Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

1976 Paris Şarap Tadımı ve şarabın küreselleşmesi

Dünya şarap piyasası son otuz yıldır çok radikal değişimler geçiriyor. Bunun en belirgin tezahürü ise Fransız şarabının tahtına, bu piyasaya görece yeni giren ABD, Avustralya, Şili, Güney Afrika, İspanya ve İtalya gibi ülkelerin ortak olması. Yani artık Fransa eskisi gibi şarabın mutlak hakimi değil. Peki nasıl oldu da bu duruma gelindi. Ve son otuz yılda şarap dünyasında neler yaşandı? Merak ediyorsanız, bir-iki hafta benimle kalın.

Şarabın küreselleşmesi, son yıllarda karşımıza sık çıkan kavramlardan biri. Bu terimle, şarap yapımında kullanılan üzüm türlerinden şarap yapma tekniklerine, yepyeni ülkelerin iyi şarap ihracatçıları haline gelmesinden şarabın pazarlamasına ve nihayet giderek şarap tatlarının da belli bir ortak özelliğe ulaşması gibi gelişmeler kastediliyor. Bir diğer deyişle, yüzyıllarca Fransa'nın şarap üreticileri tarafından belirlenmiş olan eğilimlerin ciddi değişimlere uğraması ve bunların sonucunda da karşımıza çok daha farklı, çok daha renkli, kesinlikle daha kaliteli ve bol seçenekli küresel bir şarap endüstrisinin çıkması ifade ediliyor.  

Bu süreç esasen 1950'li yılların ortalarından itibaren ABD'nin Kaliforniya eyaletinde başlamış olmasına karşın, Fransa dışındaki tüm diğer ülkelerdeki üreticilerin özgüvenini arttırıp "Bu işte ben de varım" dedirtebilecek tarihi olay, 24 Mayıs 1976'da Paris'te düzenlenmiş olan sıradan bir şarap tadım öğleden sonrasında yaşanıyor. Son derece iyi niyetle ve yalnızca küçük bir dükkanın ufak bir pazarlama kampanyası olarak düzenlenen bu tadım seansı dünyada öylesine bir etki yaratıyor ki, ismi artık ünlü "Paris Tadımı" olarak tarihe geçiyor.

ZENGİN BİR İNGİLİZİN PAZARLAMA PROJESİ

YARIŞMA SONUÇLARI
Chardonnay
1 Château Montelena, 1973 (ABD)
2 Meursalt Charmes, 1973 (Fr)
3 Chalone Vineyard, 1974 (ABD)
4 Spring Mountain, 1973 (ABD)
5 Beaune Clos de Mouches,1973 (Fr)
6 Freemark Abbey,1972 (ABD)
7 Bâtard-Montrachet, 1972 (Fr)
8 Puligny-Montrachet, 1972 (Fr)
9 Veedercrest, 1972 (ABD)
10 David Bruce, 1973 (ABD)

Cabernet Sauvignon
1 Stag's Leap Wine Cellars, 1973 (ABD)
2 Château Mouton Rothschild 1970 (Fr)
3 Château Haut-Brion, 1970 (Fr)
4 Château Montrose, 1970 (Fr)
5 Ridge Monte Bello, 1971 (ABD)
6 Château Leoville-Las-Cases,1971 (Fr)
7 Mayacamas, 1971 (ABD)
8 Clos du Val, 1972 (ABD)
9 Heitz Martha's Vineyard,1970 (ABD)
10 Freemark Abbey, 1969 (ABD)

Steven Spurrier, toprak sahibi zengin bir İngiliz'in bon vivant (iyi yaşayan) oğlu. Yemeyi ve içmeyi seviyor. 1970 senesinde Paris'e yerleşmeye karar verip, bu çok sevdiği şarapların ticaretini yapmak üzere Caves de la Madeleine adını verdiği şarap mağazasını açıyor. 1975 yılına gelindiğinde, yaratıcı bir düşünceyle, Fransız ve Amerikan şaraplarının test edileceği bir tadım seansı düzenlemeye karar veriyor. Amacı -elbette- kendi şarap mağazasının pazarlamasını yapmak.

