Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

1950'de başlayan hastalık

Tufan TÜRENÇ

Bugünkü rejim tartışmalarının temeline inilirse, yapılan bütün yanlışların 1950 yılından sonra başladığı görülür.

Çünkü gerek Atatürk, gerek bayrağı ondan devralan İnönü döneminde irtica hiçbir zaman başını kaldıramadı.

Ayağa kalkacak fırsat bulamadı.

İşte bu yüzden de laik cumhuriyeti yıkıp yerine bir İslam cumhuriyeti kurmayı düşleyen, milleti yeniden ümmet haline getirmeye çalışan kesimler Atatürk ve İnönü'ye saldırırlar.

Her ikisini de din düşmanı ilan ederler.

1950'ye kadar olan yıllar, rejim düşmanlarının nefes bile alamadıkları bir dönemdir.

Ama o yıldan sonra her şey altüst oldu.

Demokrat Parti iktidara geçer geçmez, oy uğruna gerici kesimlere ödün üstüne ödün yağdırmaya başladı.

Onların serpilip yeşermesi için her türlü olanağı önlerine serdi.

Onun için bu kesimler Bayar-Menderes ikilisini tam kendilerinden saymasalar bile severler.

Oylarını da daima onlar için kullandılar.

DP 27 Mayıs İhtilali'yle devrildikten sonra ise hep onun yerine kurulan partileri desteklediler.

Taa ki kendi partilerini kurana kadar...

* * *

İşin kötüsü, gerici kesimlere verilen ödünler Demokrat Parti'nin yıkılmasıyla da son bulmadı.

Ondan sonra gelen hemen bütün iktidarlar, oy almak için az veya çok din motifini kullandılar.

İktidarları döneminde gerici kesimlere sevimli görünebilmek için devletin temeline dinamit konmasına izin verdiler.

Bunların örgütlenmelerine göz yumdular, hatta teşvik ettiler.

Buna karşı çıkan politikacılar ise din düşmanlığı ile suçlandı.

Örneğin dini hiçbir zaman politikaya alet etmeyen İsmet Paşa, 1950'de iktidardan düştükten sonra tek başına bir daha iktidar olamadı.

Buna rağmen bütün katıldığı seçimlerde partililerin ısrarlarına rağmen dini hiçbir zaman kullanmayı kabul etmedi.

Ama Paşa bu dürüst politikasında yalnız kaldı ve hep kaybetti.

Gerici kesimlere verilen ödünler giderek daha da arttı.

Sonunda siyasi bölünmelerin de yardımıyla 1995 yılında yapılan seçimlerden, köktendinci Refah Partisi birinci parti olarak çıktı.

Bu olgu binbir sorunu olan Türkiye'deki rejim tartışmalarını tehlikeli boyutlara taşıdı.

Refahyol hükümeti zamanında Türkiye uçuruma yuvarlanmaktan son anda kurtuldu.

* * *

Butün bu acı gerçekleri tartışmanın artık bir yararı yok.

Türkiye'nin geleceğini kurtarmak istiyorsak, oturup darbe tartışmalarıyla zaman öldüreceğimize bu tehlikenin tümüyle silinmesi için el ele vermeliyiz.

Reçete bellidir.

Marjinal partilerin etkinliklerini azaltmak için merkez sağın ve merkez solun birleşip bütünleşmesi zorunludur.

Bu yapılamadığı sürece Türkiye'nin siyasi istikrarsızlıktan kurtulması olanağı yoktur.

Bugün bir puanı bile yitirmeyi göze alamayacak oy çizgisinde bulunan bütün partiler dinci kesimlere göz kırpmak zorundadır.

Ve hiçbiri bu ülkenin önündeki kara bulutları dağıtacak bir kararlılıkla irticanın üzerine yürüyemez.

Yürüyemiyor da...

Her iktidar eveliyor, geveliyor ama neşteri vücuttaki cerahate gerektiği gibi vuramıyor.

Onun için ülke sürekli darbe söylentileri ve rahatsızlıkları içinde çalkalanıp duruyor.

Zaten pamuk ipliği ile birbirine bağlı dengeler altüst oluyor.













X