"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

28 Şubat’ta böyle baskı görmedik

CNN’de Taha Akyol programında tartışan dört ciddi ilahiyat profesörünün söylediklerini dinledikten sonra anlıyorsunuz ki, ilahiyat eğitiminde bilim, kapı dışarı atımlı, mezhepçi bir bakış açısıyla yapılan müfredat değişikliğine Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu dedi ki: “Osmanlı medreselerinde bile olmayan 18 saat Kuran dersi konmuştur, eğitim kalitesi yerlerdedir. 28 Şubat’ta böyle baskı görmedik biz. Hiç bilim adamlarına sormadan bunları yaptılar, amaçlarının ne olduğunu bilmiyorum.”

‘Felsefe’ ve ‘kelam’ın insanı dinsiz yapar diye düşünüldüğü anlaşılıyor. Tek formda İslam öğretilmesi isteniyor belli ki...
Prof. Dr. İlhan Kutluer:
“Tüm müfredat budandı. Alevi uzmanı nerede yetiştireceksiniz? İslam sanatları, medeniyeti ve musikisi yok ediliyor. Talihsiz bir durum!”
Küreselleşen bir dünyada dinle ilgili birçok kavramla karşılaşılan bir dünyada zihinleri steril yapmaya çalışan AKP iktidarı sadece iyi Arapça konuşmaya takmış durumda anlaşılan. Prof. Dr. Saim Yeprem de ortaokul muamelesi yapılan üniversitenin altını çizdi ve şöyle dedi: “Bu düzenleme ilim ahlakına aykırıdır. Günün bilgisini, verilerini anlamadan tefsir yapmak mümkün değildir. Eski tefsirleri okuyarak bugüne anlam bulmamız imkânsız!”
Yeprem
dahil tüm ilimadamları dünyadan kopuk, sadece Kuran öğrenen insanların hangi amaca hizmet edeceğini anlamadıklarını belirttiler.
Türk İslam anlayışına ciddi bir darbe vuran bu zihinsel bataklıkta bilim üretilemez!

Gülen, gündelik politika ile uğraşmaz

FETHULLAH Gülen vekili Av. Orhan Erdemli, köşemizde ‘Süleymancılardan Hizmete gönderme’ (31.08.2013) başlıklı yazıya bir açıklama gönderdi.
Eski Ulaştırma Bakanı ve kanaat önderi Ahmet Denizolgun, Taraf gazetesinde ‘Süleymancılar cemaati MHP’ye destek verecek’ haberi üzerine Yeni Alanya gazetesine bir açıklama yapmış ve bu haber ‘Siyaset konuşmayız’ başlığıyla verilmişti. Ertesi gün biz de ilginç bulduğumuz bu açıklamayı köşemize aldık.
Denizolgun’un kendisinin ve cemaatinin sürekli siyasetle ve siyasetçilerle ilişkilendirilmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirirken, bunun amacını da şu sözlerle ifade ediyordu: “Bu (MHP ile ilişkiler) olsa olsa hükümete yakın olmak isteyen bir kesimin işidir. Sanırım, Fetullah Gülen cemaati, hükümetle bozulan ilişkilerini onarmak için bizim adımızı kullanmaya çalışıyor...”
Erdemli’nin bu konuşmaya gönderdiği yanıt şöyle: “Gazetenizde yayınlanan ‘Cevap ve Düzeltme’ye konu yazıda eski Ulaştırma Bakanı ve kanaat önderi A. Ahmet Denizolgun’un, Taraf gazetesinin ‘Süleymancılar cemaati MHP’ye destek verecek’ şeklindeki iddiasını yalanladığı belirtilmiştir.
Söz konusu yazıda Ahmet Denizolgun’a atfen, “Bu olsa olsa hükümete yakın olmak isteyen bir kesimin işidir. Sanırım Fethullah Gülen cemaati, hükümetle bozulan ilişkilerini onarmak için bizim adımızı kullanmaya çalışıyor. ‘Bakın işte size en yakın biz varız. Onlar da sizinle değil. Bizi de kaybetmeyin’ mesajını bu tür maksatlı ve gerçekdışı haberler yayarak vermeye çalışıyor olabilirler” şeklinde bir açıklamaya da yer verilmiştir.
Öncelikle belirtmek isteriz ki, müvekkilim, Muhterem Denizolgun’un suizanna dayalı, haksız yere suçlayıcı böyle bir açıklamada bulunmuş olacağına ihtimal bile vermek istemez. Zira Muhterem Fethullah Gülen, Süleyman Hilmi Tunahan’ı, “Süleyman Efendi Hazretleri’ olarak derin bir saygıyla anar ve kendisinden “Hayatı boyunca ehl-i sünnet ve cemaat düşüncesinin sadık ve kararlı bir müdafii olarak yaşamış”, “eşine ender rastlanır yorulma bilmeyen bir mücahade insanı” olarak bahseder. Talebelerinin devam eden Kuran hizmetlerini de her zaman takdir ve dua ile anar.
Sayın Gülen bütün ömrü boyunca yazı ve konuşmalarında insanları kişi ve camialar aleyhinde menfi konuşmalardan gıybettin, iftiradan sakındırmış; kendisi de haram gördüğü ve bu tür olumsuz tavırlar içinde hiçbir zaman bulunmamıştır.
Müvekillimin gündelik politik faaliyetlerle uğraşması söz konusu değildir. Sayın Gülen’in hayatı boyunca gösterdiği bütün tutum, davranış ve gayretlerinin yegâne amacı Allah’ın (c.c) rızasını kazanmaktır.
Fethullah Gülen Vekili
Av. Orhan ERDEMLİ

Ne için demokrasi

DEMOKRASİYE inanmayan, demokrasi amaç değil diyen birisinden demokrasi paketi beklemek saflıktır.
Demokrasi amaçları değilmiş. Yani demokrasi yerleştirilmeyecek, güçlendirilmeyecek.
Demokrasi, gizli amaçları için kullanılacak, tramvaya benzettiği demokrasiden, isteyince inecekmiş.
Dinçer ÖNAL Hukukçu

İDO, Adalar’ı sevmiyor

İDO Bakırköy-Bostancı tam 7.50 TL; indirimli 3.75 TL
Bostancı-Adalar tam 5.50 TL, indirimli 3.90 TL
Bunun gerekçesini İDO’ya sordum, mantıklı bir açıklama gönderemediler.
Sizce mantıklı bir açıklaması var mı? Bana göre İDO, Adalar’da oturanları yolunacak kaz olarak değerlendirerek bu uygulamayı
yapmıştır.

BEDAŞ’ta zam taktiği

BEDAŞ tarife değişikliği yaparak yüksek faturalar gönderdi.
Biz 3 zamanlı tarife kullanırken tek zamanlı tarifeye dönüştürüldük.
Şöyle bir söylenti var:
Tekrar 3 zamanlı tarifeye geçmek için ekstra abonmanlık ücreti tahsil edecekler diye, ki bu haksız bir talep olur. Bunu köşenizde değerlendirin.
D.E.

Kılıçdaroğlu ve Sarıgül görüşmesi neden olmadı

İLK kez geçen salı günü köşemizden yazmıştık; Kılıçdaroğlu ile Sarıgül, Ankara’da bir evde bir araya gelecekler, diye...
Bu haber Ankara gazetecilerini hareketlendirdi; CHP Genel Merkezi ‘gözetim’ altına alındı; Kılıçdaroğlu hem kendi katından hem de garajdan.
CHP’li eski milletvekili Ali Topuz’un girişimleri, medyanın ilgisi yüzünden gerçekleşmedi.
Gazeteciler araştırdılar.
Kılıçdaroğlu, Ankara randevusuna “Şimdilik elzem değil. Siz çalışın...” diye haber gönderdiği öne sürüldü Sarıgül’e...
Sarıgül, yarınki Trakya (Silivri, Tekirdağ, Malkara, Keşan) gezisinin -belki de Kasım’a kalabilir- kendisi için bir fırsat olduğunu ‘düşündüğünü’ çevresine söylüyor; “Daha sağlıklı bir ortam yaratabiliriz.”

CHP örgütlerinin, Trakya çıkışında Sarıgül’e ilgisi ‘test’ olacak bir anlamda.
Yakın çevresine bakılırsa “CHP İstanbul’da adayını buldu” ama hangi utangaçlık ve çekinceden açıklanmıyor bu adaylık... Hesaplar ne; daha çok kim yapıyor bu hesapları.. İşte anlaşılmayan sorun bu!

Köprü için kesilen 2.5 milyon ağacın vebalini kim ödeyecek

TÜRKİYE’nin tarihindeki kara leke 12 Eylül darbesinin 33’üncü yıldönümünü yaşadığımız şu günlerde, 12 Eylül darbecilerinin insan katliamının yanına ek olarak doğa katliamı yaşadığımız bir dönemdeyiz. Kenan Evren’ler insanlığa düşmandı, şimdiki yönetim hem insanlığa hem de doğaya düşman oldu. Recep Tayyip Erdoğan’ın Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu 27 Mart 1994 tarihinden bu yana 19 yıldır İstanbul’u yöneten zihniyet, bu güzel kenti oksijensiz, yeşilsiz, tarımsız bırakmıştır.

3. KÖPRÜ ONAYLANDI

İstanbul’un oksijen deposunu tahrip edecek, bölgedeki tarımı bitirecek 3. Köprü’nün yapımıyla ilgili imar planı İBB Meclisi’nden geçti. İstanbul’un hem tarım hem de oksijen bölgesi olan ve Kuzey Ormanları’na ciddi bir tahribat yaratacak 3. köprünün inşaatı ciddi tartışmalara yol açmıştı. Köprü’nün yapımına izin veren 2013/1673 dosya sayılı “Beykoz ve Sarıyer İlçelerinde 3. Köprü İstanbul Boğazı Geçiş Nazım ve Uygulama İmar Planı hakkında Ulaşım ve Trafik Komisyonu ile İmar ve Bayındırlık Komisyonu Müşterek Raporu” İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi’nde AKP’li üyelerin oylarıyla kabul edildi.
Gül tarafından verilen ismi nedeniyle büyük tepki çeken Kuzey Marmara Otoyolu projesi kapsamındaki proje çerçevesinde; ulaştığımız bilgilere göre, bölgede kesimi yapılan ağaç sayısı yaklaşık 2,5 milyon oldu. Bu da yaratılan tahribatın boyutlarını göstermesi bakımından çarpıcı bir veri.

SEHVEN KESİLEN AĞAÇLAR

Kısa bir süre önce 3. Boğaz Köprüsü’nün projede belirtilen yerin dışında yanlış bir noktada yapıldığı ortaya çıkmış, çok sayıda ağacın bu gerçeğe kurban edildiği de ortaya çıkmıştı. Ancak Hükümetten hiçbir yetkili çıkıp konuyla kamuoyunu bilgilendirmemiş, bir özür dilememişti. AKP Hükümeti’nin 11 yıllık iktidarının bariz göstergesi olan “Ben yaptım oldu” mantığı binlerce ağacın yanlışlıkla kesiminde de ortaya konmuştu. Her zamanki yaptıkları gibi ‘sehven’ kesimde, olan ağaçlarımıza, yani İstanbullunun oksijen deposuna oldu.
3. köprü inşaatı ile ilgili meslek odaları ve sivil toplum örgütlerinin açtığı yaklaşık 30 davaya rağmen, henüz hukuk süreci devam ettiği için ağaç kesimine de engel olunamadı.
Olimpiyat tartışmalarının yaşandığı bir dönemde, yurttaşların Olimpiyatları kimin kaybettiğini iyi görmesi gerekmektedir. Yurttaşlar şu soruya yanıt arasınlar: Olimpiyatları demokratik haklarını aradığında biber gazı ve kimyasal katkılı tazyikli su yiyenler mi kazanmamızı engelledi yoksa, 2,5 milyon ağacı kesenler, yurttaşlarına yeni 12 Eylül’ler yaşatanlar mı engelledi?
ERDAL KESKİN- CHP Emek Platformu Hareketi Sözcüsü

‘Bir derece’ soruları

15.01.2005’ten önce göreve başlayan tüm kamu görevlileri ‘Bir Derece’ uygulamasından faydalanmıştır. Ancak sonrakiler böyle bir haktan mahrum kalmışlardır. Buna göre cevaplanması gereken sorular şunlardır: 1- Peki acaba neden bu tarihten sonra göreve başlayan kamu görevlileri bu haktan faydalanamamaktadır?
2- Bu durumun arkasındaki temel düşünce/mantık nedir?
3- Hangi gerekçe kamu görevlileri arasındaki adaletsiz-eşitliksiz uygulamanın devamına neden olabilir?
4- Bu hak neden seçim yatırımı olarak görülmektedir?
5- Bütün bu serzenişlere rağmen neden hâlâ bu eşitliğe aykırı uygulamada ısrar edilip, görmezlikten gelinmektedir? Teşekkürler...
Nejla ÇEVİK

X