"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

28 Şubat'tan çıkış güzergahı

Ertuğrul ÖZKÖK

Son günlerin teorik sorularından birisi de şu: Özal dönemi ekonomik atılımlar bakımından neden cumhuriyet döneminin en devrimci dönemiydi?

İlk cevap, Özal'ın cesur ve akılcı politikalarından dolayı...

Hiç kuşkusuz bunun payı var.

SADECE BU MU

Ama sadece bu mu?

İkinci faktör... Arkasında askeri bir dönemin disiplinli desteği vardı.

Bu da olabilir.

Ama üçüncü bir etken daha yok mu?

Özal, Türk toplumunun dört ana eğilimini bir araya getirmişti.

O dönem, bu dört ana eğilimin meşru bir zemin üzerinde aynı parti içinde koalisyon yaptığı dönemdi.

Yani ana eğilimler, çatışma içinde değil, meşru bir zemin üstünde birlikte hareket ediyordu.

Sorunlar ne zaman belirginleşmeye başladı?

Bu eğilimler meşru birliktelik yerine, yeniden çatışma içine girdiği zaman.

Ve Türkiye'nin istikrar sorunları da böyle başladı.

Şimdi tartışılan konu şu:

Acaba Türkiye, ana eğilimlerini yeniden meşru zeminde bir araya getirebilir mi?

Getirebilir...

Ancak bu birlikteliğe katılacak olan siyasi taraflar elleri temiz ve güçlerini dengeleyecek bir zeminde masaya oturabildikleri takdirde.

Refahyol'un en büyük sorunu, koalisyonu oluşturacak tarafların eşit olmayan koşullarda masaya oturmalarıydı.

DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, sırtındaki Yüce Divan ürpertisi ile masaya oturmuş ve Refah Partisi'nin meşruiyet sınırlarına tecavüz eden davranışlarına karşı tepkisiz kalmıştı.

HATANIN BAŞLANGICI

Bu dengesizlik, hem DYP için hem de Refah Partisi için tarihi bir yanlışlığın yolunu açmıştı.

İçindeki radikal unsurların gölgesindeki Refah, 19'uncu yüzyıldan beri gelen bir davanın rövanşını alma fırsatı olarak gördü.

Tarikat liderlerinin Başbakanlık Konutu'na davet edilmesi...

Arkasından Ayasofya'nin ibadete açılması, Taksim'e cami, İran politikasındaki ölçüsüz açılımlar ve radikal Refah'lıların toplumu rahatsız eden demeçleri Türkiye'yi 28 Şubat noktasına getirdi.

Bugün Türkiye'de sağduyulu insanlara, Refahyol mu daha meşruydu, yoksa 28 Şubat mı diye sorduğunuz zaman alacağınız cevap açıktır.

28 Şubat süreci, toplumun büyük çoğunluğu tarafından destek görmüştür.

Ne yazık ki gerçek budur.

Şimdi siyasetin normalleşme sürecinin başlaması gerekiyor.

Normalleşme nedir?

Cevabı çok basit. Siyasetin meşru zemine girmesi.

Fazilet Partisi'nin merkez sağ veya merkez sol partilerden biriyle yapacağı koalisyonla, toplumun büyük çoğunluğu tarafından meşru kabul edilebilecek bir siyasi iklime geçilmesi.

YIKANMIŞ ELLER

Bunun için de bütün partilerin ve liderlerin ellerini yıkamış olarak masaya oturacakları bir siyasi coğrafya gerekiyor.

Tabii oyuna dahil partilerin ve özellikle de Fazilet Partisi'nin bugünlerde sergilediği meşruiyet ve sağduyu zemininden ayrılmaması koşuluyla.

Bunun ön şartı da seçim sürecinin çok iyi kullanılmasıdır.

Partiler, seçim sonrasındaki koalisyon ihtimallerini dikkate alarak ölçülü bir kampanya yürütmelidirler.

Seçim sonrasında bir intikam döneminin açılacağı izleniminin yaygınlaştırılması normalleşmeyi olumsuz etkileyecektir.

Özellikle Fazilet Partisi, bu seçim kampanyasını Türkiye'de meşru siyasete geçiş için bir rehabilitasyon süreci olarak kullanmaya dikkat etmelidir.

Bir gazetecinin evinde yapılan toplantının bir nevi intikam cephesi olarak algılanması, kamuoyundaki beklentinin ne olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

GELECEĞE İPOTEK

Türkiye'de siyasetin normalleşmesi işte bu sağduyu güzergâhının üzerinde bulunuyor.

O yüzden türban meselesini, 28 Şubat olayını seçim kampanyasının malzemesi haline getirmeye çalışanlar, kampanyanın üslubunu intikamcı ve rövanşçı bir söylem üzerine inşa edenler, geleceği de ipotek altına alıyorlar.













X