Gündem Haberleri

GÜNDEM

    20 yıllık sır dosya kapandı

    Murat KAZANCI/İSTANBUL
    10 Temmuz 2012 - 00:00Son Güncelleme : 09 Temmuz 2012 - 22:38

    İsveç’ten oğluyla 1992’de geldiği Türkiye’de kaybolan Mardinli kuyumcu Davut Yıldız’ın dosyası kapandı. Baba-oğlun izine ulaşılamayınca, ‘cinayet’ şüphesiyle açılan dosya, 20 yıllık zamanaşımı süresi dolduğu için savcılıkça kapatıldı.

    MARDİNLİ kuyumcu Davut Cılız, 52 yaşındayken, İsveç’te eşini ve 6 çocuğunu bırakarak, 14 yaşındaki oğlu Murat’la birlikte 17 Haziran 1992’de İstanbul’a geldi. Baba-oğul, Güngören’deki evlerinde kalıyorlardı. Aynı semtte 2 dükkanı ve bir işyeri de bulunan Davut Cılız, bir süre sonra, abisi İlyas Cılız’a, 10 dönümlük arsası ve tripleks villasının gelirlerini toplamak için Çatalca, Balabanköy’e gideceğini söyledi.

    Siyah Mercedesli kadın

    Görgü tanıklarının ifadelerine göre Davut Cılız, Balabanköy’deki villasında, 34 plakalı siyah bir Mercedes kullanan ve Arapça konuşan 35 yaşlarında şık giyimli bir kadın ile sık sık buluştu. Cılız, 8 Temmuz 1992’de, kahyası Muhsin Ermiş’e, “Eşim mide kanaması geçirmiş, acele İsveç’e dönüyoruz” dedi ve kendisinden bir daha haber alınamadı. Bunun üzerine abi İlyas, ortadan kaybolan kardeşinin bulunabilmesi için savcılık ve jandarmaya başvurdu. Ancak baba Davut Cılız ve oğlu Murat Cılız’dan 20 yıldır haber alınamadı.

    Takipsizlik kararı çıktı

    İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, Cılız ailesinin suç duyurusu üzerine “Adam öldürme” suçundan açtığı soruşturmayı 17 Haziran’da takipsizlik kararı vererek sonlandırdı. Savcılık, kararında Davut ve oğlu Murat Cılız’ın kaçırılarak öldürüldükleri iddiasıyla ailenin şikayetçi olduğuna dikkat çekerek, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 448, 449 ve 450’nci maddeleri gereği 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu belirtti.

    ‘Sorunumuz yoktu’

    İSVEÇ’te 6 çocuğu ile yaşayan Şemuran Cılız, eşinin kaybolmasının ardından 1992’de şunları söylemişti: “1980’de kuyumcu dükkânımızı DEV-SOL örgütü soymuş 12 kilogram altınımız çalınmıştı. Bu olay Davut’u çok etkiledi ve işlerini bir daha yoluna koyamadı. 1988’de İsveç’te yaşayan annemi ziyarete geldim. Bir daha Türkiye’ye dönmedik. Davut, 1991 Temmuz’da İsveç’e geldi. Burada Aleksandra adını verdiğimiz bir çocuğumuz daha oldu. Aramızda hiçbir problem yoktu.”

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı