Gündem Haberleri

GÜNDEM

    12 yıl süren rol bitti

    Hürriyet Haber
    20.09.2000 - 00:00 | Son Güncelleme: 20.09.2000 - 00:01

    Oğullarının kanser olduğunu öğrendikten sonra geçen 12 yıl, hep rol yaptılar. Ölümünden iki gün önce, Duhan kan tükürdüğünde bile 'Oh!' dedi annesi. 'Ben de hep bu anı bekliyordum. Akciğerin temizleniyor. Demek ki iyileşiyorsun!'

    HİÇBİR anne, evladına kanser sözcüğünü yakıştıramıyor. Ama Mine Kocaman, dört yaşındaki Duhan'ın bacağındaki yumruyu gördüğü an, ‘‘Aman Tanrım’’ demişti. ‘‘Oğlum kanser!’’

    ‘‘Duhan, babasıyla halının üzerinde oynuyordu. Dizini bükmüştü. Bir an eşim Lütfü ile gözgöze geldik. İkimiz de Duhan'ın dizindeki hareketli yumruyu farketmiştik birden. Lütfü pek önemsemiyormuş gibi görünse de, ben 'Bu kanser' dedim. Neden, neye dayanarak söyledim bilmiyorum. Ama o kadar emindim ki, yıkılmıştım.’’

    Uykusuz geçen ilk geceydi.

    Kocaman çifti, 12 yıl ve sonrasında daha pek çok gece uykusuz kalacaktı.

    EN GÜZEL ÜÇ YIL

    Sabah soluğu hastanede aldılar. Bir an için rahatladılar. Çünkü bu çirkin yumruyu gören ilk doktorlar ‘‘Telaşlanacak bir şey yok. İçindeki sıvıyı muayenehane ortamında bile alabiliriz’’ demişlerdi.

    İçleri rahat etmedi ve Duhan, Ankara'ya, GATA'ya götürüldü.

    ‘‘Rahat rahat bekliyordum. 'Sinoviyal Sarkom' yani 'Yumuşak doku tümörü' diye elime rapor tutuşturulunca, neye uğradığımı şaşırdım’’ diyor Lütfü Kocaman.

    Tümör alınsın dendi. Alındı. Her şey bitmişti işte. Atlatmışlardı.

    ‘‘Atlattık sandık. Yedi ay sonra yeni bir tümör çıkana kadar’’ diyor Lütfü Kocaman. Yeni bir operasyon, her gün kontrol edilen minik bir beden. Ve Londra'daki ilk kemoterapi. Kendilerini ansızın içinde buldukları girdap, gün geçtikçe yutuyordu hepsini.

    Oysa yapılacak hiçbir şey yoktu. Baktılar ki olacak gibi değil. Oğulları bir yandan, kendileri bir yandan acı çekiyor, vazgeçtiler birden: ‘‘Duhan'ın psikolojisi bozulmaya başlamıştı. Karar verdik karı-koca. Üç yıl sanki Duhan kanser değilmiş gibi yaşadık. Bittiğini umut ederek, yeni bir tümör çıkmaması için dua ederek yaşadık. Doktor yüzü görmeden. ’’

    Bu masalın bir sonu vardı elbette. Bir sabah öksürükle uyanan Duhan için akciğer filmi zorunlu hale gelmişti:

    ‘‘Tümörler akciğerinin her tarafında yumrular halinde bitivermişti. Maalesef rüya bitmişti.’’

    Mine Kocaman,‘‘Yine de durup bakamıyorsunuz’’ diyor. ‘‘Hep ne yapabilirim, nerede tedavi olabilir diye arayıştasınız. Sonunda Houston'daki M.D.Anderson Cancer Center'a gittik. 11 yaşındaydı Duhan.’’

    Duhan, hastane içindeki okula başladı. İngilizce öğreniyordu. Bir gün annesine 'Anne ben kansermişim' diyerek geldi. Mine Hanım buz gibi olduğunu söylüyor:

    ‘‘Bunu da nereden çıkardığını sordum. 'Bu hastanenin adı kanser merkezi. O halde ben de kanserim' dedi. O an bir oyun başlatmak zorunda olduğumu anladım. ’’

    Mine Hanım, o ‘‘Evet’’ dedi, ‘‘Sen kansersin. Ama iyileşmek için buradasın..’’

    ÖTANAZİYİ DÜŞÜNDÜM

    Son şans olarak radyoterapiyi denemeye karar verdiler.

    ‘‘Radyoterapi yapmadan önce ebeveyne tüm sorumluluğu üstlendiğine dair bir belge imzalatıyorlar, Nitekim umutsuz bir anne baba olarak başka da bir çareniz yok. İşte o radyoterapi yüzünden Duhan'ı beş yıl erken kaybettik. Çünkü tümörler, radyoterapiye bağlı olarak kemiğe sıçramıştı.’’

    Duhan'ı olabildiğince sosyal bir çocuk olması için desteklediler. Gitar çaldı, resim yaptı. Disneyland'ı gördü. Tümörlerin temizliği için yapılan akciğer ameliyatından sonra futbol oynamaya cüret eden bir çocuktu o.

    Annesi, ölümü düşünmesinin hep önüne geçiyordu. Lütfü Bey, ‘‘Mine'nin gücü beni çok şaşırtıyordu. Gece ağzından kan gelip gelmediğini kontrol etmek için kalkardı. Duhan uyandığı an 'Yine üstünü açmışsın' diye bir de azarlardı onu’’ diyor...

    Doktor Lütfü Kocaman, Duhan'ın ölmeden üç gün evvel alışverişe giden annesine ‘‘Bana ne aldın’’ diye sorduğunu anlatıyor. Annesinin hatırladığı ise, ölmeden iki gün evvel aralarında geçen konuşma:

    ‘‘Öksürdü. Ağzından kan geldi. Bir kaç gün içinde öleceğini biz biliyorduk artık. Kanı görünce vaktin yaklaştığını anladım. Duhan, o an bana döndü. 'Bak gördün mü kan tükürdüm' dedi. Bir kahrediş vardı sesinde. Ben derin bir oh çektim ona karşılık. 'Ohh! Nihayet' dedim. 'Ben de sana söylemiyordum ama günlerdir bunu bekliyordum Duhan. Demek ki akciğerlerin temizlenmeye başladı. Bu da iki güne kalmaz iyileşeceksin demek oluyor' dedim ona. İki gün sonra öldü oğlum. Öldüğü günü anlatmak yeterince zor. Vücudu soğumuştu. Birden tekrar ısınmaya başladı. 'Geri döndü' dedim. Ama 10 dakika sonra tamamen soğudu bedeni. Duhan gitmişti. ’’

    Artık Duhan yok. Oğullarıyla birlikte umutlarını, hayallerini yitirmiş bir Kocaman ailesi var.

    Artık Duhan yok. Rol de yok.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı