21. yüzyılın hastalığı manik depresyon

19 Haziran 2004 - 00:00Son Güncelleme : 19 Haziran 2004 - 00:00

Depresyon 20’nci yüzyılın hastalığıydı. İlaçla depresyon tedavisi ise aynı grupta yer alan bir başka hastalığın 21’inci yüzyılın başında patlamasına yol açtı. Manik depresyon vakaları tüm dünyada yüzde 150 arttı. Tıp dünyası, alışveriş çılgınlığı, cinsel açlık gibi belirtiler veren maniyi tetiklemeden depresyonu tedavi etmenin yollarını arıyor.İstatistiklere göre her beş kadından ve her on erkekten biri depresyonla karşı karşıya. Kimi kendi depresyonuyla baş edebilirken, kimi de ilaç tedavisine ve psikoterapiye ihtiyaç duyuyor. Bir yandan da psikiyatrlar son yıllarda antidepresan ilaçların manik depresif vakaların artışına yol açtığına dikkat çekiyorlar.Depresyon bazen sadece depresif belirtilerle seyrediyor. Buna ‘tek uçlu depresyon’ deniyor. Hastanın hayata karşı isteği, zevk duygusu, enerjisi, dürtüleri, motivasyonu azalıyor. Umutsuzluk, karamsarlık, keder duygusu hakim oluyor. Hareketleri yavaşlıyor, kendisini değersiz, suçlu, günahkar, işe yaramaz, yaşamayı hak etmeyen hatta bazen ölmesi gereken biri olarak görmeye başlıyor. İştah, uyku ve cinsel istekleri bozuluyor. Suskun ve durgun olmasının yanı sıra, anlama, kavrama, dikkat, düşünme yetenekleri de bozuluyor. ‘İki uçlu depresyon’ ya da ‘bipolarite’ denilen manik depresyon vakalarında ise hastalık farklı seyrediyor. Sıklıkla önce depresyon yaşanıyor, ardından manik dönem geliyor. Tedavi buna göre düzenleniyor. Ancak o güne kadar mani belirtileri hiç görülmemişse işler karışıyor. Depresyonu tedavi etmek için verilen ilaçlar, hastanın mani aşamasına geçmesini kolaylaştırabiliyor. Bu dönemde hastalar, yakınlarını sevindirecek davranışlar sergileyip, birden hayata pencerelerini açıyor. Dopinglenmiş gibi, bitmek tükenmez bir enerjiyle dolup, aşırı neşeleniyorlar. Özgüven patlamasıyla birlikte bazı dürtüleri kontrol edilemez hale geliyor. Işık, hava, hatta yastık gibi basit bazı objelerden bile mutluluk çıkarmayı becerirken, durmadan şarkı söyleyip, kendi kendilerine dans ediyorlar. Özgüven patlaması kendilerini kral, başbakan, süper zengin, dáhi gibi görmelerine neden olabiliyor. Bu arada alışveriş çılgınlığına giriyorlar. Kredi kartlarıyla büyük miktarda alışveriş yapıp, büyük yatırımlar ve projelere girmeye teşebbüs ediyorlar. İçlerindeki cinsel dürtü dışarı taşıyor, her türlü maceraya açık hale geliyorlar. Çoğu kere bu dönemi yine çökkünlük, yani depresyon izliyor.TATSIZ MANİLERBipolar bozukluğu bulunan herkeste manik neşe hali görülmüyor. Bazı hastalarda neşenin yerini öfke alıyor. Tanınması daha zor olan bu hastaların manisine ‘tatsız mani’ deniyor. Çok çabuk sinirlenmeye, bağırıp çağırmaya, vurmaya, en ufak etkiyle patlayacak bir bomba gibi hareket etmeye başlıyorlar. Hatta küfür, dayak bile görülebiliyor. Peki hem manik hem de depresif dönemi aynı anda yaşayanlar var mı? Evet, var. Onlara ‘miks’ veya ‘karma epizot’ deniyor. Nadir rastlanıyor, tanısı zor. Hasta çok güçlü olduğunu, dünyayı yerinden oynatacağını; iki dakika sonra ise suçlu ve günahkar olduğunu, ölmesi gerektiğini düşünebiliyor. Büyük bir neşeyle gülerken, az sonra derin bir hüzünle ağlamaya ve hayattan hiçbir zevk almadığını söylemeye başlayabiliyor. Prof. Dr. Olcay Yazıcı’ya göre bu belirtilerin ‘borderline’ vakalarından farkı, hastaların çoğunlukla davranışlarının bilincinde olması. Borderline vakaları eylemlerini bilincine varmadan gerçekleştiriyor.Prof. Dr. Olcay Yazıcı İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı BaşkanıMANİYE GİRENLERE ANTİDEPRESAN VERİLMEZAntidepresen ilaçları bazı hastalarda ömür boyu kullanıyoruz. Yüksek doz veriyoruz, yine de manik ataklara yol açmıyor. Bazı hastalarda ise birkaç haftalık, düşük doz tedavisinde bile manik atak ortaya çıkabiliyor. Bu kesinlikle ilacın yan etkisi ya da bilinçsiz, yüksek dozda verilmesiyle ilgili değil, tamamen kişideki bipolar eğiliminin o güne kadar gizli kalmasıyla ilgili. Bipolariteye yatkınlık bazen o güne kadar hasta ve yakınları tarafından fark edilmemiş olabilir. Bu kişiler antidepresan alınca beyinde gizli kalan bir eğilim su yüzüne çıkıyor, hasta mani sürecine giriyor. Tüm dünyada bipolar vakalarda artış olduğu kabul ediliyor. Eskiden her 100 kişiden birinde görülürken, şimdi 2.5’a çıktı. Alt tipleri keşfedilmeye başlandı. Bipolar hastalığın koruma tedavisinde lityum bir numaralı seçenek. Nüksleri, atakları durduruyor. Hem mani hem de depresyona geçişi engelliyor. Normal depresyon antidepresan ve elektroşokla tedavi olurken, manik depresiflere antidepresanla lityum veriliyor.Prof. Dr. Esat Göktepe Marmara Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesiDEPRESYONDA PSİKOTERAPİ YETMEZVücudun beyin dışındaki tüm hücreleri arasındaki iletişim elektrikseldir. Beyin hücreleri arasında ise mesaj alışverişi kimyasal yolla yapılır. Bozulan beyin kimyası sonucu ortaya çıkan depresyon, ilaç tedavisi ile beyin kimyası düzeltilerek tedavi edilir. Ciddi boyuttaki bir depresyonda sadece psikoterapi işe yaramaz. Bazı hastalara konuşarak ulaşmak bile mümkün olmaz. Bu tür vakaların mutlaka ilaçla tedavi edilmesi gerekir. Depresyon tanısı ve tedavisi yapılırken beş temel eksen göz önüne alınır: Hastalık tanısı, hastalığın kişiliğiyle ilgili özellikler, sahip olduğu hastalıklar, son bir yıl içinde yaşadığı stresler, yaşamında görevlerini yerine getirip getiremediği. Bazen hastayı daha iyi anlayabilmek için çok iyi tanıyan yakınlarıyla görüşmek isteriz. Ailede iki kutuplu hastalık olduğunu saptadığımızda antidepresanla birlikte koruyucu ilaçları da vermemiz gerekiyor. Ciddi depresyon vakalarının yüzde 15’inde intihar riski var.

Etiketler:
 
Haberlerdarbe girişimi15 temmuz 2016 darbe girişimiparalel yapı darbe girişimidarbe15 temmuz 201615 TemmuzGenelkurmay