Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

2010’lar için bir tahmin

TEK ne kelime, artık dünya çok kutuplu bile değil. Önümüzdeki on yıla “kutupsuz” bir atmosferde giriyoruz. Çizgilerin esnediği, alanların iç içe girip çıktığı, hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı bir dönem.

İhtimaller denizinde usta kaptanların bile pusulayı şaşırabilecekleri belirsizlikler on yılı.

Karamsar değilim. Yüzyılların ilk yirmi yılı geri kalanları belirleyecek belirsizlikler dönemi olmamış mıydı her zaman?

Önümüzdeki on yılda neler göreceğiniz kristal kürenize nereden baktığınıza bağlı.

Türkiye’den bakınca, çevremi seçmekte zorlanıyorum, etraf toz duman içinde.

Geçen yüzyılın sorunlarına 21’inci yüzyılın ilk on yılında çözüm bulamadık.

Ortadoğu’da barış arayışı irtifa kaybetti. İsrail ve Filistin’de masaya oturacak iki taraf bile kalmadı. Filistin’i kim temsil ediyor? Bu soru hala masada.

Bölünmüşlüğü giderecek güçlü bir dış dinamiğin ortaya çıkması da zor görünüyor.

Washington’un çabaları etkisiz, Avrupa Birliği gelecek vizyonunu netleştiremedi, Rusya kendi sorunlarını aşmaya uğraşıyor, dış politikasını petrol tekelini koruma perspektifi dışında çeşitlendiremiyor. Arap Birliği zayıf.

İsrail-Filistin çözümsüzlüğünü son yılarda daha da derinleştirenlerin yeni adım atmaları çok zor. Bu çözümsüzlük her tarafta radikallerin güçlenmesine yol açtı. Bir zamanların barış savaşçıları, barıştan yana oy kullanan kesimler evlerini terk edip göçtüler.

Şimdi yeni bir nesil geliyor. Önümüzdeki on yıla bu yeni neslin geçmişten çıkaracakları dersler damgasını vuracak. Her şey değişse de değişmeyen tek şey, çocukların ana babalarına baş kaldırışıdır. Önümüzdeki on yıl içinde her iki tarafta da radikalliği sorgulayacak yeni nesil politikacılara şans tanıyorum ben. 

* * *  
ABD’nin çekilme takvimi ile birlikte Irak’a tabii ki istikrar gelmeyecek. Irak’ın toprak bütünlüğü ve Güney Kafkasya dahil Basra’ya kadar,bölge barışı ve düzeni İran’ın ve Türkiye’nin kendi iç istikrarları ve aralarındaki işbirliğinin derinliğine bağlı olacak.

İşte burada her şeyi, sadece iki ülkenin iç dinamikleri belirlemeyecek.

Dış dinamiklerin de etkisi olacak. Çünkü dünya, en az bir on yıl daha enerji talebinin önemli bölümünü bu bölgeden karşılayacak. Evet, Çin rüzgar ve güneş enerjisinde yararlanma konusunda hızla ilerliyor ama yine de Batı kadar Doğu için de petrol kıymetli olmaya devam edecek.

Önümüzdeki on yıl bu bölgede Kürtlerin olacak. Soğuk Savaş kültürü içinde yetişmiş örgütler devam edemeyecek. İyi eğitim görmüş, Irak deneyiminde pişmiş, dünyaya açık, yaratıcılık rekabetine kendisini hazır gören yeni bir nesil belirleyecek gelecek vizyonunu. 

Türkiye’de yetişen, birbirleri ve beraberlikleri hakkında ana babalarının bildiklerinden çok daha fazla bilgi sahibi olmuş olan Türk ve Kürt gençleri ise bu süreci
entelektüel katkılarıyla biçimlendirecekler. 

* * *

ARALIK aylarında sıcak günler yaşanacak, Temmuz’da deniz hâlâ soğuk olacak. İklim değişikliği meselesine daha fazla kafa yorulacak, karbon dioksit gazını azaltırsak ekonomik olarak küçülürüz endişesi yerini, bunlardan nasıl kurtulacağız arayışına bırakacak. Temiz enerji için harekete geçerken, tüketim kültürü de temizlenecek, doğalın değerini kavramak sadeliğe yönelişi teşvik edecek.

 Önümüzdeki on yıl iletişim depara kalkacak. E-mail, Skype, Messenger, Facebook ve Twitter’a dilim dışarıda yetişmeye çalışan ben ve benim gibiler, her gün saat beşte internette aynı ağaç altında buluşmakla yetinecekler. Koşuyu kenardan izleyecekler.

Ve önümüzdeki on yıl içinde önce Ay’da ardından Mars’ta kolonilerin temeli atılacak.

Orada Türk, Kürt, Ermeni, Azeri, Müslüman, Hristiyan, Budist, ne oldukları hiç önemli olmayan ama ne yaptıkları çok önemli olan dünya gençleri, çocuklarımız, torunlarımız çalışacaklar.

X