Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

21. Yüzyıla Girerken

Ayşe ÖZEK KARASU

Bilimsel absürdizm

Hindi yemek insanın uykusunu getirir mi? Getirir. Gece-gündüz eşitlendiği zaman yumurta tepeüstü durabilir mi? Durabilir ama, aslında yılın her vakti durabilir. Banyo deliğinden akan suyun hangi yöne doğru girdap oluşturduğu kuzey ve güney yarımküreye göre değişir mi? O delik o kadar önemsiz ki, inanın doğanın umurunda bile değil. Su gerçekten tehlikeli bir madde midir? Bunun cevabı da suya neredesinden baktığınıza bağlı.

HİKAYE inanılır gibi değil. Nathan Zohner adlı 14 yaşındaki Amerikalı lise öğrencisi ‘‘Dihidrojen Monoksit'i Yasaklayın!’’ başlıklı bir rapor hazırlıyor. Bildiğimiz suyun adını hiç anmadan, doğrudan kimyasal formülüne gönderme yaparak dihidrojen monoksit (DHMO) denilen bu maddenin zararlarını anlatıyor. Renksiz, kokusuz ve belirli bir tadı olmayan maddenin her yıl binlerce insanı öldürdüğünü yazıyor.

Aslında anlattıklarının hiçbiri yalan değil; ancak çarpıtılmış gerçeklerden oluşuyor. Örneğin; ‘‘Vücutta DHMO birikiminin belirtileri, terleme ve idrar şeklinde kendini gösterir. Bu maddeye karşı bağımlılık geliştirenler DHMO'dan yoksun kaldıkları takdirde ölebilirler.’’

İnsanlarla felaket derecede kafa bulan Zohner'in yazdığına göre çevreye zarar veren asit yağmurunun içinde de rastladığımız DHMO, sera etkisine, erozyona, korozyona katkıda bulunuyor, metallerin doğal yapısını bozuyor. Bu kadar zararlı olduğu halde Amerika'daki hemen her deniz ve gölde bulunuyor. Üstelik Antarktika'daki buzullara kadar nüfuz ettiği görülüyor. Yarattığı onca tehlikeye karşın açıkça kullanılıyor, hatta Amerikan ordusu bununla gizli deneyler bile yapıyor. Hükümet ise yasaklamamakta direniyor.

Suyun absürd bakış açısıyla anlatımı böyle uzayıp gidiyor. İşin asıl önemli yanı; bu çalışmayı inceleyen 50 lise öğrencisine, ‘‘Sizce bu madde yasaklanmalı mıdır?’’ sorusu yöneltilince, bunların 43'ü ‘‘evet’’ yanıtı veriyor. Altısı kararsız kalıyor ve sadece bir kişi DHMO'nun aslında su olduğunu anlıyor.

EKİNOKS YUMURTASI

Bunun son derece zekice kaleme alınmış bir bilimsel çalışma olduğu kesin. Bir de daha sinir bozucu

onlanları var. Örneğin yıllardır ortalıkta dolaşan bir bilgiye göre çiğ yumurta ancak gece ile gündüz eşitlendiğinde, yani ekinoks zamanı tepeüstü durabilirmiş. Tabii medya bu tür haberlere bayılıyor. Bu haber her yıl, özellikle bahar başlangıcında ABD'deki çeşitli televizyonlarda yer alıyor. Ancak işin gerçeği şu ki, yumurtanın dik durmasıyla astronomi arasında hiçbir ilişki olmadığı için yumurta aslında yılın her günü aynı pozisyona geçebiliyor. Tabii becerebilirseniz. İnternet'te yumurtanın nasın tepeüstü durabileceğini anlatan sayfalar da var ama, çok daraltıcı olduğu için hiç değinmiyorum.

MARS'TA İNSAN YÜZÜ

Bir de Pareidolia diye bir bilim dalı var. Her türlü sebze-meyve, pasta veya yer karolarında, ya da bulutlarda çoğunlukla ilahi kişiliklerin suretlerini görenlerin durumuyla ilgileniyor. Kimi Bakire Meryem'i, kimi rahibe Teresa'yı görüyor. Elvis, Koca Ayak, Loch Ness ve Van Gölü canavarlarının nasıl göründüğünü de açıklayan bu bilim dalının son uğraşı şu: Mars'ın yüzeyinde gerçekten insan yüzü görünüyor mu?

Banyo suyu girdabıyla ilgili önemli bilimsel meseleye gelince. Bir Amerikalı şu sorunun yanıtını merak ediyor: ‘‘Acaba banyomdaki suyun delikten akış yönünün kuzey veya güney yarımkürede yaşamamla bir ilgisi olabilir mi?’’

Yanıt: ‘‘Aslında böyle bir doğa olayı var. Ama sizin banyonuz bu doğa olayından etkilenmeyecek kadar önemsiz.’’

Gerçekten de dünyanın dönüş yönü itibariyle güney yarımküredeki sular ve rüzgar sistemleri saat yönünde hareket ediyor. Kuzey yarımkürede ise bütün sistemler saat yönüne ters işliyor. Banyo tıkacının çekilmesi sonucu oluşan mini girdaplar ise meteorolojik sistemle ilgisi olmayacak kadar küçük çaplı gelişiyor.

Son bir soru. Tabii yine Amerikalı'nın biri sağlık köşesine yazıyor: ‘‘Ne zaman hindi yesem uykum geliyor. Bu hindinin içinde uyku getiren bir madde mi var? Bu konuda ne yapabilirim.’’

Yanıt çok uzun. Özetlersek uzman şu yanıtı veriyor: ‘‘Hindinin içinde L-Triptofan adlı yatıştırıcı madde bulunmaktadır. Her Şükran Günü'nde kitlesel uyku vak'alarına rastlanmaktadır.’’

Anlaşıldığı kadarıyla Amerikalılar Şükran Günü'nde hindiyi fazla kaçırıyor.

X