Ne var ki, şarapla bu denli içli dışlı olan Spurrier'in kendisi bile Amerikan şarapları hakkında fazla bir bilgiye sahip değil. Sadece, Kaliforniya Eyaleti'nde bazı girişimcilerin iyi şarap üretmek için ciddi çabalar içinde olduklarını duymuş. Zaten dükkanında da Fransız şarabından başka şarap satılmıyor. Ama yine de böyle bir karşılaştırmalı tadım seansının enteresan olacağını ve ses getireceğini düşünüyor. Fransız şaraplarının bu tadımda uzak ara birinci geleceğine ise tüm kalbiyle inanıyor.

Spurrier, tadıma hangi Kaliforniya şaraplarını dahil etmesi gerektiğine karar vermek için önce ABD'ye gidiyor ve bir dizi şarap üreticisini ziyaret ediyor. Bunlar arasından en beğendiği altısı beyaz (Chardonnay) altısı kırmızı (Cabernet Sauvignon), on iki farklı şarabı tespit ediyor. Bunlarla yarışacak olan Fransız şaraplarını ise eşdeğer üzümlerle yapılmış şarapların üretildiği bölgelerden seçiyor. Yani, beyaz olarak Burgundy ve kırmızı olarak da Bordeaux bölgelerinden. Ayrıca, ABD'nin 'en iyisi' olduğu iddia edilen şarapları yarıştıracağına göre, bunların karşısında da Fransa'nın en iyilerini çıkarmak gerekir diye düşünüp, çok iyi Fransız şaraplarını yarışmaya sokuyor.

FRANSIZ ZANNEDİYOR NAPA VADİSİ ÇIKIYOR

Tadım seansına, o dönemin Fransa'sının en tanınmış şarap uzmanlarıyla eleştirmenlerinden belli başlılarını davet ediyor. Aynı zamanda da pek çok basın mensubunu. Ancak Kaliforniya şarapları ile Fransız şaraplarının kıyaslanması fikri kimseye inandırıcı gelmediği için olsa gerek, basın olayla ilgilenmiyor. Yarışmanın yapılacağı Inter-Continental Oteli'ne sadece -o öğleden sonra yapacak daha iyi bir işi olmayan- Time dergisinin Paris muhabiri George Taber teşrif ediyor. Dokuz kişiden müteşekkil jüri, yarısı beyaz, yarısı kırmızı olmak üzere yirmi farklı şarabı tatmak için puanlama kağıtlarını alıp kör tadıma başlıyorlar.

Önce beyazlar tadılıyor. Jüriden şarapları, "göz, burun, ağız ve denge" kriterlerinin her birine göre 20 puan üzerinden değerlendirmeleri isteniyor. Tadıma gözlemci olarak katılan Time muhabiri Taber, üstad jüri üyelerinin şarapları ayırt etme konusunda nasıl yanıldıklarını şaşkınlık içinde gözlüyor.

Örneğin dönemin çok ünlü restoranı Grand Vefour'un şefi Raymod Oliver, kadehi çalkalayıp kokladıktan sonra tadıyor ve şöyle diyor: "Aaah… Nihayet Fransa'ya geri döndük!" Aslında tattığı şarap Napa Vadisi'nden Freemark Abbey 1972. Ve sonuçlar açıklanıyor. Birinci gelen şarap, Chateau Montelena 1973 California Chardonnay! Jüri aniden derin bir sessizliğe gömülüyor.

PARİS MUHAKEMESİ GAZETE SAYFALARINDA

Kırmızılarda Fransız şaraplarının üstün geleceğinden, tadımı düzenleyen Spurrier'in bile kuşkusu yok. Tadım başlıyor. Bu kez jüri üyeleri çok daha ciddi ve sessiz olarak tadıyorlar. Az sonra Spurrier kırmızıların birincisini açıklıyor: Stag's Leap Wine Cellars California.

Buna kimse inanamıyor. Hem beyaz hem de kırmızılarda Amerikan şaraplarının, Fransız üstadlar tarafından birinci seçilmesi. Üstelik beyazlarda ilk dördün üçünün Amerikan olması. Şaka gibi. Ama şaka değil! Taber bu olayı kısa bir haber yapıp dergisine gönderiyor. Dergi haberi, 7 Temmuz sayısının 58'nci sayfasında küçük bir yer vererek "Paris Muhakemesi" (Judgment of Paris) başlığıyla yayınlıyor.
Ve ne oluyorsa ondan sonra oluyor. Aynı gün New York'taki şarap mağazalarında yarışmaya katılan Kaliforniya şaraplarına yönelik bir hücum başlıyor. Kolay değil, Time dergisi 20 milyon tiraja sahip. Birkaç gün içinde stoklar tükeniyor, fiyatlar uçuyor. Ve tüm ulusun gözü Kaliforniya'ya çevriliyor. Öyle ya, düne kadar kendilerinin bile farkında olmadığı bir Amerikan ürünü, dünya hakimi Fransız şaraplarını alt ediyor. Bu olay Amerikalılar tarafından öylesine ciddiye alınıyor ve öylesine bir kulaktan kulağa kampanyası başlatıyor ki, basit bir öğleden sonrası eğlencesi fikriyle düzenlenen Inter-Continental Oteli'ndeki tadım seansı giderek bir ulusun kendini yeniden keşfetmesi olayına dönüşüyor. Ve, pazarlama konusunda tüm dünyaya ders verebilecek kadar becerikli olan Amerikalılar, bu olayı allayıp pullayıp gerçek bir efsane mertebesine çıkarıp, şaraplarını dünyanın gözüne sokmayı başarıyorlar.

WATERLOO SAVAŞI'NA BENZETENLER ÇIKIYOR

Paris Tadımı'nın Fransız cephesi ise konudan artık rahatsız olmaya başlıyor. Öyle ki, şarap sektöründekiler bu olayı Napolyon'un İngiliz komutan Wellington'a yenildiği ünlü Waterloo Savaşı'na benzetiyorlar. Ve haliyle, bir İngiliz olan Spurrier'e karşı tavır alıyorlar.

Alıyorlar almasına da, bu olayın Fransız şarap endüstrisi üzerinde yarattığı etki tahminlerin çok ötesinde olup, sektörde bir dizi devrimci değişimleri tetikliyor. Zira Paris Tadımı'nın ertesinde artık ne Fransız şarapçılığı eski Fransız şarapçılığı olarak kalıyor, ne de dünya şarapçılığı eski dünya şarapçılığı olarak. Paris'teki bir İngiliz'in basit bir pazarlama çabası olarak ortaya çıkan olay, sonuçta yalnızca bir Amerikan propagandası haline dönüşmekle kalmayıp, ABD'nin yanı sıra İspanya, İtalya, Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika ve Şili gibi ülkelerde dünya kalitesinde üretim yapabilen ve tüm dünyaya başarıyla ihraç edebilen çok ciddi bir şarap sektörünün doğmasına vesile oluyor.

Hayatta hiçbir kalıcı başarı, tesadüfen elde edilemez. 1976 Paris Tadımı'nda büyük başarı elde eden Kaliforniya şarap üreticileri de zaten bu işi akşamdan sabaha başarmıyorlar. Bu başarının arkasında çok ciddi bir çaba, yaratıcılık, bilimsellik, deney yapabilme ve risk alabilme ile çok paylaşımcı bir yerel kültür yatıyor. Eğer ilgilenirseniz, bu başarının ve bunu izleyen Yeni Dünya şarapçılığının gelişiminin öyküsünü de önümüzdeki hafta anlatmak istiyorum.

Şimdilik güzellikle kalın, hep yaratıcı olun.

X