Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

26 şarap firmasına dava

İÇKİ satışları sınırlanıyor, peşinden yalanlar geliyor.

O yalanlardan biri, “içki satışları kayıt dışı kalıyor, bu yönetmelik kayıt dışı içki satışlarını kayıt altına alıyor” diyor. Yani, vergi kaçakçılığı önlenmiş oluyor-muş.
Resmi istatistikler öyle demiyor. Örneğin, 2007’de 27 milyon litre şarap üretildiği bildirilirken, 2009’da şarap üretimi 48 milyon litreye çıkıyor. Kayda giren içki üretimi açıkça artmış.
Yönetmelikle birlikte başlayan tartışma Yargıtay’ın kararına benziyor. Ne zaman ki, tutuklama süresini Yargıtay on yıl ilan ediyor, altı yıl önce kabul edilen yasa herkesin başına o zaman dank ediyor.
İçki yönetmeliğinde de, benzer bir durum var.
YARGILAMASI DEVAM EDENLER
Tütün ve alkollü içkiler piyasasını düzenleyen yasa AKP Hükümetinden önce, 2002’de çıkıyor.
AKP döneminde 2008’de bu yasada sessiz sedasız bir değişiklik yapılıyor. O değişikliğe göre:
Herhangi bir içki firması hakkında şu ya da bu nedenle dava açılırsa, “yargılaması devam edenlerin dağıtım belgesi iptal edilir” diye bir cümle ekleniyor.
“Yargılaması devam edenler...”
Henüz mahkeme kararı yok, henüz suç var mı, yok mu, belli değil. Ama, madem ki, yargılama devam ediyor, o zaman o firmanın içki dağıtım belgesi iptal ediliyor.
Ceza, mahkeme kararından önce geliyor. Hukuk mantığına, uygulamasına, hukuk devletine tepeden tırnağa
aykırı bir durum.
Dağıtım belgesinin iptali, dağıtama-yacağına göre, o firmanın üretimini durdurması demek. Firmanın iflası, orada çalışanların işsiz kalması anlamını taşıyor.
Suç sabit görülürse, hapis ve para cezası var. Hepsinden önce dağıtım belgesinin iptali var.
Ya mahkemede beraat ederse ne olacak? O iflası, o işsizlerin durumunu kim karşılayacak?
Hakkında dava açılıp, üretimi durdurmak zorunda kalan halen 26 şarap firması var.
ANAYASA MAHKEMESİ’NE
Bu arada çok ilginç bir gelişme oluyor.
İçki firmalarına karşı açılan davaların görüldüğü Ankara 14. İdare Mahkemesi hukuk mantığına bağlı kalıyor, Nisan 2010’da Anayasa Mahkemesine başvuruyor:
Avrupa İnsan Haklarına aykırılık gerekçesiyle, yasanın bu maddesinin iptalini istiyor.
Firmaları iflasa sürükleyen, insanları işsiz bırakan bu üç kelimenin, “yargılaması devam edenler” bölümünün yasadan çıkartılmasını istiyor.
Bu da, içki tartışmasında farklı bir boyut. Belli ki, adım adım uygulanan, etraflıca düşünülmüş senaryo önceden hazır.
Önce içki firmalarına darbe, ardından içki yasağı düzenlemeleri.

Geçmiş olsun Ertuğrul

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan lafı dolandırmadan, kestirip atıyor:
“Heykele ucube dedim”.
Bu net tavır, eski arkadaşım, icabında sosyal demokrat Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ı can evinden iki defa vuruyor.
İlki, bir Kültür Bakanı, heykellere ucube denilmesine kural olarak karşı çıkması gerek. Karşı çıkıyor ama, Erdoğan’ın net sözü, Ertuğrul’un Kültür Bakanı sıfatını yerin dibine batırıyor.
İkincisi, Erdoğan Kars’ta heykele ucube dediğinde, Ertuğrul Günay medyanın önüne çıkıyor, göğsünü gere gere, “Başbakan heykele ucube demedi” diyor, Başbakanı korumaya kalkıyor.
Günay daha önce de, Çevre Bakanı ile ters düşüyor. Geçenlerde Topkapı Sarayına müdür atanıyor, o kişi Müze Başkanı İlber Ortaylı için ileri geri laflar ediyor, Günay yine altta kalıyor.
Şimdi iş daha ciddi, Başbakana ters düşüyor. Ne olacak şimdi Ertuğrul? Bulursun, sen bulursun bir gerekçe ve o koltukta oturmaya devam edersin.
Seni iyi tanırım, şu anda kendini ne kadar yalnız hissetiğini tahmin ediyorum. Ama, ünlü söz var ya, kendi düşen ağlamaz, Ertuğrul.

Astronot için İslam ülkesine rica

İKİ Arap ülkesine ziyareti sırasında Başbakan Erdoğan bulunduğu ortamdan etkileniyor olmalı.
İslam ülkelerini vurgulayarak, “biz bize yeteriz” diyor. Biz, dediği İslam Ülkelerinin toplam nüfusu dünya nüfusunun yüzde 22’si. Dünyada yaklaşık her beş kişiden biri Müslüman.
Bu kadar nüfusa rağmen, İslam ülkelerinin toplam üretimi dünya üretiminin sadece yüzde 7’si.
Bu üretim kapasitesi ve buna denk düşen teknolojiyle, bilimsel gelişme ile İslam ülkeleri birbirine nasıl yetiyor, anlamak güç.
Aslında o kadar da değil. Amerika yerine, herhangi bir İslam ülkesinden, uzaya bir Türk astronotun gönderilmesini isteriz, birbirimize yeteriz.

X