20 yılda 200 milyar dolar yurtdışına çıktı

Hürriyet Haber
13.04.2004 - 00:00 | Son Güncelleme:

Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu'nun hükümetin isteğiyle hazırladığı raporda, finansal arbitraj yoluyla yasal ya da yasa dışı olarak son 20 yılda Türkiye'den yurtdışına kaynak transferinin 200 milyar dolara ulaştığı belirtildi.Teftiş Kurulu'nun "Kamu Açıklarının Azaltılmasına Yönelik Model Önerisi'' adlı raporu, hükümetin geçen yıl bu konudaki talebi üzerine kaleme alındı. Raporda, uzun yıllardır IMF ve Dünya Bankası gözetiminde uygulanan ekonomik programlar sırasında ''halkın yoksulluğa sürüklenmesi, devletin güçsüz düşmesi, milletin kendine duyduğu özgüvenin kaybolmaya başlaması, ahlaki çöküntünün derinleşmesi, gelir dağılımının hızla bozulması, ekonomik ve sosyal problemlerin çözümünün yabancı kuruluşlara havale edilmesi'' gibi nedenlerle, alternatif bir modele ihtiyaç bulunduğu kaydedildi.      BORÇLAR, EN BÜYÜK SORUN Türkiye'nin ağır bir borç kıskacına girdiğine dikkat çekilen raporda, dış borç stoku içinde yeralan özel sektör dış borcunun bir kısmının da, yurt içinde TL'ye çevrilerek devlete iç borç olarak verildiği vurgulandı. Raporda, borçlanmanın yarattığı sonuçlar da şöyle sıralandı: ''Borçlanmada kısır döngü içine girildi. Borçların büyümesinin ülke riskini artırma tehlikesi var. Banka sistemi kredi portföy riskinde artış oldu. Reel kesim, yeterli ve ucuz kredi kullanamaz hale geldi. Rekabet faize yatırım yapan şirketler lehine bozuldu. Şirket varlıkları giderek daha fazla borçla finanse edilmeye başlandı. Kamu borçlanması ve ekonomi politikaları, özel sektör için giderek daha önemli bir değişken haline geldi. Borç idaresi, devlet idaresinin önüne geçmeye başladı. Kamunun temel fonksiyonlarına ayırdığı kaynaklar yetersiz hale geldi. Gelir dağılımı bozuldu. Değer yargıları bozularak, ahlaki yozlaşma ortaya çıktı.''  TÜRKİYE'DEN PARA ÇIKIŞIBu durumun, finansal arbitraj yoluyla yasal ya da yasa dışı olarak ülkeden büyük miktarlarda kaynak çıkışına yolaçtığına da işaret edilen Teftiş Kurulu raporunda, daha sonra şu görüşlere yer verildi:     "Devlet iç borçlanma senetlerinin sağladığı enflasyon oranının çok üzerindeki yüksek faizler, sermaye hareketlerinin liberalizasyonu nedeniyle yurt dışındaki sermayedarlara olağanüstü bir gelir kaynağı yaratmıştır. Ortalama olarak yüzde 20'ler düzeyinde seyreden ve 1990'lı yılların sonlarında olduğu gibi yüzde 40'lara varan finansal arbitraj Türkiye'den dış dünyaya net kaynak aktarımına neden olmuştur.  Bunlara ilaveten, kambiyo denetiminin neredeyse ortadan kaldırılmış olması sonucunda, diğer yasal veya yasa dışı yollarla da yurt dışına çok büyük miktarlarda kaynak transfer edilmiştir ki, son 20 yılda bunların büyüklüğünün 200 milyar ABD Dolarına ulaştığı tahmin edilmektedir.''          IMF POLİTİKALARINA ELEŞTİRİ Raporda, daha sonra IMF politikalarına ilişkin eleştiriler sıralandı. IMF'nin bugün ülkede gördüğü işlevin, bu kuruluşun amaçlarının çok ötesine vardığı belirtilen raporda, IMF'nin ekonomik gidişattaki artılara sahip çıktığı, eksileri ile milli politikalara malettiği vurgulandı.    ''IMF, ekonomik sosyal ve siyasal ve kurumlarımızın tamamını etkisi altına almış, adeta devlet içinde bir devlet konumuna gelmiştir'' denilen raporda, IMF politikalarının temel özellikleri konusunda da şu değerlendirmeler yapıldı: ''Borçların tasfiyesi yerine borç riski yönetilmeye çalışılıyor. Kamu mali sistemi zayıflatılıyor. Daraltıcı para ve maliye politikalarında sosyal boyut bulunmuyor. Politikalar, siyasal egemenlik haklarını sınırlayıcı unsurlar içeriyor.''        ÖNERİLER Raporun son bölümünde, kamu açıklarının azaltılmasına yönelik şu öneriler sıralandı: -Tek Hazine hesabı sisteminin işleyişine etkinlik kazandırılmalı. -Hazinenin kısa süreli nakit ihtiyaçları için borçlanarak yüksek faiz yükü altına girmemesi için, Merkez Bankası Kanunu'nda değişiklik yapılarak, Hazineye kısa vadeli avans imkanı tekrar sağlanmalı. Kısa vadeli avansın kullanımına geçmişteki gibi sınırlamalar getirilebilir. 3'er aylık dönemler itibarıyle mahsuplaşma yapılabilir.    -Kısa vadeli sermaye hareketlerinin vergilendirilmesi: 32 sayılı Karar ile sermaye hareketleri üzerindeki tüm kısıtlama ve denetimlerin kaldırılma sonucu ulusal finans piyasaları doğrudan doğruya kısa vadeli, spekülatif nitelikli yabancı sermaye hareketlerine bağımlı hale gelmiştir. Paradan para kazanmaya yönelik bir kumarhane kapitalizmine sürüklenilmiştir. Türkiye, 90'lar boyunca uluslararası finans piyasalarına reel olarak dönem dönem yüzde 80'e varan spekülatif faiz-kur arbitrajı sunmuştur.  -32 sayılı Karar revize edilmeli, Merkez Bankası'nın hareket kabiliyetini büyük ölçüde daraltan Merkez Bankası Kanunu değiştirilmelidir. -Kısa vadeli mevduat ve döviz tevdiat hesapları yüksek oranda vergilendirilmeli, vade uzadıkça vergi oranı düşürülmelidir. -Döviz ticaretinin ve bulundurulmasının sınırlandırılması: Kriz arifelerinde özellikle yabancı bankalar kanalıyla gerçekleştirildiği bilinen döviz manipülasyonlarının önüne geçilmesi gerekir. Kambiyo mevzuatı revize edilerek, Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu çerçevesinde ek önlemler alınmalıdır. Belli bir miktarın üzerinde döviz bulundurulması sınırlandırılmalı. Bu sınır, yabancı ülke vatandaşları için daha yüksek belirlenebilir. -Yurt dışına belli miktarın üzerindeki tek taraflı döviz transferlerinden ticari amaçlı olarlarda Türkiye'ye kar transferi, diğerlerinde ise belli oranda bir defalık vergi ödeme yükümlülüğü getirilmeli. -AB'ye tam üyeliğe kadar gümrük birliği yeniden düzenlenmeli. -Yurt dışından sermaye sağlayan çok ortaklı şirket faaliyetlerine sermaye piyasası mevzuatı kapsamında işlerlik kazandırılmalı. -Devletin mali birimleri tek çatı altında toplanmalı -Yolsuzluklarla mücadele edilmeli, kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınmalı.      -Kamu harcamalarında etkinlik sağlanmalı.
Etiketler:

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı