"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

23 sene süren acı

Rumuz: Sevenler Mesut Olmaz 1981 ve 2004<br>Merhaba Güzin Ablam, sizi 23 yıl öncesine, 8 Kasım 1981’e götürmek istiyorum.

Hayatım boyunca unutamadığım ve nefes aldığım sürece de unutmamın mümkün olamayacağı o anılarıma. O günkü gazeteyi bir tesadüf olarak bir arkadaşımın vasıtasıyla edinmiştim. Ve bu kupürü, 23 yıldır, cüzdanımda saklıyorum. Bu sırrımı paylaştığım arkadaşlarım beni vefasızlıkla suçladılar ve ‘Hayatında bu kadar önemli bir yer tutmuş birini, mutlaka ara bul ve görüş’ dediler. Çoğu zaman cesaretimi toplayıp aradım ama bulamadım. Şayet şimdi de bulamazsam bir gün mutlaka hiç ummadığım bir yerde ve bir anda karşılaşacağız, buna inanıyorum. O dönemde çok sevdiğim o kadının evlendiğini ve çocuklarının olduğunu biliyorum. Zaten ben de evliyim. Kendi küçük dünyamda mutluyum. Çocuklarıma baktıkça o hanımın masumiyetini, mahcubiyetini, vefasını, ayrıldığımız andaki gözyaşlarını, vakur tavrını görür gibi oluyorum. K.A. hanımdan ayrıldıktan sonra, aşka inanmaz oldum. Ta ki Sayın Bekir Coşkun’un bir yazısında şu satırları okuyuncaya kadar:

‘Aşk: Bir gülü dikeniyle avuçlamaya benzer,

Eller kan içinde kalır

Ama hesabını gülden soramazsın

Her sabah başka bahar olsa da ben uslandım,

Uğramam bahçelerin semtine, gülden yandım.’

Sevdiğim o hanım sizin yazınızdan bir süre sonra, teyzesinin oğluyla evlendi. O günkü koşullar bugüne göre çok farklıydı. Bana kırgın olması ve evlenmesi karşısında ‘Acaba mutlu mu?’ diyerek her zaman endişe duydum. Bugün o yazıyı tekrar okuduğumda bir şey dikkatimi çekti. K.A. hanıma verdiğiniz cevapta, evlenmemize karşı çıktığı için babama yönelik şöyle bir cümleniz geçiyor: ‘Gönül bu, rıza göstermeliydi.’ Ailemin bu evliliğe karşı çıkmakta haklı gerekçeleri vardı. Herkes size sıkıntılarını, sorunlarını yazıyor. Siz de kendi yorumlarınızı katarak çözüm ve önerilerde bulunuyorsunuz. Bu yazıyı yazmaktaki tek amacım, vicdanımı biraz rahatlatmak istemek ve onun mutsuz olabileceği korkusunu biraz olsun üstümden atmak.

Belki şu kısacık ömrümde, doğruları anlatacak fırsatı bulamayabilir. Bu azapla ölebilirim. İtiraf edeyim ki, o yazınızdaki düşüncelerinize saygı duyuyor ama bazı yorumlarınıza katılmıyorum.

Şayet K.A. hanım bu yazıyı okur ya da bir şekilde haberi olursa, adres ve telefon numaralarımı kendisine verebilirsiniz.

İzmir’den M.A.

Sevgili okurum, belki bilmiyorsunuz, ama sevdiğiniz kadının 23 yıl önce, sizinle ilgili üzüntüsünü dile getirmek için yazdığı ‘Güzin Abla’ annemdi. Onun köşesini yedi yıl önce ben devraldım. Ancak şimdi okuduğumda, annemin cevabına aynen katılıyorum. Bu yazıya ben de annemden farklı bir şey yazmayacağımı size açıkça söyleyebilirim. Belki hálá bu tertemiz, pırıl pırıl genç kıza bu acıyı çektirmekten dolayı, hálá vicdan azabı çekiyorsunuz. Acaba hem sizin eliniz ekmek tuttuğuna, hem de o genç hanım çalışıp para kazandığına göre, babanızın ve ağabeyinizin yersiz karşı çıkmasına biraz direnemez miydiniz? Hem de kızcağız, okulunuz ve askerliğiniz süreci içinde sizi bekleyeceğini söylemişken. Sizden umduğu yalnızca bir evlilik vaadiymiş. Hele o günlerde tek istediği, ilişkinizin biraz daha ciddi olmasıymış. Zaten satır aralarında ‘Güzin Abla’ya sitem hissettiğim bu yazınızdan, sizin de bilinçaltınızda bir suçluluk duygusu taşıdığınız açıkça anlaşılıyor. Ancak 23 yıl önceye uzanan tüm bu yaşadıklarınız nedeniyle şu andaki mutluluğunuzu zedelemeniz de anlamsız. Belki de, umarım o da çok mutludur. Belki sizi aramak da isteyebilir. Sitem de edebilir. Ya da aramak gereği bile görmez. Olan olmuş, geçmişteki hataların geri dönüşü yok. Bence ne onun, ne de kendinizin şu andaki huzurunuzu bozmanın anlamı yok. Keşke o zaman farklı düşünebilseydiniz.


Sevenler mesut olmaz

23 sene önce Güzin Abla köşesinde yayımlanan yazı

Rumuz: Ankara’dan K.A.

Kimselere açamadığım dertlerimize çözüm yolları bularak bizleri refaha ulaştırdığınız için size minnet borçluyuz. 21 yaşında kumral, uzun boylu bir kızım. Mazbut bir ailedenim. Resmi bir dairede çalışıyorum. Aynı daireden bir gençle, beklenmedik bir şekilde gelişen bir arkadaşlığımız oldu. Fakat kısa zamanda birbirimize öyle bağlandık ki, anlatamam. İş ciddiye bindiği için, beni babamdan istemeye karar verdi. Fakat önce kendi babası ve ağabeyinin fikrini almak zorundaydı. Babası da, bırakın evliliği, arkadaşlığımızı bile kabul etmemiş. ‘Evlenmek için çok erken, okulu ve askerliğini bitirmeden böyle bir şey kesinlikle olamaz’ demiş. Bu yüzden istemeyerek ayrılmak zorunda kaldık. Onu bekleyeceğimi söyledim, ama yine de olmadı. Ayrıldık. Aradan hayli zaman geçtiği halde, bir türlü kafamdan onu silip atamadım. Üstelik çok da taliplerim oldu. Ama bir başkasını kabul edemedim. Şimdi ne yapayım? Eski samimiyetimiz kalmadı. Ama rastlaştığımız zaman elimde olmadan içim içimi kemiriyor. Bu sorunuma bir çare bulabilirseniz Güzin Ablacığım çok memnun olacağım.

Yavrum, bir kere şu gerçeği kabul et. Bu genç düpedüz babasının gölgesine sığınıp seninle evlenmekten kaçmış. Bir kere bu yaşa gelip, eli ekmek tutan bir erkek, babasını da ikna edebilirdi. Edememişse, sana ‘Söz keselim, madem ki beni beklemeyi kabul edecek kadar bana bağlısın, askerliğimi ve okulumu bitireyim, seninle ondan sonra evleniriz’ diyebilirdi. Ama bu beyin, evlenmek ve sorumluluklar yüklenmek işine gelmemiş. Şu halde ne diye hálá onu düşünüp, taliplerini geri çeviriyorsun? Seni istemeyeni, sana değer vermeyeni sen de unutabilirsin. Akıllı bir kıza benziyorsun, kafacığını çalıştırsana. Seven bir erkek, bekleyeceğini de söylediğin halde, ‘Babam evlenmemize razı değil, beraberliğimizi de istemiyor’ diye, sevdiği bir kızdan vazgeçebilir mi? Babası gırtlağına bassa da, kalbi ona isyan ettirir ve seni gizli mizli görmeye çalışırdı. Daha olmazsa babasına ‘Size saygım vardır, ama gönül bu, rıza göstermenizi isterim, ona söz verdim. Bu benim erkeklik şerefimdir, üstelik de seviyorum lütfen izin verin, hiç değilse nişanlanalım’ der, seni babandan isterdi. Bunlar hep bahane. Onun için aklını kullan kızım, karşına çıkacak mazbut bir gençle evlenmeye bak.
X