Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

2004 detoks planınız hazır mı?

21’inci yüzyılda sağlık, ‘hasta olmama’ durumundan fazlasını ifade ediyor. Artık beden-zihin-ruh bütünlüğüne dayalı hayata inanıyor, ona uygun yaşamaya çalışıyoruz.

Hedefimiz, hasta olmamanın yanı sıra kendimizi iyi hissetmek ve yapmak istediklerimiz için gerekli enerjiye sahip olmak.

Bunu kendi başımıza uyguladığımız çeşitli yöntemlerle sağlayabiliriz. Bilgi, bu noktada çok büyük öneme sahip. Yani para, sosyal sınıf farkı gibi maddi bahanelerimiz olamaz! Tek ihtiyacımız bilgi ve ona ulaşmak için gerekli bilinç. Bu yazılar da o bilince ulaşmak için belki bir adım, bir başlangıç olacak. Kendi sorumluluğunuzu alabilir ve kendi yolunuzu bulabilirsiniz. Çünkü sizi, en iyi siz tanırsınız!

Hafiflik, iyilik, gençlik!

Öncelikle ‘detoks’un bir ruh hali olduğunu kabul edelim. Hiç kimse sizin için ‘detoks’ yapamaz ya da siz, kendinizi hazırlamadıkça bunu başaramazsınız. Dayanılmaz ısrarlara dayanmak, canınız zararlı bir şeyler çektiğinde karşı koymak, disiplin ve güçlü bir irade ister. Bunun karşılığını vücudunuzdan fazlasıyla alacaksınız: Hafiflik, iyilik, gençlik!

Bakın, bu hissi, üç yıldır organik beslenerek vücudunu toksinlerden arındıran 37 yaşındaki Begüm nasıl anlatıyor: ‘Beyaz un dahil, rafine gıda yemiyorum. Bunu hayatımda uygulamak pek kolay olmadı. Ama kendimi fiziksel olarak 20 yaşında bile böyle hissetmiyordum!

Özellikle şeker yememek ruh halimi inanılmaz etkiledi. Her an çok mutluyum demiyorum, daha önümde ruhsal olarak katedilecek çok yol var. Ama kesinlikle ruhun, aklın ve bedenin işbirliği içinde çalıştığına inanıyorum.’

Detoks sırasında en büyük desteği iki organdan, karaciğer ve böbreklerden göreceksiniz.

Karaciğer, toksinlerden arınırken en çok çalışan organ. Zaten toksinlerden dolayı normal işlevini yerine getiremediğinde bize, yorgunluk, cilt kızarıklıkları, baş ağrısı, alerjiler, dikkat dağınıklığı gibi bazı sinyaller verir.

Bizse, genelde bu belirtileri ya patronumuza ya da sevgilimize/kocamıza yükleriz! Bu şikayetlerden kurtulmanın yolu da detokstan geçiyor.

Beslenme alışkanlıklarını ve hayata bakışınızı değiştirdiğimizde, kendinizdeki değişimi hemen fark edeceksiniz. O zaman Akdeniz tipi beslenenlerin neden daha az kansere yakalandığını, yeterli C vitamini alanların neden daha az nezle olduğunu, lifli besinler tüketenlerin neden sindirim sistemi problemi yaşamadığını ve köylerde yoğurtla beslenen insanların neden çok uzun yaşadıklarını anlayacaksınız.

Toksinlerden arınırken en çok çalışacak ikinci organ ise böbrekler. Günde yaklaşık 2 litre su içerek ve lifli besinler tüketerek ona yardımcı olabilirsiniz. Uzun lafın kısası, vücudunuza bakmak, bir anlamda arabanıza bakmakla aynı anlama geliyor. Biliyorsunuz ki arabanızı uzun süre sorunsuz kullanmak istiyorsanız yağını eksik etmemeli ve filtresini değiştirmelisiniz.

Kişisel detoks programı, tam da böyle bir şey. Toksinlerden arınarak filtrenizi (karaciğer, kan ve sindirim sistemi) temizliyorsunuz! Bunu hangi sıklıkta yapmanız gerektiğine gelince... İdeali, yılda iki kez- ilkbahar ve sonbaharda- tekrarlamak. Ancak unutmayın; önemli olan, kendinizi hazır hissettiğiniz zaman.

Detoks planınızı nasıl hazırlarsınız?

Bu yazıda size reçete sunmayacağım. Sadece kendi yolunuzu bulmanız, detoks havasına girmeniz için birkaç öneride bulunacağım:

İlk adım, toksinlerle nasıl başa çıkacağınıza karar vermek. Yani çevrenizi saran ‘toksin denizi’nden nasıl uzak duracağınız. Ama bu, birkaç günde uygulayıp bırakacağınız bir program değil, bir hayat tarzı olmalı. Yani planlama ve zamanlama çok önemli. En uygun zaman, ilkbahar ve sonbahar.

Toksinlerden arınırken uygulayacağınız ve bütün detoks programlarında bulunan üç temel başlık var: Sağlıklı bir diyet, ölçülü egzersiz (15 dakikalık bir yürüyüş ya da rahatlatıcı yoga hareketleri ) destek ürünler (her vücudun biyokimyasal ihtiyaçlarına göre gerekli vitamin, mineral ve amino asitler)

Detoks programından yavaş yavaş sonuç almanız, başarılı olduğunuzun kanıtıdır. Çünkü bu, hayat tarzınızı değiştirdiğiniz ve bundan dolayı büyük bir sıkıntı duymadığınız anlamına gelir.

***

Bu önerileri göz önünde bulundurarak, uygulandığında kişiyi en az şekilde etkileyecek hafif bir detoks progamında neler bulunduğuna bakalım:

Öncelikle detoks programını uyguluyorsunuz diye kendinizi strese sokmayın. Hatta kendinize yazılanlar dışında yeni detoks yöntemleri geliştirmeye çalışın. Örneğin; sabahları uyanır uyanmaz limonlu su içmeyi sevmiyorsanız ılık su için ve onun faydalı olacağına inanın.

Hayatınızdan dondurulmuş gıdaları ve fast food tarzı besinleri çıkararak işe başlayın. Çünkü bu besinler, yüksek şeker ve yağ oranı içerirler. Bunlar yerine taze sebze- meyve ve organik tahıl yiyin.

Sauna veya hamama gidin. Sıcağın etkisiyle vücudunuz, toksinlerden arınacaktır.

Vücudun doğal detoks sistemini harekete geçirmek için kuru cildinizi lifle ya da keseyle ovun. Ayrıca yine lenf sistemini harekete geçirmek için deniz tuzuyla vücudunuza masaj yapın.

Yoga, tai chi gibi egzersizler toksinlerden arınmak için çok faydalı bir yol. Nefes çalışmaları ve hareketler, kan dolaşımını hızlandırarak vücuttaki bütün sistemleri harekete geçirir.

Uzun süreli programlar size göre değilse hafta sonunda uygulayabileceğiniz iki günlük basit detoks programları deneyin. Örneğin; iki gün boyunca sadece sebze ya da meyve yiyin. Eğer baş ağrısı, yorgunluk ya da herhangi bir rahatsızlık hissederseniz kahverengi pirinçten yapılmış pilav yiyin. İllaki bir şey içmeliyseniz yeşil çay için. Bulabilirseniz nane çayı da için, çünkü size enerji verir! Kafein bağımlısıysanız kahveyi birden kesmeyin, ancak azaltın.

Son olarak, iş yerinizde ve çevrenizde toksinlerin yoğun bulunduğu ortamlardan uzak durmaya çalışın.

***

Bu kadar dikkatli ve özenli bir hayat, size teşekkürünü, canlı ve parlak bir cilt, sağlıklı ve hafif bir beden, berrak bir zihin ve mutlu bir ruh haliyle sunacak; sakın şaşırmayın!
X