Gündem Haberleri

    24 rektör için geri sayım başladı

    Hürriyet Haber
    04.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    YÖK’ten alınan bilgiye göre, rektörlük görev süreleri, Süleyman Demirel Üniversitesi’nde Haziran, Galatasaray Üniversitesi’nde Temmuz; Akdeniz, Ankara, Atatürk, Boğaziçi, Cumhuriyet, Çukurova, Dicle, Dokuz Eylül, Ege, Erciyes, Fırat, Gazi, Gaziantep, İnönü, İstanbul Teknik, Karadeniz Teknik, Mimar Sinan, Ondokuz Mayıs, ODTÜ, Trakya, Uludağ ve Yıldız Teknik üniversitelerinde ise Ağustos ayında doluyor.

    Vakıf üniversitelerinde rektörlük seçimi yapılmazken, diğer üniversite rektörleri ise 2001, 2002 ve 2003 yılında değişecek.

    Seçimlere aylar olmasına rağmen, adaylar yavaş yavaş ortaya çıkmaya, program ve vaatlerini anlatmaya başladılar. Öğretim elemanlarının örgütlendiği sendika ve dernekler ise aday çıkarmak yerine, rektör adaylarını ve öğretim üyelerini yakın takibe aldı. Propaganda çalışmalarının üniversitelere yakışır olmasını isteyen örgütler, özelikle üniversitelerin özerkleşmesi ve demokratikleşme konusunda rektör adaylarının görüş ve projeleri üzerinde duruyor.

    PADİŞAH KADAR GÜÇLÜ:Öğretim Elemanları Sendikası Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Önder, üniversitelerdeki rektörlük seçimlerini, YÖK’e karşı tutumları nedeniyle „göstermelik“ bulduklarını belirterek, öğretim elemanlarının de bu suça iştirak etmek zorunda kaldığını savundu. Öğretim elemanlarının gücünün, sistemi toptan reddetmeye yetmediğini ifade eden Önder, gelinen noktada seçim ya da atamanın çok önemli olmadığını, yönetim biçiminin önemli olduğunu anlattı.

    Üniversitede rektörlerin, yetkileri bakımından “çok güçlü“ olduklarını kaydeden Önder, „Kadro, bütçe, fon yönetimi de dahil olmak üzere rektörler, padişah kadar güçlü. Yetkiler, alt organlarda olmalı, rektörlük sembolik bir görev haline dönüştürülmeli“ dedi.

    Sorunun, üniversitelerin özerkleştirilmesi ve demokratikleştirilmesi içinde ele alınması gereğine işaret eden Önder, sorun aşılmadıkça seçim ya da atamanın, beklentilere yanıt veremeyeceğini öne sürdü.

    Rektörlük seçimlerine aylar olmasına rağmen, „seçim“ döneminin başladığını anlatan Önder, ÖES olarak bu sürece doğrudan müdahale yerine, adayların amaçlarını anlatmaları için çeşitli toplantılar düzenleyeceklerini söyledi. Aday belirlemekten kaçındıklarını anlatan Önder, „Adayların, YÖK’e rağmen üniversitelerin demokratikleşmesi konusunda ne gibi çalışmaları olabileceğini duymak istiyoruz“ dedi.

    Önder, seçim sürecinde rektör adaylarının „politikacı“ gibi davrandığını, gücü, parası ve ilişkileri ölçüsünde propaganda yaptıklarını savundu. YÖK’ün seçimlerdeki tutumunu eleştiren Önder, „Cumhurbaşkanı prosedüre uyuyor, ama ara süzgeç olan YÖK, yaptığı sıralama değişiklikleri ile hukuk ahlakına uymuyor“ dedi.

    SEÇİMLERDE "SİYASETİN GÖLGESİ":İzmir Üniversiteleri Öğretim Elemanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Hamza Bulut ise YÖK’ün oluşumu itibariyle „siyasetin gölgesi“ altında olduğunu savundu.

    Rektörlük seçimlerinin „göstermelik“ olduğunu, gerçek anlamda demokratik bir işleve sahip bulunmadığını öne süren Bulut, „YÖK, kendi çizgisi dışındaki rektöre, yönetim yapısına yaşama hakkı tanımıyor. Üniversiter yapıda, hiyerarşik düzen egemen. Çağdaş demokrasinin ve bilimsel anlayışın temel ilkeleri olan katılım ve paylaşım yaşam bulmamakta, üniversiteler, atanmışlarla yönetilmektedir“ dedi.

    Rektör seçim ve atamalarda „bilimsel kriterler“ aranmadığını, „kasaba politikacılığı„nın etkili olduğunu savunan Bulut, bunun, rektör adaylarının seçim propagandasında görüldüğünü bildirdi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı