2004'te SSK açığı 2 katrilyon azalıyor

Hürriyet Haber
07 Ekim 2003 - 00:00Son Güncelleme : 07 Ekim 2003 - 00:01

2004 bütçesinde gerekli faiz dışı fazlayı sağlamak için 3-4 katrilyon liralık bir ek gelir önlemi yer almasını beklerken, ek önleme gerek kalmadan IMF'yle dengeler üzerinde mutabık kalındığını yazdık. Bu, çoğu kimse gibi, bizi de şaşırtan bir gelişmeydi ama toplantılardan çıkan sonuç buydu.Peki bu nasıl gerçekleşecek diye araştırdığımızda ise karşımıza SSK açığındaki düşüş çıktı. Yapılan görüşmelerde bu yıl bütçeden karşılanan SSK açığı 4.8 katrilyon lira civarında iken, 2004 bütçesinde bunun 2.7-2.8 katrilyon lira olarak yer alacağını öğrendik. Bunun nedenini sorduğumuzda ise SSK prim affı tahsilatının büyük kısmının 2004'de gerçekleşeceği, aftan sonra önümüzdeki yıl prim tahsilatının önemli ölçüde artırılacağı ve özellikle ilaç giderlerinde büyük tasarruf yapılacağı yanıtını aldık. SSK açığındaki bu düşüşe karşın Emekli Sandığı ve Bağ-Kur açıkları ise sürüyor.Böylece, gereken ek gelir ihtiyacının büyük bölümünün SSK açığından yapılacak tasarruf ile gerçekleştirilmesinin planlandığı ortaya çıktı.Önümüzdeki yıl için enflasyon yüzde 12, deflatör yani ortalama enflasyon ise yüzde 13.7 olarak hesaplanıyor. Bütçe gelir ve giderleri ise, bir-kaç istisna dışında, deflatör oranında yani yüzde 13.7 oranında artırılıyor.SSK açığındaki bu istisnanın dışında, personel giderleri kaleminde de deflatörün altında, yüzde 10 civarında bir artışın planladığını öğrendik. Bunun nasıl olacağını sorduğumuzda ise ‘‘bu yıl yapılan ek ödemelerin gelecek yıl olmayacağı ve personel giderleri içinde de yeralan ilaç harcamalarında yapılacak kısıntı’’ yanıtını aldık. Personel harcamalarında ‘‘enflasyon farkının ödeneceği’’ varsayımı olmasına rağmen, bu gerçekleştirilecekmiş.Diğer harcama kalemleri deflatör oranında artırılırken, gelirlerin, bu kapsamda vergi gelirlerinde de deflatör oranında artılıyor. Bu yıl vergi affından gelecek yaklaşık 2.5 katrilyon gözönüne alındığında, bunun nasıl sağlanacağı merak konusu oluyor. Buna verilen yanıt ise her yıl vergi gelirlerinin deflatörün epeyce üzerinde hedeflenip genellikle tutturulduğu hatırlatılıyor ve buna ek olarak yeni tahsilat yöntemlerinin devreye sokulacağı ve bu gelire ulaşılacağı belirtiliyor.BÜTÇE FAİZ DIŞI FAZLA YÜZDE 5Bu arada 2003 için revize edilen bütçe rakamları, faiz dışı fazlanın yüzde 4.9-5.0 olarak gerçekleşeceğini gösteriyor. Yetkililer 2004 yılı için de bütçe faiz dışı fazlasının aynı oranda alınacağını söylediler.İşte şüpheli kalemlerden birini de bu oluşturuyor. Bu yıl bütçedeki faiz dışı fazla yüzde 5.4 olarak hedeflenmişken, aradaki farkın 'bütçe dışı faiz dışı fazlanın artışından' sağlanacağı ortaya çıkıyor. Aynı şekilde gelecek yıl da, bütçe dışındaki kamu dengesinin yüzde 1.5 oranında fazla vermesi hedefleniyor. Burada da KİT'lerin durumu öne çıkıyor. Hükümetin KİT'lerde bu kadar fazlayı nasıl sağlayacağı, zamların enflasyon hedefi nedeniyle sınırlı kalma ihtiyacının devam ettiği, mahalli idarelerin seçim nedeniyle büyüyen açığının nerede gösterileceği, doğal olarak merak konusu oluyor.Bütün bu rakamlar, iktisatçılar ve piyasa oyuncuları tarafından, kamuoyuna detaylarıyla açıklandığında, iyice sorgulanacak. Bunların gerçekleşme ihtimalleri tartışılacak ve inandırıcı bulunduğu takdirde 2004 dengelerine güvenilip güvenilmeyeceği ortaya çıkacak.Piyasalar, elbette IMF'nin bu rakamlara onay verip, 6. gözden geçirmenin sorunsuz gerçekleşmesine olumlu bakıyor. Ancak IMF Heyetinin, ABD etkisiyle her zamankinden ‘‘ılımlı’’ olduğunu da artık herkes görüyor. O nedenle bu rakamların IMF tarafından iyice sorgulandığı konusunda artık ciddi şüpheler var. Vergi iadesi gibi her yıl hedefin çok üzerine çıkan rakamların inandırıcılığı, seçim öncesi personel harcamalarında bu tasarrufun sağlanıp sağlanmayacağı, ilaçta ne kadar tasarruf sağlanırsa sağlansın SSK açığının bu kadar azaltılıp azaltılamayacağı, bütçe dışındaki kamu dengesinden bu kadar fazlanın nasıl sağlanacağı haklı olarak tartışılacak.Bizce bütçe dengelerinin bu kadar kolay çatılıp, IMF'yle çabukca anlaşılması, herşeyin hallolduğu anlamına gelmiyor. Aksine çok daha hassas bir dengenin varlığı, ekonomi yönetiminin çok daha dikkatli yürütülmesi gereği ortada. Bu kadar siyasi risk birikmişken, yapılacak küçük hataların bile, dengelerin bu kadar kolay çatılmasına neden olan kur ve faizdeki hassas dengeyi heran bozabileceği riskini de, hiç akıldan çıkarmamak gerek.
Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı