Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

20 erkeğin hep birlikte çöktüğü an

KARARLARINIZI akılla mı alıyorsunuz yoksa duyguyla mı?

Felsefe tarihi binlerce yıldır bu sorunun cevabını arıyor...

İnsanoğlunun “duygusal hayvan” olduğunu iddia edenler var ama Platon’dan bu yana genel eğilim “rasyonel hayvan” olduğu yönünde...

Oysa son yıllarda karar mekanizmalarımızın nasıl çalıştığına dair yapılan bilimsel çalışmalar “Esas belirleyici duygular” diyor...

Çünkü en rasyonel kararlarımızı bile aslında duyguların yönlendirmesiyle alıyoruz...

Akıl bir motor, beynin en analitik bölümünü bile harekete geçiren duygular...

 

Peki ama bunu bilmek işe yarar mı?

Çoğu zaman “hayır” fakat Jonah Lehrer ‘How We Decide (Nasıl Karar Veriyoruz)’ kitabında karar verirken beyninizin ödül ve ceza mekanizmasının nasıl çalıştığını iyi anlarsanız “işe yarayabilir” diyor.

İster evlilik kararı olsun, isterse yatırım, hayatımıza çoğu zaman duygular yön veriyor.

Kredi kartı kullanımından, diş macunu seçimine, borsadan ilişki tercihine öylesine duygularımızın esiriyiz ki...

Kitapta çarpıcı örnekler var ama ben üç hafta önce yaşadığım bir örneği aktaracağım...

 

Yaklaşık 20 erkek Inter-Barcelona maçını izlemek için buluştuk.

Aramızda birçok bankacı, üst düzey yönetici, patron, futbol uzmanı ve gazeteci var...

Yemekler, içkiler, dev ekran her şey hazır.

Ekranın önünde beyaz bir tahta, herkesin bir skor tahmin etmesi gerekiyor.

Sonucu bilen sembolik de olsa iddiayı kazanacak...

 

Baktım herkes Barcelona’ya oynuyor.

Inter’in defansif oyun performansını iyi bilenler bile en fazla beraberlik diyor.

Yirmi isim alt alta dizildik, birkaç beraberlik dışında tüm tahminler Barcelona’dan yana...

1-0 Barcelona kazanır diyen de var, 2-0, 3-1, 5-1 diyen de...

Ama Allah için bir kişi bile Inter’in kazanma ihtimaline para yatırmamış...

 

Bunda elbette Barcelona’nın muhteşem oyununun etkisi de var, Messi’li bir Barcelona’yı son dönem kimsenin tutamadığı gerçeği de...

Yani tahmini Barcelona’dan yana yapmanın çok rasyonel sebepleri var.

Ama mesele Barcelona-Inter rekabetinde hangi kararın daha rasyonel olduğu değil, sonuçta futbol bu, top yuvarlak...

Sorun şu o gün orada keyifli bir maç seyretmenin yanı sıra aslında yatırım kararı veriyoruz. Tıpkı, borsa, döviz, faiz, tahvil yatırımı gibi...

 

Ama gelin görün ki Türkiye’nin en iyi finansçılarının bulunduğu ortamda herkes kararını duygularıyla verdi.

Çünkü azıcık finans bilen biri eğer rasyonelse herkesin Barcelona’ya oynadığı bu sembolik iddiada hiç tereddüt etmeden Inter’e oynardı.

Ama hiçbirimiz Inter’in kazanma ihtimaline oynamadık...

Hepimiz farklı skorlarla Barcelona dedik, bir de kadınlar duygusal, erkekler rasyonel derler!

Farz edelim kazandık, toplam para bu iddiaya oynayanlar arasında paylaştırılacak.

Oysa aramızdan bir kişi çıkıp 1’e 19 ihtimaline oynasa, yani duyguların esaretinde değil finans bilgisi ve aklın ışığında karar verse, 1’e 19 kazanacak...

 

Dahası maçın ilk yarısı 1-1 bittiğinde bu ihtimali görüp “İsteyen değişiklik yapsın” bile dendi ama hiç kimse Inter lehine kararını değiştirmedi...

Ve sonuçta Inter maçı 3-1 kazandı...

O an hepimizin yaşadığı “duygusal çöküntüyü” anlatamam.

Özellikle de finansçı arkadaşların...

Beynin yapısı bu, duygularınız sizi en güçlü olduğunuz yerden bile vurabiliyor.

Lehrer bu yüzden seçim yaparken “Duygularınızla düşünmeyi öğrenin” diyor...

Ya da beynin akıl küresini temsil etme iddiasında olan erkekler gibi duygusal olarak çökün...

 

X