"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

27 Nisan’da Hasan Cemal ne yazmıştı

BUGÜNLERDE “27 Nisan’da kim ne yazmıştı?” diye haber yapmak moda ya...

Ben de modaya uydum. Ve Hasan Cemal’in 27 Nisan’da ne yazdığına baktım.

Yalnız ben “e-muhtıra”nın verildiği 27 Nisan 2009’a değil, ondan birkaç yıl önceki 27 Nisan’a baktım. Yani 27 Nisan 2002 tarihine...


27 Nisan 2002... Hasan Cemal diyor ki:

“Türkiye iyi yönetilseydi, siyasette Tayyip’ler, radikal uçlar güçlenmezdi.”

27 Nisan 2002... Hasan Cemal diyor ki:

“Türkiye’de sorun kimilerinin sandığı gibi asker sorunu değildir.”

27 Nisan 2002... Hasan Cemal diyor ki:

“Siyaset kurumu tıkır tıkır işliyor olsaydı, asker kışlasından çıkmaz ya da bazen sesini yükseltme ihtiyacını hissetmezdi.”

27 Nisan 2002... Hasan Cemal diyor ki:

“Asker bir yanda, irtica bir yanda... Bu ikisini aynı kaba koymayı ‘demokrasi havariliği’ sanmak tam bir yanılgıdır. Askere haksızlıktır!”


Hasan Cemal, “özeleştirisini verme becerisi”ni kanıtlamış bir yazardır.

Mesela... 12 Mart döneminin özeleştirisini verdi... “Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım” adlı kitabıyla...

Mesela... Cumhuriyet gazetesi döneminin özeleştirisini verdi... “Biz Cumhuriyet’i Çok Sevmiştik” adlı kitabıyla...

Sanırım şimdi sıra yeni bir özeleştiride... Eğer 2000’lerin özeleştirisini de yazarsa...

“Kitap ismi” olarak benim iki önerim var:

“Ezan Sesiyle Uyanmak” ya da “Sayın Başbakan’a Tayyip dediğim günler”...

Bay Arato nasıl kötü adam oldu?

BUGÜNLERDE
ünlü siyaset kuramcısı Andrew Arato’ya çakma modası var.

Neden?

Çünkü Arato, Milliyet’ten Devrim Sevimay’a verdiği röportajda hükümetin getirdiği Anayasa değişiklik paketine karşı çıktı. “Yandaş cephe” dört koldan Arota’nın üzerine çullanıyor. Neler demiyorlar ki adam için...

“Türkçe bilmez” diyorlar... “İthal malı” diyorlar... “Ne anlar Türkiye’den?” diyorlar...

Diyorlar da diyorlar.

Oysa aynı Andrew Arato, AK Parti hakkında açılan kapatma davasından önce de Milliyet’ten Devrim Sevimay’a röportaj vermişti...

Şöyle diyordu:

“Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya’nın 182 sayfalık iddianamesi gülünçtür. Yüzde 47’yle gelmiş ve bu kadar popüler bir lideri olan partiyi böyle bir iddianameyle kapatırsanız herkes şoke olur. ABD, AB ve en önemlisi Türk halkı... AK Parti’yi kapatırsanız artık sınırın öbür tarafına geçersiniz.”

Bugün Arota’ya sövenler, o günlerde Arota’yı baş tacı ediyorlardı. Kimsenin aklına Türkçe bilmediği, dış mihrak olduğu, Türkiye’den ne anladığı gelmiyordu.


Sabahın bir sahibi var

BUGÜN
1 Mayıs... Yıllar sonra ilk kez Taksim Meydanı’na girilecek.

Ve benim kalbimde 1977’nin 1 Mayıs’ında katledilenler, kulaklarımda ise Ruhi Su’nun 1 Mayıs 1977 için bestelediği marş var... Nasıl mıydı o marş?

Şöyle bir şeydi:


 “Bin dokuz yüz yetmiş yedi / Unutulmaz yılın adı / 1 Mayıs bayramı idi / Sorarlar bir gün sorarlar / Sabahın bir sahibi var / Sorarlar bir gün sorarlar / Biter bu dertler acılar / Sararlar bir gün sararlar.

5 yüz bin emekçi vardık / Taksim Meydanı’na girdik / Böyle bir İstanbul gördük / Sorarlar bir gün sorarlar / Sabahın bir sahibi var / Sorarlar bir gün sorarlar / Biter bu dertler acılar / Sararlar bir gün sararlar”


Gençlere beş öğüt

BİR:
Gençlik buhranlarına kapılmaktan hiç korkma... Çünkü ileri yaşlarında böyle bir lüksün olmayacak.

İKİ: Hiç kimseyi “dönek” diye eleştirme... Çünkü zamanla mutlak surette dönmen gerekecek.

ÜÇ: Fırsat buldukça sabahla... Çünkü bir gün bir bakacaksın ki saat 23.00’te gözün yatağa gidiyor...

DÖRT: Koluna pazıbent geçirip marş söyle... Çünkü militanlık yapmak için çok az vaktin var.

BEŞ: Sefil bir şekilde Avrupa’yı trenle dolaş... Çünkü bir süre sonra harikalar diyarından anılara ihtiyaç duyacaksın.

İsmail Cem Ödülleri’ne itirazımın beş nedeni

BİR: Türk televizyonlarında bir ödül mekanizmasının içini dolduracak denli nitelikli, özgün, farklı işler yapılmıyor.

İKİ: Türk edebiyatını yağmalayanlar ile sündürme şampiyonlarını ödüllendirmek, iyilik değil kötülüktür.

ÜÇ: Türkiye’de henüz bir ödül törenini organize edecek çapta organizasyon yeteneği gelişmemiştir.

DÖRT: ABD’deki ödüllerin benzerlerini Türkiye’de yapabilmek için, ABD’de yapılan işlerin benzerlerinin Türkiye’de yapılması gerekir.

BEŞ: “İyi niyet” her zaman iyi sonuç doğurmaz...

X