Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

19. haftanın renklileri ve renksizleri

Spor Toto Süper Lig'in 19.haftası da geride kaldı.Ligin ilk maçında Beşiktaş , Erciyes takımları sahne aldı.

Beşiktaş, maçın ilk bölümünde rüzgarı arkasına aldı tek farkla devreyi kapattı. Kartal ikinci yarıda bulduğu gollerle farkı 3'e çıkardı. Tecrübeli hoca Bilic nasıl olsa iş tamam dedi, takımda değişikliğe gitti fakat, rüzgar ters etmeye başladı. Biraz daha zaman olsaydı, açık farkla götürdüğü maçı hiç yoktan tehlikeye atacaktı.

Haftanın heyecan verenleri, vermeyenlerini sizin için derledim...

İşte haftanın renklileri

Sneijder(G.Saray): Futbol topuna öyle güzel hükmetti ki, top bile mutlu oldu. Vuruş şekli, gidiş şekli, uzmanlık alanına girmişti. Her futbolcu zaman ayarını kolay kolay tespit edemez. Sneijder bunların hepsini yaptı, almak istediğini de aldı.

Melo(G.Saray): Hani otobanlarda bir oraya, bir buraya raks edip duran bazı kullanıcılar olur ya, Melo’da sahanın içinde öyleydi. Heyecan var, hırs var, kazanma duygusu var... Bana göre saha Melo'ya küçük geldi.

Sabri(G.Saray): Bir şarkı varya "Ufacıksın, tefeciksin sen de bir başkalık vardır" sözleri gibi sol kanatta oynar mı oynarım diyen bir oyuncu oldu çıktı Sabri. Şarap gibi eskidikçe daha tatlı oluyor.

Gökhan (Beşiktaş): Futbol topuna sevgili gibi sarılmayı bilen bir oyuncu. Sürekli onunla olmak istediği zaman sevgiliye ihanet ediyor. Baktı ki böyle gitmiyor, biraz uzak kalınca daha iyi oynamaya çalışıyor. Erciyesspor karşısında oynadığı futbolla işte buyum dedi. Hünerini rakip alanın içlerinde kullandığı zaman, doğru yolda. Uzak kaldığı süre içinde arkadaşları ile paylaşmayı öğrenmiş. Attığı gol, Fernandes’e verdiği gollük pas bunun kanıtı.

Oğuzhan (Beşiktaş): Attığı golün güzelliği tat verdi. Zamanla güzel servis yaptı, zamanla da biraz gecikmeler yaptı ama, takımın yine rejisörüydü.

Atiba Hutchinson (Beşiktaş): Beşiktaş’ın tam bir askeri, Savaşmaktan yılmıyor. Takımda üstlendiği yükü layıkı ile yerine getiriyor.

Andreas Isaksson (Kasımpaşa): Fırtına gibi esen Kayserispor‘a geçit vermedi. En kritik anlarda olmayacak topları çıkardı. Görevini bukadar iyi yapmamış olsaydı fark olurdu. Takım arkadaşlarının kendisini tebrik için sıraya girmeleri gerek.

Hürriyet (Eskişehirspor): Takımın yönetmenliği görevini üstlenerek orta alanda arkadaşlarını yönlendirmek için elinden geleni yaptı.

Erkan Zengin (Eskişehirspor): Ara transfer döneminde adının sık sık başka takımlarla anılması durgunluğuna sebebiyet vermişti. Fenerbahçe maçında galibiyeti getiren golü atması yeniden adapte olduğunun göstergesiydi.

Baye Oumar Niasse (Akhisar Belediyespor): Gol krallığına doğru giden bir oyuncu için, hele şampiyonluğa oynayan bir takımın oyuncusu olmadığı halde bu başarıyı tebrik etmek lazım.

Güray (Akhisar Belediyespor) Hem kendi için, hem de arkadaşı Niasse'ye verdiği destek gösterdiği çaba kendisinin ne kadar iyi futbolcu olduğunu herkese gösterdi.

Djalma Campos (Torku Konyaspor): Sivasspor'a attığı golle büyük katkı yaptı. Bunun yanı sıra oynadığı futbolla arkadaşlarının adeta canlandırdı.

Michael Eneramo (Kardemir Karabükspor): Takımı yenik durumdayken, tekrar canlandıran isim oldu. Attığı ve attırdığı golde takımına hayat verdi.

Abdou Traore (Gaziantepspor): Antalya’dan maden çıkaran Gaziantep, üç puan alarak yenilmezliğini sürdürdü. Bu maçın da mimarı zaferi getiren tek golün sahibi Traore'den başkası değildi.

Onur(Trabzonspor): Yine kalesinde devleşti. En kritik anlarda kalesini kapadı. Kim ne derse desin, Türk malı en iyi kalecilerinin başını çekiyor.

Olcan (Trabzonspor): Trabzonspor’un en büyük silahı, rakip takımların korkulu rüyası. Oyun tarzını hiç değiştirmiyor. Rizespor kalesini bu kez geçemedi.

Lua Lua (Rizespor): Rizespor’un hücum adamı, Trabzonspor maçında oynadığı futbolu golle süslemediği için üzgün olmalı. Her pozisyonlarda vardı, oyun boyunca durmadan çalıştı ama istediğini alamadı.

Özgür Yankaya (Karabük-Elazığ maçının hakemi): Elazığ oyunu önde götürüyor. Taç çizgisine yakın bir yerde yatan Pape Sow sanki büyük bir sakatlık geçirmiş gibi hiç hereket etmeden yatıyor. Kalkacağı da yok. Saha kenarına çekildiği zaman her iki ayakları rakibin karnının tekmeliyor. Yankaya'nın verdiği kırmızıdan sonra hiçbirşey olmamış gibi dipdiri ayağa kalktı. Kendine değil, tüm arkadaşlarına ihanet etti. Böyle bir maçta Özgür iyi bir maç yönetti.


İşte haftanın renksizleri


Pape Sow(Elazığspor):
Takımını yıkan oyuncuların başını çekti. Rakibi Yiğit’e tekme atarak sakatlanması hakem Özgür Yankaya'dan kaçmadı ve kırmızı kartla takımını 10 kişi bıraktı. Takım, önde olduğu maçtan 3-1 mağlup olarak geri döndü.

Adem (Kasımpaşa): Futbolla birlikte kurnazlığı da iyi biliyor. Her hareketinde bir yapmacık var.Gereksiz yerlerde düşmeler bunun ayrı alışkanlığı. Maçın hakemi sürekli ikazda bulundu ama Adem pek kulak asmadı.

Mehmet Topal (F.BAHÇE): Eskişehirspor maçında yenilen ikinci golün mimarı oldu. Yaptığı yanlış bir pas hatası ikinci golü bağıra bağıra getirdi.

Volkan(F.Bahçe): Artık yavaş yavaş kaleyi teslim etme zamanı geldi. Oyun okuma sanatı yok olmuş. Ypı olarak dev gibi ama zamanında çıkıp doğru dürst bir top çıkardığını az görürsünüz.

Colman (Trabzonspor): Bir orta saha oyuncusu bu kadar pasta hata yapar mı? En basit topları bile hedefe gönderemedi. Mustafa hocanın ona bukadar katlanmasını tebrik etmek gerek.

GENÇLERBİRLİĞİ: Takımın başından sona kadar bir tek oyuncu çıkıpda ben bugün iyi top oynadım diyemez. Hepsi sanki bir olmuş gibi birbirlerini taklit ettiler.

X