Gündem Haberleri

GÜNDEM

    23 Nisan Hürriyet’i ödülleri belli oldu

    Ömür KURT-omur@hurriyet.com.tr
    22.04.2016 - 11:16 | Son Güncelleme:

    Geleneksel hale gelen 23 Nisan Hürriyet’i gazetesi, bugün Hürriyet ile birlikte yayımlandı. En iyi karikatürler, en iyi fotoğraflar ve en iyi yazılar ödüllendirildi. Yüzlerce çocuğun başvurduğu yarışmaya dostluk, sevgi, barış, iyilik, çevre ve kitap okumak mesajları damga vurdu. Daha iyi bir dünyada yaşamayı hak ettiklerini söyleyen çocuklar seslerini yazı, fotoğraf ve karikatürlerle duyurmaya çalışıyor.

    23 Nisan Hürriyet’i ödülleri belli olduEN İYİ KARİKATÜRLER

    Karikatür dalında, en iyi üç eserin sahibi tablet bilgisayar ödülüne layık görüldü. Karikatürlerde öne çıkan mesaj dünyanın daha iyi bir yer olmasının arzulanması ile savaş karşıtlığıydı.

    Mirzali Namazovi, barış simgesi ile süslenmiş bir top ile gerçek barışın vurulmaya çalışıldığını, derin bir hiciv ile gösterdiği için tablet bilgisayar ödülüne layık bulundu.

    23 Nisan Hürriyet’i ödülleri belli oldu

    Ahmet Karaahmetoğlu, havalanmaya hazır füzeleri oyunla devirerek, küresel savaşların oyun olmadığına dikkat çektiği için tablet bilgisayar ödülüne layık bulundu.

    23 Nisan Hürriyet’i ödülleri belli oldu


    Tunç Vardar, barışın kostümlerle sunulmasını eleştirel bir bakış açısı ile görselleştirerek, çizgi film karakterleri ile gerçekler arasındaki farkı ortaya koyduğu için tablet bilgisayar ödülüne layık bulundu.

    23 Nisan Hürriyet’i ödülleri belli oldu


    EN İYİ FOTOĞRAFLAR

    Fotoğraf dalında, en iyi üç fotoğrafın sahibi dijital fotoğraf makinesi kazandı.

    Betül Azak, yurt sevgisini ve cumhuriyet aşkını tek bir fotoğraf karesinde başarı ile bir araya getirebildiği için dijital fotoğraf makinesi ödülüne layık bulundu.

    23 Nisan Hürriyet’i ödülleri belli oldu

    Emir Cenk Aslım, sokak hayvanlarının korunması gerektiğini başarı ile görselleştirdiği için dijital fotoğraf makinesi ödülüne layık bulundu.

    23 Nisan Hürriyet’i ödülleri belli oldu

    Selen Nalbantoğlu, yalnızlık hissini tek bir fotoğraf karesi içinde anlatmayı başarabildiği için dijital fotoğraf makinesi ödülüne layık bulundu.

    23 Nisan Hürriyet’i ödülleri belli oldu

    EN İYİ YAZILAR

    Yazı dalında, en iyi üç yazının sahibi dizüstü bilgisayar ödülüne layık bulundu.

    Kemal Türkçetin mülteci sorunu, savaştan dolayı yurdundan kaçmak zorunda kalan bir çocukla röportaj yaparak dile getirdiği için dizüstü bilgisayar ödülüne layık bulundu.

    Suriyeli kardeşimle röportaj

    Onun adı Malik. Malik henüz 13 yaşında. Oyun parkında diğer küçük kardeşleriyle ilgileniyor, ama arada bir de kendisi kaydıraktan kayıyor. Onunla tanışmak için zaman kolluyorum fakat o gözlerini kardeşlerinden ayırmıyor. En sonunda seslendim.

    Seninle tanışabilir miyim? Dilimizi biliyor musun?
    Evet biliyorum. İsmim Malik.

    Oturmak ister misin Malik? Benim ismim Kemal. Haydi gel, şu banka oturalım. Simit yemek ister misin? (Malik hayli çekinerek oturdu fakat yaşlarımızın yakın olması nedeniyle bir rahatlık da seziyordum.) Kaç yıldır buradasınız Malik?
    İki yıla yakın.

    Nereden geldiniz?
    Suriye.

    (Evet, tek kelime dedi ve sustu! Suriye! Bir an Malik hiç konuşmayacakmış gibi geldi bana.)

    Neden geldiğini biliyor musun?
    Evet biliyorum. Bizim vatanımızda bombalar patlıyor. İnsanlar hep ölüyor. Suçsuz, günahsız insanlar… Sevdiklerimiz, akrabalarımız öldü. Amcam ve onun oğlu öldü.

    (Malik’in gözlerinden korku ve keder akıyordu. Bu arada gözlerini sık sık kardeşlerine çeviriyor, kontrol ediyordu. Sanki her an kardeşlerine bir şey olacakmış gibi tedirgindi.)

    Malik, peki burada olmaktan mutlu musun? Vatanında özlediğin şeyler var mı?
    Tabii ki var. İnsan kendi vatanını özlemez mi? Kim ister vatanından ayrılmak? Evimizi bırakıp geldik. Benim köpeğim vardı, onunla oyunlar oynardık. Ben okuldan gelirken beni hep o karşılardı. Eminim beni çok arıyordur. Belki de o da ölmüştür, bilemem.

    (Malik’i bıraksam, saatlerce köpeğini bana anlatacak. Çok heyecanlanmıştı ama ben araya girdim.)

    Malik, büyüklerine seslenmek isteseydin neler söylerdin? İsteklerin neler olurdu? (Kafasını önüne eğdi, biraz düşündü, iç geçirdi.)
    Onlara derdim ki, bu kocaman dünya neden sizlere yetmiyor? Ben neden buradayım? Sizi sakinleştirmek için söyleyin ne yapmalıyım?

    Malik bunları söylerken parkın kenarındaki çöp bidonuna bir teyze çöp atmış olmalı ki, kapağının sertçe düşmesi Malik’i yerinden sıçrattı. Koşarak kardeşlerinin yanına gitti. Sonradan anladım ki Malik yüksek seslerden çok korkuyormuş. Malik’le tanıştığıma çok sevindim, bir kardeşim olmuş gibi. Çünkü onunla daha sonra tekrar görüşecektim. Öyle sözleştik. Sevgili Malik, sen hiç merak etme. Yarınlarımız daha güzel olacak. Her şey daha güzel olacak. Neden mi? Çünkü büyüklerimizin bilmediği bizim bildiğimiz bir şey var. Seninle ekmeğini, suyunu, memleketini, dağını, ovasını, havasını, pamuk şekerini, simidini paylaşan kardeşlerin olduğu sürece bu evren hepimize yeter. Sen hiç merak etme olur mu? Selam olsun tüm çocuklara…

    23 Nisan Hürriyet’i ödülleri belli oldu

    Karikatür: Didar Aşkın Ayrancıoğlu - Sinop / 10 yaşında

    Alara Albayrak kitap okumanın önemini, okuduğu kitaplardan öğrendikleri ile birleştirerek okuyucuya aktarmayı başardığı için dizüstü bilgisayar ödülüne layık bulundu.

    En büyük hazine

    Herkese iyi bayramlar. Biliyor musunuz, aslında hepimiz o kadar şanslıyız ki! Hepimizin evinde, okulunda hazineler var. Bazı arkadaşlarımız bu hazinelerin farkında, bazıları ise farkında değil. Bu hazinenin adı, kitap! Kitap okuduğumuzda istediğimiz her yere yolculuk yapabilir, macera yaşayabilir ve pek çok şey öğrenebiliriz. Ben ikinci sınıftayım. Okumayı öğrendiğimden beri ailem ve öğretmenim bana çeşitli kitaplar verdi. Hepsini çok severek okudum ve kitaplardan çok şey öğrendim. Bu öğrendiklerimden kısa kısa notlar alarak sınıfımızdaki panoya asıyor ve öğrendiklerimi arkadaşlarımla da paylaşıyorum. 
    Ben büyüyünce bilim insanı olmak istiyorum. Bu yüzden yaşıma uygun bilim kitapları okuyorum. Bazen yaşımdan büyük olanları da okuyorum. Bu bilim kitaplarından o kadar ilginç şeyler öğrendim ki bunları aileme, öğretmenime ve arkadaşlarıma anlatınca onlar bile çok şaşırıyor. Mesela öğrendiğim bazı şeyleri size de anlatayım. Hayvanların büyük çoğunluğu konuşabilir, ama bunu tam olarak bizim yaptığımız şekilde yapmazlar. Ne söylediklerini anlamayız ama çoğu, yiyecek, kavga ve birbirlerini etkilemek için söyledikleri şeyler. Bir bukalemun yüzlerce renge bürünebilir. Hayvanlar bizim göremediklerimizi görebilir, duyamadıklarımızı duyarlar. Memelilerin neredeyse hepsi renk körüdür ve böceklerin çoğu sağırdır. Neredeyse hiçbir hayvan güneşten yanmaz. Uçan arabalar icat edildi ama şu an için bu arabalar çok gürültülü, pahalı ve kullanmak için çok tehlikeliler. Yani biraz daha beklemek zorundayız. Kitaplardan birçok şey öğrendim ve sürekli okuyup öğrenmek istiyorum. Siz de hangi konuyu seviyorsanız o tür kitaplar alın ve okuyun. Çevrenizdekileri bildiklerinizle şaşırtın. Okuduğunuz bitirdiğiniz kitapları da ihtiyacı olanlara gönderin. Kitap okumak bence hayattaki en güzel şeylerden biridir ve kitaplar eşsiz hazinelerdir.

    23 Nisan Hürriyet’i ödülleri belli oldu

    Karikatür: Naim Yavuz İnci-Bursa/11 yaşında


    Ezel Gürkan herkesin çevre sorunlarına karşı duyarlı olması gerektiğini başarılı bir dil ile anlattığı için dizüstü bilgisayar ödülüne layık bulundu.

    Deniz ve insan

    Geçen gün annem bana bir haber okumuştu. Haber şöyleydi: “Kuzey Avrupa kıyılarına balinalar vurdu. Hepsi de açlıktan ölmüştü. Yapılan incelemelere göre hepsinin içinde plastik çöpler var. Buna rağmen insanlar çok duyarsız. Bir sürü insan, balinaların üstüne yazı yazıp görçek (selfie) yapıyorlarmış. Bunları duyunca çok üzüldüm. Geçen yaz da başıma şöyle bir olay gelmişti. Annem, babam, kardeşim ve ben denize gitmiştik. Kardeşimin ayağına cam battı ve canı çok yandı. Neredeyse bütün sahil boş pet şişelerle doluydu. Sigara izmaritleri, yiyecek artıkları her yeri kaplıyordu. Kardeşim atık pil bile gördü. İnsanlar ne kadar çok umursamazdı. Her şey yolundaymış gibi hareket ediyorlardı. Bir kişinin boş pet şişe atmasıyla koca deniz ve sahiller kirlenmez belki ama ya herkes böyle düşünürse ki, gerçek de büyük olasılık böyle bir şey. İnsanlar bir tek benim kirletmemle doğa kirlenmez diye düşünüyor ve milyonlarca insan böyle düşününce olan doğaya oluyor. Doğa hepimizin anası. Kirli ve çöple dolu denizler sadece açlıktan ölen balinaların değil, hepimizin sorunu. Doğa yoksa biz de yokuz! “Ben tek başıma ne yapabilirim?” diye düşünenler olacaktır. Geçen yaz kardeşim ayağına batan camı denize atmadı, gitti çöpe attı. Bu belki küçük bir adım ama her şey böyle küçük bir adımla başlamaz mı zaten? Sözü sınıfta öğretmenimizin anlattığı bir öyküyle bağlamak istiyorum: Bir adam saatlerdir sahilde birkaç adım koşuyor, yerden bir şey alıyor ve denize atıyormuş. Bunu gözleyen başka biri bu adama ne yaptığını sormuş. Adam, “Denize denizyıldızı atıyorum”, diye yanıt vermiş. “Peki, neden?” diye sormuş diğeri. “Güneş çoktan yükseldi, sular çekiliyor. Eğer onları suya atmazsam ölecekler” diye yanıtlamış adam. “Görmüyor musun ki kilometrelerce sahil boydan boya denizyıldızlarıyla dolu. Hiçbir şey fark etmez.”  demiş bu kez öteki. Bu sözler üzerine adam eğilerek yerden bir denizyıldızı daha almış ve deniz fırlatarak şöyle demiş: “Bunun için fark etti.”

    23 Nisan Hürriyet’i ödülleri belli oldu

    Karikatür: Mahmut Parlar-Mersin/13 yaşında

    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı