Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

2011 Türkiye’nin dönüşüm yılı olacak

Geçmiş 12 ayı düşünmeyi bırakın, gelin bugün önümüzdeki yıla bakalım. Emin olun, 2011'i kolay kolay unutamayacağız. Şu veya bu şekilde son derece önemli gelişmelerle karşılaşacağız. En büyük heyecan siyaset dünyasında yaşanacak. Başbakan'ı nelerin beklediğini öğrenmek istiyor musunuz?

Yepyeni bir yıla girdik.

          

Bazılarımız, eminim dün gecenin yorgunluğundan hala kurtulamamıştır...

          

Kimimiz için, yılbaşının hiçbir anlamı yoktur . Diğerleri gibi bir gecedir.

          

Kimimiz için ise, mutlaka eğlenilmesi gereken bir gecedir.

          

Yılbaşıları benim için ise çok önemlidir.

          

Koskoca bir yılı geride bırakmanın hüznü, buna karşılık yepyeni koskoca yeni bir yılın gelişinin heyecanını duyarım.

          

Geriye bakmasını hiç sevmediğimden dolayı, genelde önümüzdeki 12 ay ne kadar harika şeylerle karşılaşacağımı düşünür ve mutlaka eğlenirim.

          

Bugün işte böylesine heyecanla kalktım.

          

Sizlere de mutlu, sağlıklı ve şanslı bir 2011 dilerim.

 

                                    x                    x                       x

 

SEÇİMLERİNSONUCU , KADERİMİZİ ETKİLEYECEK...

          

Genel seçimler her ülkenin kaderini etkiler, ancak önümüzdeki haziran ayındaki seçim, Türkiye'nin gidişini şimdiye kadar olmamış derecede etkileyecek.

          

Ak Parti'nin istediği oy oranını bulması (yüzde 47' nin üstü), Erdoğan döneminin çok daha kalıcı şekilde yerleşmesiyle sonuçlanacak.

Ülkenin yönetim sisteminin değişmesinden tutun da siyaset yaşamımızın tümüyle farklılaşması, dış ilişkilerin bambaşka bir noktaya gitmesi, Kürt sorununun boyutlarını değiştirmesine kadar, son derece derine inen gelişmeler yaşayacağız.

          

Ak Parti'nin istediği oyu bulamaması ise, tüm dengelerin başka şekilde değişmesine yol açacak.

          

Başta CHP olmak üzere, muhalefet öne geçecek. Ekonomiden başlayarak, Kürt sorunu dahil olmak üzere, Demokratik-Laik sistem yeniden gündeme girecek.

          

Neresinden bakarsak bakalım, 2011 unutulması çok güç bir yıl olarak yakın tarihimize geçecek ve herşey, yeni bir Anayasa' nın yazılmasıyla başlayacak.

                                             *                               *                               *

BAŞKANLIK SİSTEMİNE GEÇİŞ...

          

Şimdilik en büyük olasılık veya beklenti, Ak Parti 'nin yüzde 40-47 arasında bir oy oranı ile seçimleri kazanması, CHP'nin de yüzde 25-30 arası bir oranı bulmasıdır. Anketlerin verdikleri tahminler bunlar, ancak rakamlar son güne kadar kolaylıkla değişebilir.

          

Fal bakmadan, seçimlerin, anketler tarafından işaret edilen oranla tamamlanacağını kabul edip yolumuza devam edelim.

          

Bu olasılıkta, Ak Parti' nin önü açılacak ve Erdoğan katılacağı son milletvekili seçimlerinin ardından, Türkiye'yi Başkanlık sistemine taşıyacaktır.

          

Bu gelişme, hiç kolay gerçekleşmeyecek, büyük gerilimleri de beraberinde getirecek, ancak Türkiye açısından son yılların en önemli değişimini de gerçekleştirecek.

          

Başkanlık sistemine geçişle birlikte, ülkenin tüm siyasi gelenekleri bırakılacak ve oyunun kuralları yeniden yazılmaya başlanacak.

          

Hiç tanımadığımız, yepyeni bir Türkiye ile karşı karşıya kalacağız.

                                             *                               *                               *

CHP'NİN KADER YILI...

          

2011’de ortaya çıkacak gelişmeler, hem CHP hem deKılıçdaroğlu' nun kaderini etkileyecek.

          

CHP, önümüzdeki seçimlerden yüzde 30'luk bir oy oranıyla çıkarsa, yeniden dirileşecek ve iktidara oynamaya başlayan bir parti konumuna girecek. Kılıçdaroğlu' nu kimse durduramayacak ve uzun yıllar partinin tartışılmaz lideri konumuna girecek. Parti içinden kimse tarafından rahatsız edilemeyecek.

          

Aksi halde, yani yüzde 25'in altında kalması, Kılıçdaroğlu' nun liderliğinin tekrar tartışmaya açılmasına neden olacak. Baykal ve arkadaşları hesap soracaklar ve liderliği tartışmaya açacaklar.

          

Bu da, CHP' nin batması ve muhalefetin, başta Saadet olmak üzere, muhafazakar partilerin eline geçmesini göreceğiz.

          

Laik kesim büyük olasılıkla kendine yeni bir parti yaratma yoluna gidecektir. Yeni bir lider arayışı başlayacak. Bunun da hiç kolay olmayacağını ve Ak Parti etkinliğinin daha da uzun bir süre devam etmesi beklenmeli.

                                             *                               *                               *

PKK'NIN DÖNÜM NOKTASI...

          

2011'de en çok konuşacağımız konuların başında herhalde PKK ve Kürt sorunu gelecek.

          

Öcalan, nasıl bir çözüm istediğini ortaya koydu.

          

Güneydoğu bölgesinde yaşayan Kürtlerin kendi kendilerini yönetecekleri, ana dillerini öğrenip kullanabilecekleri bir sistemin ana noktalarını kamuoyuna bildirdi. Daha doğrusu, görüşlerini tartışmaya açtı.

          

Öcalan'ın önerilerine, isterseniz Federasyon da diyebilirsiniz. Temelinde, Kürtlerin çoğunlukta oldukları yerde Ankara'nın değil, kendilerinin söz sahibi olmaları, polisinden öğretmenine kadar her konuda kendi kararlarını kendilerinin vermesi hedefleniyor.

          

Bu isteklerin nasıl bir gerilim yaratacağını söylemeye herhalde gerek yok. Büyük bir direnme ile karşı karşıya kalınacak. Atama ve görevlendirmelerle ilgili pratik sorunlarından söz etmiyorum bile.

          

Gelecek yılın en kritik gelişmesi, bu tartışmalar sırasında yaşanacak.

          

Beklentilerinin tam anlamıyla karşılanmayacağını gördükleri zaman, Kürtlerin nasıl hareket edecekleri, tekrar teröre başvurup başvurmayacakları en büyük soru işareti.

                                             *                               *                               *


İSRAİL ÖZÜR DİLER Mİ, İRAN BOMBA YAPAR MI ?

          

Yine önümüzdeki yılın en çok merak edilen iki sorusu işte bunlar olacak. Türkiye'nin Washington ile ilişkilerinin bozulmasına neden olan İran ve İsrail politikalarının nasıl gelişeceği, gündemin önemli maddelerini oluşturacak.

          

Son gelişmelere bakılacak olursa, İsrail' in Mavi Marmara olayından dolayı, Türkiye' den açıkça özür dilemesi zor. Netanyahu hükümeti değişmediği sürece, herhangi bir gelişme, özellikle tazminat ödeme konusu askıda kalacakmış gibi görülüyor.

          

Diğer sorun da, İran'ın genel yaklaşımıyla ilgili.

          

Tahran, acaba Nükleer konuda Ankara'ya verdiği sözü tutacak mı, yoksa ABD ile sürtüşmeyi sürdürecek mi?

Bu iki ülkenin tutumu, Türkiye'nin bölgedeki duruşunu da çok etkileyecek. Tabii bu hesaba ayrıca, Ermeni soykırımı tasarısının yeniden gündeme geldiğinde Obama yönetiminin ne yapacağını da eklemek gerekecek.

          

2011, özellikle Avrupa Birliği ile ilişkilerin hangi yöne kayacağını da bizlere gösterecek. Özetle, dış politikamız açısından son derece kritik bir süreci de beraberinde getirecek.

*                               *                               *

EKONOMİ YA PATLAYACAK YA DA...

          

Seçimlerin sonucu, ekonomiyi de etkileyecek.

          

Türkiye 2010’da müthiş bir performans gösterdi.

          

Hem iyi yönetim, hem disiplin, hem de uluslararası koşullar, Ankara'nın işine yaradı.

          

Önümüzdeki aylarda, ülke reytinginin "yatırım yapılabilir" düzeye çıkarılması bekleniyor. İşte bununla birlikte, Türkiye'yi tutmak pek kolay olmayacaktır.

          

Bu gidişi etkileyebilecek tek unsur, genel seçimlerden çok karışık bir sonucun çıkması ve siyasi istikrarın bozulması olasılığıdır. Daha şimdiden piyasalardaki seçim beklentileri kendini gösteriyor. Ak Parti' nin seçilme olasılığının yüksek tutulması, güvenin devamını sağlıyor, ancak hiç bilinmez. Bir bakarsınız, bugüne kadar güzel giden her şey değişivermiş, her şey tepetaklak oluvermiş.

X