Yalçın BAYER

19 Mayıs’ın önemi ve anlamı

18 Mayıs 2013

Büyük ozanlarımızdan Fazıl Hüsnü Dağlarca bir şiirinde şöyle der:
“Milletler büyük evlatlarıyla soluk alırlar”.
Yani, bağırlarından çıkardığı evlatlarının eylemleriyle varlıklarını sürdürür, yaşamlarını korurlar.
19 Mayıs da çağdaş Türkiye’nin, başka bir deyişle Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuş şafağıdır. Kurtuluş ateşinin kalplerde ve kafalarda yakılış şafağı...
19 Mayıs’ın anlamı nedir?
- İnsanın kendi gücüne inanması ve insan güçleri arasında dayanışmanın yaratılmasıdır; yani halk kaynağına inilmesidir. Bu açıdan bakarsak, ‘Ulusal Bağımsızlık Savaşımız’ ve onu izleyen yıllarda halk için halkla birlikteliğin tohumları 19 Mayıs 1919’da atılmıştır.
- İşte bunun içindir ki, 19 Mayıs yalnızca bir savaşın kronolojisinde ilk halka değildir. Bu savaşın getirdiği ulusal dayanışma, ulusal onur, ulusal egemenlik, tam bağımsızlık gibi, temel kavramların da doğuş ve çıkış noktasıdır.
- 19 Mayıs’ı, yenilgiyle çıkılan bir savaştan sonra, kurtuluş yolunun aranması diye adlandırma da eksiktir. Çünkü, kurtuluşa giden yol, özgürlük gibi, bağımsızlık gibi, insan onuru gibi temel değerlerin toprağından geçer.
- 19 Mayıs, bir bakıma bu temel değerlerin ekildiği topraktır. Ya da, bunları kendi ulusal eylemimiz içinde  doğuran bir atılımdır.
19 Mayıs şafağının yaratıcısı Mustafa Kemal de, Büyük Nutuk’unda 19 Mayıs’ı ele alırken, ona çok değişik boyutlar yükler ve Cumhuriyetimizin getirdiği değerler dizgesiyle özdeşleştirir. İşte asıl önemli nokta da, kanımızca, buradadır.
Bize göre, her 19 Mayıs, Mustafa Kemal Atatürk’e bir hesap verme günüdür.
- O’na, 19 Mayıs’ta Samsun’da yaktığın “ya bağımsızlık ya ölüm ateşi” bugün de kafalarımızda ve yüreklerimizde yanıyor, diyebiliyor muyuz?
- O’na, 19 Mayıs’la başlattığın, insanımızı kulluktan kurtarıp kendi aklını kullanan özgür yurttaşlar katına çıkarma eylemin bugün de sürüyor, diyebiliyor muyuz?
- O’na, 19 Mayıs’la bizlere gösterdiğin gerçek yol, yani “En gerçek yol gösterici bilimdir” düşüncesi, bugün de yaşarlığını koruyor, diyebiliyor muyuz?
- O’na, 19 Mayıs’ta başlattığın kutsal eyleminle, bize armağan ettiğin “Tam bağımsız Türkiye ülküsü” bugün de canlılığını sürdürüyor, diyebiliyor muyuz?
Eğer bugün bunları rahatça söyleyebiliyorsak, 19 Mayıs şafağının anlamını bütün yönleriyle kavramış oluruz. Kavramaktan da öte, onun tasarımcısı ve uygulayıcısı büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde olduğumuzu kanıtlamış oluruz.
Bugün biz, yukarda sıraladıklarımızı özgürce ifade edebiliyor muyuz? Hayır edemiyoruz.
Çünkü, Türk, Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk adları nerdeyse yasaklanma aşamasında.
Bugün Türkiye’de, Atatürkçülüğü suç sayan ve Atatürk’ü, onun önderliğinde gerçekleştirilen Türk Devrimi ve Atatürk ilkelerini telaffuz etmeyi bile yasaklamak üzere olan bir iktidar var.
Kendisini seçmen olarak görmekten kurtaramamış olan halkımıza sesleniyoruz!
Yeter artık, ‘Anti Kemalist Parti’yi bu derece şımarttığın. Bu partiden, devlet yönetme vekaletini ilk fırsatta geri al! Aksi takdirde, tarih önce seni yargılayacaktır!
Dursun ATILGAN
AADD Fed. Bşk.

Sıhhiye-11.00

ATATÜRK Düşünce Derneği ve Türkiye Gençliği Birliği önderliğinde 23 demokratik kitle örgütünün Ankara Sıhhiye’de düzenlediği “T.C. için Türk Milleti Ayakta” etkinliği bugün 11.00’de... Ankara’nın ve Türkiye’nin her yanı kırmızı-beyaz afişlerle ve bildirilerle donatıldı. Gruplar, Atatürk’e sahip çıktıklarını duyururken, CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan bakın ne diyor:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin tabelalarına bile tahammül edemeyen ve milli bayramlarımızı yasaklamaya kalkışanlara karşı hep birlikte Sıhhiye’deyiz.”

Bir ülke nasıl batırılır

ERSAL Yavi’nin önerisi: Dış borçla, büyümeye çalışan Osmanlı’ya, dış borcun yaptıklarını-dış borcun bir milleti nasıl felakete sürüklediğini- anlatan güzel bir kitap var. Dış borcun olumsuz etkilerini merak edenler, “Bir Ülke Nasıl Batırılır? Osmanlı’nın İflasından Günümüz Türkiyesi’ne Kıssadan Hisseler” kitabını okumalıdır.

Biliyor musunuz

SİDE Belediyesi ev sahipliğinde, Doç. Dr. Hüseyin Sabri Alanyalı’nın başkanlığını yaptığı Eskişehir Anadolu Üniversitesi kazı heyetinin çalışmaları sonucunda restorasyonu tamamlanan Tyche Tapınağı’nın önceki gün; 18 asır sonra, Side Antik Kenti’nde geçmişi geleceğe bağlamak üzere kapılarını açtığını...
-1978’de Prof. Dr. Coşkun Özdemir öncülüğünde kas hastalıklarıyla mücadele ile hasta ve hasta yakınlarına hizmet vermek amacıyla kurulmuş olan Türkiye Kas Hastalıkları Derneği’nin gecesinde “100 Altın İnsan Projesi”nin tanıtımının yapıldığını...

Ekonomi uçmuş! 1.Lig’e çıkmışız

MOODY’S kredi değerlendirme kuruluşu, Türkiye’nin kredi notunu “Ba1’den” “Baa3’e” yükseltmiş. Dünya ekonomileri içerisinde de 17. sıradaymışız. Şimdi önümüze şapkayı koyup düşünme zamanı değil mi? DİE Türkiye’de 20 milyon kişinin açlık sınırında yaşadığını açıklıyor. Tamamen aç gezenler bu sayıya dahil mi, bilemeyiz. Bir istatistik de gizli sosyal patlamalar için yapılsa çok iyi olur da. Bu araştırmayı yapacak araştırmacı grup cesaret edebilir mi, onu da hiç bilemeyiz. Cari açıktan, dış borçtan bahsedip de kafaları da karıştırmayayım, moral de bozmayayım ama sormadan da edemeyeceğim bir soru var: IMF’ye borç sıfırlandı da, 230 milyar dolar borç kimin, bu nasıl sıfırlanacak acaba?
Salim TAŞÇI

Ortaylı’nın kitabını tavsiye ederim

GÜLBENKYAN Müzesi hakkında son kez yazıyorum. Amacım yazıma hamasi duygularla eleştiri yazan doktor beyin empoze ettiği konular değil, ulusal kültürümüzün Portekiz gibi uzak ve ilgisiz bir bölgede ne aradığı ve nasıl oraya gittiği idi. Berlin’de Pergamon Müzesi’ni gezerken nasıl üzülmüşsem, aynı duyguları Gülbenkyan Müzesi’nde de yaşadım. Konuyu çok uzatmadan, konula ilgilenen okuyucuların Sayın Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın kaleme aldığı İlber Ortaylı Seyahatnamesi’nin (2013 Timaş Yayınları) 247-250. sayfalarını okumalarını tavsiye ederim.
Dr. Abdullah ÖZKARDEŞ

Bu göklelene bir şey olursa…

“MASLAK bölgesinde bir ‘tehlike’ dikkatimi çekti. Sun Plaza’da çalışan bir yakınıma gidiyordum; Mashattan sitesinin önünden geçerken “aman” dedim. En az 30 katlı bir bina; bir yüzünün temelini gördüğümde ürktüm. Çünkü, yanında
yaklaşık 10 dönümde, derinliği 20-25 metre temel kazısı yapılmış bir arsa vardı. Buraya bitişik Sun Plaza’nın temel kazıklarında bazı bölümlerde betonlar dökülmüş... Demir örgüden çimentolar görülüyor. Yük kazıklara biniyor; bir facia doğarsa bunun sorumlusu kim olacak diye düşündüm. Sonra arkadaşıma çıktım; bu durumu anlattım; meğer aynı tedirginliği yaşıyorlarmış. Deprem olmasın diye dua ediyorlarmış çalışanlar... Ben de “Oğlum, niye uyarmıyorsunuz” dedim. “İşten atılmamı mı istiyorsun?” karşılığını verdi.
Yandaki temel kazısı yapılan arsa Arsa Oto Yedek Parçacıları Kooperatifi’ne aitmiş… Zaten Sun Plaza’nın, imar planlarına aykırı bir durumu da varmış ama durumu tam öğrenemedim. Bir şekilde özensiz kondurulmuş. Gidip görürseniz endişe verici manzarayı görüyorsunuz. Mühendis olunmasına gerek yok.
İlgililerin duruma karşı bir hassasiyetlerinin olduğunu sanmıyorum. Büyükşehir’in ilgili sorumlularının Belediye Meclis Grubu Başkanı Sefer Kocabaş –En az 8-10 yıldan beri bu makamda- ile Büyükşehir’de uzun yıllardır önce İmar Müdürlüğü’nü, şimdi de İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı yapan ve güçlü tarikat bağlantıları olduğu öne sürülen Konyalı Ahmet Erhan Gökalp bunları hiç görmüyorlar mı? Çünkü İstanbul’da kuş uçsa onların haberi oluyormuş... Yüzlerce kişinin çalıştığı plazanın güvenliği ‘İstanbul markası’ için çok önemli değil midir?”
Bu uyarıya dikkat edelim.

 

Yazarlar Ana Sayfa
HaberlerFenerbahçeburçniobestar tvGalatasarayABDPatlama