlanan yıllık 3.5 milyar dolarlık gelirin 8.5 milyar dolara kadar çıkacağını belirterek, 'Akdeniz çanağındaki marina kapasitesinin yüzde 85'ine Fransa, İspanya ve İtalya sahip. Biz de artık payımızı alacağız' dedi.
Şimdi size sorarım. Bu sözlere kim şapka çıkarmaz ki.. Bakın Bakan’ın sözlerine, Akdeniz’de Marina kapasitesinin yüzde 85’ine kim sahipmiş. Neden Türkiye olmasın.. İşte bu anlamda atılacak olan her adım Türkiye’nin denizden gelir kapılarını da sonun kadar açacaktır. Dolayısıyla Bakan Bey’in sözlerini bu sözleri çok önem taşımaktadır ve atılacak adımları desteklemek de her Türk vatandaşının görevi olmalıdır.

Elbette yapılacak olan marinalar veya bağlama yerleri ya da çekek yerleri doğaya zarar vermeden, doğaya saygı duyularak yapılmalıdır. Ancak mutlaka yapılmalıdır. Yoksa Hem denizcilik hem de denizcilik gelirleri güdük kalacaktır..

Unutulmamalıdır ki, denizcilik geliri sadece büyük tankerlerin veya gemilerin yaptığı taşımacılık değildir. Yelken, yat, tekne veya balıkçı teknelerine hizmet veren yüzlerce yan sanayi dalı vardır.. Bu alan ne kadar gelişirse, binlerce insan da iş olanağı bulacaktır..  
Bağlama kapasitesi 25 bin yata çıkacak.

Şimdi yeniden Ulaştırma Bakanı Yıldırım’ın sözlerine denelim. Yıldırım, Batı Akdeniz'in kirlenmesi ve işletme ücretlerindeki artış nedeniyle yat turizmi açısından Türkiye'nin cazip duruma geldiğini dile getirdi. Yıldırım, 'Ülkede kamu ve özel sektöre ait işletilen 45 adet yat limanı ve yat çekerek yeri bulunuyor. Bunların toplam yat bağlama kapasitesi 14 bin adet. Yatırım programımızdaki projelerin kademeli olarak tamamlanması ile yaklaşık 11 bin 200 adet yat bağlama kapasitesi yaratılacak ve kapasite 25 bin 200 adeta ulaşacak' şeklinde konuştu.

Allah aşkına söyler misiniz bu Türkiye açısından müjde değil de nedir..?

2010 yılı ortalarında tamamlanacak olan Yat Turizmi Master Planı'na göre, Türkiye'nin yat bağlama kapasitesinin 2023'te 30 bine, 2030'da da 50 bine çıkarılmasının hedeflendiğini kaydeden Yıldırım, 2023 yılına kadar yat turizm gelirlerini 10 milyar dolara yükseltmeyi hedeflediklerini vurgulandı.
Bakan “yat” kelimesiyle mega ve büyük  motorlu yatları kastediyor. Yani Sayın Bakan aynı zamanda büyük balığın peşinde.

KESİNLİKLE ATLANMAMASI GEREKEN BİR KONU

Bütün bunlar yapılırken, yat turizmi master planına  vatandaşlarımızın yelken ve deniz sporlarına kolaylıkla ulaşmaları dahil edilecek mi? Edilmezse master plan büyük fiyasko olur. İşte bu yüzden fiyasko olmalıdır.

Çünkü, yelkenli yatların, gezi ve spor amaçlı kullanılan teknelerin gerçekten büyük sorunu vardır. O da barınma ve bağlanmadır.  Kısacası yelkenciliğin, gezi denizciliğinin gelişimini sağlayacak, yat turizmin de bu master plana dahil edilip edilmesi, Türkiye’nin denizcilikten elde edeceği gelir kaynakları ve istihdam açısından hayati önem taşımaktadır.


Bunları da Beğenebilirsiniz