Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

’16 bin din görevlisi yok’ mu

DİYANET İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu gene aynı şarkıyı söylüyor.

"16 bin camide din görevlisi yok" diyor. Daha da önemlisi, DİB Başkanı 1965 tarihli Diyanet Teşkilat Kanunu’nun değiştirilmesi çalışmalarına başladıklarını söylüyor. (Cumhuriyet, 17 Ocak 2006, Fırat Kozok ile söyleşi)

Yazımı bu söyleşi üzerine kurmayı düşünürken 19 Ocak tarihli Radikal gazetesinde manşetten bir haber yayınlandı: "Eyüp Belediyesi ille de imam-hatipli zabıta istiyor. AKP’li belediyenin imam-hatipli ısrarı."

YANITSIZ SORULAR

Birkaç ay önce DİB Başkanı gene binlerce din görevlisi açıklarından söz ettiği zaman kendisine bir soru sormuş ve bir öneride bulunmuştum: İmam-Hatip’lerden, Yüksek İslam Enstitüleri’nden, İlahiyat Fakülteleri’nden mezun olup da çalışma yaşında bulunan yüz binlerce (milyonu aşkın) mezun var. Bunlara neden görev vermiyorsunuz? Neden göreve davet etmiyorsunuz?

Başkanlığınızın ara istasyon olarak, dağıtım alayı olarak çalışmasına neden göz yumuyorsunuz? 1975’ten bu yana başkanlığınıza kaç din görevlisi alındı, bunların kaçı başka bakanlıklara transfer oldu, transfer edildi?

Diyanet İşleri Başkanı bu sorularımı mutlaka yanıtlamalıdır. Yanıtlamazsa, kendisini siyasete alet olmakla, AKP iktidarının devlet kadrolarını İslamileştirmek programını uygulamakla suçlayacağım. Gazetelerde, geçen yıl kaç kişinin DİB’den başka devlet kuruluşlarına transfer olduğu haberleri yazıldı. Ben sayı vermeyeceğim, sayıyı DİB versin.

Devlet kadrolarına girecek nitelikte bulunmayanlar, giriş sınavını kazanamayanlar (yani genellikle din ve teoloji eğitimi almış olanlar) DİB kadrolarını atlama tahtası olarak kullanıyorlar ve bu olanağı bilinçli olarak DİB yönetimi hazırlıyor. Böylece devlet kadrolarının İslamileştirilmesi programı yürütülüyor.

Bunun en son, en somut, en açık, en reddedilemeyecek örneğini AKP’li Eyüp Belediyesi veriyor. Gerekçeye gülmeyin: "Din sömürüsüne engel olmak" (!) imiş. Bu tercih yasalara uygunmuş. Mızrağı çuvala sığdırmak isterken bir de zeytinyağı gibi üste çıkıyorlar. Benden haber vermesi, işlemin iptal edilmesi için bir kişinin İdare Mahkemesi’ne başvurması yeter. Adalet, İçişleri (polis teşkilatı için) ve öteki bakanlıklar Eyüp Belediyesi’nin gerekçesini örnek alırsa ne olacak? AKP iktidarının gerçek programı yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Diyanet Teşkilatı yeniden düzenlenirken İmam-Hatip, Yüksek İslam Enstitüsü, İlahiyat Fakültesi kuruluş ve görev, yetki ve sorumluluk yönetmelikleri ve bu yönetmelikleri kapsayacak olan yasa yeniden düzenlenmeli. İmam Hatip ve İlahiyat mezunları sadece din hizmetlerinde görevlendirilmek üzere yetiştirilmeli. Görev alanı yasada belirtilmeli.

SOL NE YAPSIN!

Bence DİB Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Eyüp Belediyesi’nin uygulamasına mutlaka karşı çıkmalı ve 15 İmam-Hatip mezununu elin belediyesine kaptırmamalı. Yoksa şikayetlerine benden başka inanmayanlar da çıkar!

Sol böyle bir kumpas karşısında ne yapsın! Solu eleştirenler bu kumpasa ne diyorlar? Biraz da bu kumpasları gündeme getirseler olmaz mı? (Devam edecek.)
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI