2017 sigorta sektörü için dolu bir yıl oldu

Hürriyet Haber
06.12.2017 - 22:56 | Son Güncelleme:

‘Türkiye Finans Forumu’nda “Sigortacılığın Ekonomiye Katkısı ve Sektördeki Son Gelişmeler” başlıklı Sigorta ve Bireysel Emeklilik Oturumu düzenlendi. Hürriyet gazetesi yazarı Noyan Doğan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda Hazine Müsteşar Yardımcısı Ahmet Genç, Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı ve Eureko Sigorta CEO’su Can Akın Çağlar ve Türkiye Sigorta Birliği BES Başkanı ve Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü Uğur Erkan sektör hakkında son gelişmeleri değerlendirdi. 2017’nin özellikle sigorta ve bireysel emeklilik açısından önemli bir yıl olduğunu anlatan katılımcılar, “Otomatik katılım uygulaması başladı. 7 milyon kişi BES ile tanıştı. Yarısı girdi, yarısı çıktı. Bu kamunun pek hoşuna gitmedi. Üç-dört yıldır süren trafik sigortası sorunu çözüldü. Bu da sigortacıları memnun etmedi. Arkadan katılım sigortacılığı ile ilgili gelişmeler yaşandı... Kısacası 2017 sektör açısından dolu bir yıldı” dedi.

118 MİLYAR LİRA KAYNAK BİRİKTİRDİK

SİGORTACILIĞIN ekonomiye olan katkısını özetleyen Türkiye Sigorta Birliği Başkanı ve Eureko Sigorta CEO’su Can Akın Çağlar, şu değerlendirmeyi yaptı: “Sigorta sektörü ikinci planda kalıyor. Potansiyeli olan bir sektör. Dünya ile baktığımızda gidilecek çok fazla yer var. Bunun ekonomiye katkılarına bakacak olursak 118 milyar lira kaynak biriktirmiş bir sektör. Bunun önemli kısmı BES’ten geliyor yani 70 milyar TL’si. Kamunun borçlanma ihtiyacına destek olmaya çalışıyoruz. İstihdam imkanı açısından bakınca 100 binden fazla insanımıza dolaylı istidam sağlıyoruz. Yabancı sermayeyi Türkiye’ye getiriyoruz. 7.9 milyar yabancı sermaye geldi. En önemlisi Türk ekonomisinin sürdürülebilir olması açısından önemli. Sigortacılık sektörü olmasa bankacılık sektörü elini rahat hissetmeyebilir. Kredi verirken arkasında sigorta olup olmadığı sorgulanır. 90 trilyon lira civarında güvence sağladık. Son derece başarılı iki konu DASK ve TARSİM var. Bunlar kamunun üzerindeki yükü alıyor. Biz çok ciddi risk yönetim birikimine sahibiz. Bunu real sektörümüze sunmak istiyoruz. Yerel şirketlerimiz onlarca yıllık tecrübe ile riski yönetmeyi becermiş kurumlar.”

KAMUYA YAKIN HİSSEDİYORUZ

Trafik sigortası konusunda da değerlendirmelerde bulunan Can Akın Çağlar, şu bilgileri verdi: “Biz belki bugüne kadar hiç olmadığı kadar kendimizi kamuya yakın hissediyoruz. Türkiye’de 21 milyona yakın araç var. 16.5 milyonu trafik sigortasına konu oluyor. Bu bir zorunluluk. Fiyatlamalarda sıkıntı yaşıyoruz. İllaki sektörün istediği gibi çözülecek değil. Ama bu zorunlu bir görev olduğu için kar beklemiyoruz. Bu görevi yerine getirmeye çalışıyoruz. Bunun için de zarar etmeyi istemiyoruz. Geçmişe bakınca sektör trafikte 7.3 milyar TL zarar etmiş. Tabiki insanların tepkisini çekmesi gibi bir durum oldu ve havuz ortaya çıktı. Trafik sorununu nasıl çözeriz konuşmayı istiyoruz. Ama burada maddi kayıplardan çok manevi kayıplar da söz konusu. Trafik kazalarında ilk anda 7 bin 500 insanımız hayatını kaybediyor. Her yıl 10 binlere varan insan kaybediyoruz. Trafikte öyle örnekler var ki; yeni araç alan birisi kaza yapıyor, yerine ikame araç veriyoruz onu da çarpıyor. Biz diyoruz ki; bunları sigorta fiyatı ile cezalandırmalı. Trafik poliçelerini bir enstrüman olarak kullanmalı. Bu yıl 2.1 milyar lira zarar üretecekmiş gibi hesap yapıyoruz. Bu kamusal bir görev buradan para kazanma arzusunda değiliz. İnsanlar yüzde yüzden fazla niye arttı diye bakıyorlar. Bu düzelir ama en önemli şey trafik kazalarının azaltılmasına sektör ve devlet olarak bu özel bir başlık altında yüklenerek götürmemiz gerekiyor.”

SEKTÖRÜN BİRÇOK ÖNEMLİ ROLÜ BULUNUYOR

SİGORTA sektörünün bir havuz modeline sahip olduğunu dile getiren Hazine Müsteşar Yardımcısı Ahmet Genç, şu değerlendirmeyi yaptı: “Havuz ne kadar büyük olursa o kadar efektif olur. Dünyada da havuz uygulamaları çok yaygın. 2001’de sigortacılar havayolu şirketlerine teminat vermedi. Amerika’da hemen bir havuz kuruldu. Bu konuyu kendi havuzları ile çözdüler. Sonra Almanya’da kuruldu. Aslında sigorta şirketlerimizin bu havuzları kendi arasında organize olarak kurması gerekiyordu. Bu yakınlarda nükleer risk havuzu konuşuluyor. Nükleer santrallerde bir kısmını kuran şirket, bir kısmını sigorta şirketleri, bir kısmını da hükümet kuruyor. Bu riskler ancak böyle yönetilir. Farklı bir açıdan bakacak olursak. Sigortanın dört beş farklı rolü var. Ekonomik faaliyetlerin tamamlayıcısı. Fon biriktirme işlevi de var. BES’te birikti, DASK’ta birikti. Daha da önemli rolü sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı yani sağlık ve emeklilik. Bu dünyada üç ayak üzerine işlem görüyor. Birincisi kamu, ikincisi iş yeri, üçüncüsü gönüllü sistem. Biz de ikinci ayağın daha önce olması gerekiyordu. 2017 yılında iş yeri bazlı sisteme geçmiş durumdayız. Bir de sigorta sektörünün düzenleyici rolü bulunuyor. Bu da bizim için çok önemli. Bir işyerini sigortalamak için birçok detay üzerinde çalışma yapılıyor ve talepler gerçekleşiyor.”

İYİ VE KÖTÜ SÜRÜCÜ AYRIMI

Trafik sigortası konusunun önemine değinen Ahmet Genç, şöyle devam etti: “Bu konu ile ilgili olarak yurtdışına bakacak olursak, Avrupa ve Amerika’da araçların yoğun olarak kullanıldığı 1950’lerden itibaren aynı sistemlerin geçerli olduğunu göreceğiz. Herkesin bildiği uluslararası ödül ve ceza sistemi var. Fransa, Almanya gibi ülkelerde de var. Trafiğe yeni çıkmış kişiye indirim uygulanabiliyor. Zamlı prim ise yüzde 40-50 oranını geçmiyor. Dünyada genel uygulama bu. Tarifeye müdahale etmeden önce Türkiye’de 8 kat artış vardı. Yüzde 150’ye kadar pirim vardı. İyi sürücü ile kötü sürücü ayrılmıyor deniliyor. Nasıl ayıralım daha. İyi sürücü kötü sürücü burada ayrılmıyorsa hiçbir yerde ayrılmıyor. Kötü sürücü de yüzde 150’ye kadar çıkabiliyor. Fransa’da riskli bulunan kişi reddedilebiliyor. Sektör bundan zarar etmemeli. Ama hesaplama işine dikkat etmeli.”

Son olarak sektörde yapılacak çalışmalar hakkında bilgi veren Ahmet Genç, “Sektörden bize 35 sayfa rapor geldi. Ağırlık biraz tanıtım ayağında gibi gördüm. BES’te katılım için işveren katkısı gibi talepler var. Rafa kalkmadı. Meclisin gündemi yoğun… Başbakan Yardımcımız ile çalışıldı o konu. Kolay yapılabilenleri ayırın denildi. 18 yaş meselesi kanun gerektiriyor.  Çalışmalar devam ediyor. İki yılda bir yenileme konusu yönetmelik ile yapılabiliyor. Buna benzer küçük dokunuşları kısa vadede yapacağız.”

CAYANLARI TEKRAR SİSTEME KATMAYA ÇALIŞACAĞIZ

OTOMATİK BES ve gönüllü BES’te son gelinen noktayı değerlendiren Türkiye Sigorta Birliği BES Başkanı ve Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü Uğur Erkan, şöyle konuştu: “Türkiye’de sosyal güvenlik sistemi var. 2003 yılında BES başladığında Türkiye’de 2013 yılına kadar 3 milyon kişiye ulaşıldı. Sonra devlet katkısı hayatımıza girdi bu kişi sayısı arttı. Bugün 7 milyon katılımcı var. Birikmiş para da 75 milyar lira seviyesinde. Önemli bir gelişme. Bu sistem daha önceden olsa, Milli Gelire oranı buradaki paranın daha makul seviyelere gelebilirdi. Ama sektör hızla büyüyor. Bu sistemde tasarruf yapanlar her yıl katkı yapmaya devam ediyorlar. Hem ülke için hem kendileri için çok önemli. Türkiye’de her üç sistemi de bir arada ülkemizde hayata geçirmemiz hatta farklı şeyleri de katarak anlamlı bir emeklilik sistemi oluşturmamız lazım. Dünya Bankası bunu 1994’ten beri öneriyor. Bizde de otomatik katılım sisteminin hayata geçirilmesi çok iyi oldu. Biz geçtiğimiz yıl üç dört ay içerisinde şirketlerin buna uyum sağlamasını gerçekleştirdik. İşveren katkısı olmayan otomatik bazlı sistem olmaz. Bunun en önemli teşvik edici tarafı burası. İlk fazında 2017 yılında 8 milyona yakın çalışanı sisteme kattık. Cayma oranı yüksek oldu ve yüzde 56’sı ayrıldı. Ama içeride 3.5 milyon kişi var. İlk 10 yılda 3 milyon kişiyi BES’e kazandırdık. Son 3 yılda 3 milyon kişi daha kattık. Bu çok kıymetli bir rakamdır. İşyeri bazlı emeklilik sisteminin kapsayıcılığı açısından çok önemli. 10 milyon kişi bu sistemlerde ve katkı payı ödüyor. Daha alınacak çok yol var.”

ASIL REFORM İŞVEREN KATKISI

BES ile ilgili olarak çalışmalar yapılacağının altını çizen Uğur Erkan, şöyle devam etti: “Katılımda bu yıl üç fazda 7.5 milyon kişiyi sisteme aldık. Gördüğümüz şu; özel şirketlerde biraz daha fazla, kamuda biraz daha az olmak üzere yüzde 56’lık bir cayma var. Sevindirici yani ise şu: 2 ay geçtikten sonra buradan ayrılmalar devam etmedi. İçeride kalanlar prim yatırmayı sürdürüyor. Ayrılmalar aynı hızla devam etse 3.5 milyon kişi kalmazdı. Analiz ve çalışmalar yapıyoruz. Hem caymış olanlarla ilgili hem de çeşitli sektörel çalıştaylar yapıyoruz. Nerelere ne yaparsak caymayı önleyebiliriz diye bakıyoruz. İşveren katkısı müthiş bir şey. İngiltere’de yüzde 1’ini işçi yüzde 1’ini işveren ödüyor. 4 yıl boyunca böyle devam etmiş. 2017 yılında işçininkini üçe işverininkini de 2’ye çıkarıyorlar bir yıl sonra işçinin payını 5’e işverinin payını 3’e çıkarıyorlar. Çok güzel bir model. Devletin verdiği katkı çok cazip ama işveren katkısının eksikliğini tam anlamıyla gidermiyor.  İkinci bir konu cayma süresindeki algı biraz değişik. Caymazsan para yanacak gibi algılanıyor. Cayanların yüzde 90’ı ilk 10 günde ayrılmış. Bunu anlatmadık. Burada küçük dokunuşlar olacak. Asıl reform işveren katkısı.”



EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı