Gündem Haberleri

    2-B'ler tekrar masada

    A.A.
    01.10.2007 - 10:35 | Son Güncelleme:

    Çeşitli hükümetlerin programında yer alan, ancak Cumhurbaşkanı vetosu ve Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararlarıyla bir türlü uygulamaya konulamayan 'orman vasfını yitirmiş' arazilerin (2-B'ler) satışı, tekrar gündeme geliyor.

    Çevre ve Orman Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı, 2-B'lerin satılmasına yönelik teknik çalışmaları yeniden başlattı. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün de yer aldığı bu çalışmalar kapsamında, Çevre ve Orman Bakanlığında bir de toplantı yapıldı.

    Toplantıda, 2-B olarak belirlenmiş alanların tescilinin biran önce tamamlanması, Anayasa ya da yasada yapılacak düzenlemelere paralel olarak da hak sahipliklerinin verilmesi için gerekli çalışmaların tamamlanması kararı alındı.
    Çalışmalar kapsamında hazırlanan raporda da, 2-B'lerin durumu ayrıntılarıyla ortaya kondu.

    2-B SORUNU

    Raporda 2-B'ler, “31 Aralık 1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanlarının Hazine adına orman dışına çıkarılması uygulaması” olarak tanımlandı.

    1945'de yürürlüğe konulan 4785 sayılı Kanunla bütün ormanların devletleştirildiğine dikkat çekilen raporda, bu şekilde vatandaşların tapulu ormanları yanında, bağ, bahçe ve tarlaları ile köy meraları, otlak, yaylak ve kışlakları, hatta yerleşim yerlerinin devlet ormanı sınırları içinde kaldığı vurgulandı.

    Fiilen orman olmayan yerlerin de hukuken orman sayıldığı bu düzenlemenin halkın tepkisini çektiği kaydedilen raporda, “Bunun karşılığı olarak da başta yangın olmak üzere şiddetli bir orman tahribatı yapılmıştır. Daha sonra hatadan dönmek ve bu sahaları orman sınırları dışına çıkarabilmek için çareler aranmış, çeşitli anayasal ve yasal düzenlemeler yapılmıştır” saptamasında bulunuldu.

    2-B uygulamasının bağ, bahçe ve tarlalar ile köy meralarının, otlak, yaylak ve kışlakların yıllar sonra gerçek vasıflarına uygun kullanılmasını sağlama amacı güttüğü belirtilen raporda, şu görüşlere yer verildi:
    “2-B, Hazineye parasal kaynak bulmak girişimi değildir. Kangren olmuş bir sorunun çözümünün cesaretle ortaya konmasıdır. Ülke genelinde 2-B uygulamasına konu alanlar, toplumun her kesimi tarafından kullanılmakta olup, bu alanların şu an içinde bulunduğu hukuki boşluktan kurtarılarak, yasal bir zemine oturtulması toplumun ortak beklentisidir.

    2-B alanlarında kamu kurum ve kuruluşlarına ait bina ve tesisler, otlak, yaylak, kışlak, mera, mezarlık ve yerleşim yerleri de bulunmaktadır. Devlet, buralara her türlü alt yapıyı getirmekle, gizli kabulünü ifade etmiştir. Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bu araziler sahipsiz kalmıştır. Vatandaşlar bundan yararlanarak, bu arazileri hiç bir bedel ödemeden kullanmaktadırlar.”

    YANAN YERLERDE 2-B UYGULAMASI YAPILAMAZ

    Raporda, ilk uygulamanın başladığı 1974 yılından 2006 sonuna kadar bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş alanlardan 473 bin 419 hektarın, 2-B uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldığı da bildirildi.
    Orman kadastrosu tamamlandığında, orman sınırları dışına çıkarma işlemlerinin biteceğine de işaret edilen raporda, “Toplumun bazı kesimlerinin endişe ettiği gibi, orman yangınlarını 2-B uygulamaları ile irtibatlandırmak mümkün değil. Kanun gereği yanan ormanlarda 2-B uygulaması yapılamaz. Yanan orman sahaları üzerinde özel mülkiyet, özel tasarruf söz konusu olamaz” denildi.

    ANAYASA VEYA YASA İLE DÜZENLEME

    Raporda, 2-B uygulamasına dönük mevzuat değişiklikleri ve Anayasa Mahkemesi kararları da tek tek irdelendi.
    Bir görüşe göre, bu sahaları değerlendirmek için herhangi bir Anayasa değişikliğine gerek olmadığı vurgulanan Raporda, gelinen noktada, bütün kesimlerin problemin zaman içinde daha da ağırlaşacağına inandığı ve çözümsüzlüğün acilen ortadan kaldırılmasını istediği ifade edildi.

    Eylemli orman durumundaki 2-B alanlarının tekrar ormana kazandırılmasında kararlı olunması gereğine dikkat çekilen Raporda, bu sahaların “otlak, yaylak ve kışlak alanları, tarımda kullanılan alanlar ve belediye, mücavir alan sınırları içinde kalanlar” şeklinde üçlü tasnife tabi tutulması konusunda mutabakat sağlandığı bildirildi.

    Raporda, diğer mutabakat konuları da “2-B sahalarının değerlendirilmesi sonucu oluşacak kaynağın yeni orman kurmada ve orman köylülerinin kalkındırılmasında kullanılması ve bu konuda parasal ifadelerden kaçınılması” olarak ifade edildi.

    Raporda, oluşturulan mutabakat çerçevesinde hem Anayasanın 170'inci maddesinin değiştirilmesine, hem de Orman Köylülerinin Kalkındırılmaları Hakkında Kanunda düzenleme yapılmasına dönük alternatif Taslaklar hazırlandığı belirtildi.

    SORUN ÇÖZÜLÜRSE NELER OLACAK ?

    Raporda, bu yerlerin nitelikleri doğrultusunda değerlendirilmesi halinde ortaya çıkacak olası kazanımlar da şu şekilde sıralandı:
    “-Orman-halk ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen birçok mülkiyet sorunu çözülecek.
    -Adli ve idari yargıdaki dava sayıları önemli ölçüde azalacak.
    -Halen bu alanları fiilen kullanmakta olanlar, hak sahipliği konumunu elde edecekler ve usulsüz olarak kendi tasarruflarında bulunan yerlerin kanuni sahibi olacaklar.
    -Hak sahipliği ile ilgili iş ve işlem süreçleri başlayacak ve bu durum ekonomiye bir canlanma getirecek.
    -En önemlisi de mevcut haliyle kesinlikle orman vasfını kazanamayacak olan bu yerler, orman köylüsünün sosyo-ekonomik yönden kalkınmasında büyük bir katkı sağlayacak.
    -Elde edilecek kaynaklar, ağaçlandırma, orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi, yerinde kalkındırılmaları mümkün olmayan orman köylülerinin naklinde kullanılacak.
    -Ülkemizin genel ekonomisine olumlu yönde katkı yapacak.
    -Emlak ve diğer vergi gelirleri ile de Hazineye büyük bir katkı sağlanacak.”

    ÜZERLERİNE ŞEHİRLER KURULDU

    Raporda, 2-B alanlarına dönük rakamlar ve fiili kullanım durumu da ortaya kondu.
    Buna göre ülkede 2-B sorunu, en fazla Antalya'da yaşanıyor. Bu ilde orman vasfını kaybetmiş araziler 45 bin 548 hektarlık bir alana yayılıyor. Antalya'yı 39 bin 287 hektar ile Mersin, 34 bin 887 hektar ile de Balıkesir izliyor.
    Ankara'daki 2-B arazi miktarı 31 bin 706 hektarı, Adapazarı'nda da 29 bin 643 hektarı buluyor. 2-B'ler İstanbul'da 18 bin 233 hektar, İzmir'de ise 14 bin 772 hektarlık bir alanı kaplıyor.

    Orman özelliğini yitirmiş arazilerin 22 bin 233 hektarlık bölümü üzerinde yerleşim yerleri bulunuyor. Bunların arasında İstanbul'daki bazı ilçeler de yer alıyor.

    Toplam 2-B arazilerinin yüzde 4,7'sini oluşturan yerleşim yerlerinin 6 bin 624 hektarı üzerinde ilçe, 8 bin 514 hektarı üzerinde belde, 7 bin 35 hektarı üzerinde de köyler yer alıyor. Böylece 2-B'lerin yüzde 1,5'lik bölümünü köyler, yüzde 1,8'lik bölümünü beldeler, yüzde 1,4'lük bölümünü de ilçeler oluşturuyor.

    2-B'lerin geri kalan kısmındaki fiili kullanım da şu şekilde belirleniyor:
    -Sera alanı: 2.365 hektar (Yüzde 0,5)
    -Narenciye alanı: 8.041 hektar (Yüzde 1,7)
    -Zeytinlik, fındıklık, meyvelik, bahçelik v.b: 111.115 hektar (Yüzde
    23,5)
    -Diğer ekili alanlar: 294.206 hektar (Yüzde 62,2)
    -Otlak, yaylak: 35.419 hektar (Yüzde 7,4)

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı