10 soruda kamu bankaları

Hürriyet Haber
14.07.2001 - 11:48 | Son Güncelleme:

Ekonominin kanayan yarası olan kamu bankalarına en ciddi neşter bugünlerde vuruluyor. Pekiş ama neden böyle oldu? Kamu bankaları nasl bu hale geldi? İşte bu soruların cevapları...

<ı>1)Kamu Bankaları Neden Bu Kadar Tartışılıyor?

Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Emlak Bankasın'dan oluşan 3 kamu bankasının zararı 21 milyar doları buldu. Genel olarak kamunun finansman ihityacının artması, kaynak kıtlığı, Hazine'nin bu bankalara sebebi ne olursa olsun sürekli kaynak aktarması ve zararlarını finanse etmesi, bu bankaları ciddi şekilde riske soktu. Son krizlerle beraber, hem mali sektörün hem reel sektörün çok olumsuz etkilenmesi, kamu bankalarının zararını çoğaltacağı için, bu bankalara neşter vurmak şart oldu.

<ı>2)Kamu Bankalarının Zarar Etmelerinin Nedenleri Nelerdir?

Kamu bankalarının zararları, görev zararları, usulsüz verilen ve geri dönmeyen büyük miktardaki kredilerle, kötü yönetim nedeniyle oluştu.

<ı>3) Neden Göz Yumuldu?

Kamu Bankaları yıllardan beri siyasetçilerin elindeki en önemli güçtü. Bu bankaların siyasilere bağlı olması, rasyonel olmayan siyasal rant sağlamaya yönelik projelere ve bu projelerin sahibi kişi ve kuruluşlara düşük faizle kredi verilmesine yol açtı. Bu krediler doğal olarak geri dönmedi. Ayrıca siyasi baskılarla, geri dönmeyeceği çok iyi bilinen krediler verildiği gibi, yöneticilerin rüşvet karşılığı bu kredileri tahsis ettikleri de soruşturmalarla ortaya çıktı.

<ı>4)Denetimler Neden Etkili Olmadı?

TBMM KİT Komisyonu'nda kötü yönetildiği ayrıntılı olarak tespit edilen bankalar dahi şartlı ibra ile "aklandılar". Yargılanması gereken genel müdürler, siyasiler izin vermediği için yargılanamadı.

<ı>5)Görev Zararları Neden Eleştiriliyor?

Ziraat Bankası'nın çiftçiye, Halk Bankası'nın esnafa verdiği destekler sonucu oluşan zararlar, görünüşte masumane. Fakat araştırmalar gösteriyor ki bu görev zararları bahane edilerek, birtakım usülsuzlükler yapılmış ve bazı kişi ve kuruluşlara menfaat sağlanmış. Burada da en önemli sorumlular yine siyasetçiler. Çünkü görev zararı yoluyla bütçede yer almaya kaynaklar oy uğruna çiftçiye ve esnafa aktarılarak popülist politikalar izlendi. Zaman zaman çıkarılan aflarla da borçlar ertelendi, faizler affedildi. Böyle olunca da bu kesimler sürekli benzer beklentiler içine sokuldu. Bu destekler, bütçede yer alan sağlam kaynaklarla verilseydi sorun bu kadar büyümeyecekti.

<ı>6)Bugüne Kadarki Politikalar KimeNe Yarar Sağladı?

Büyük miktarda ve usulsüz olarak verilen krediler, kötü yönetim ve israf düzeyindeki harcamalarla zarara uğratılan kamu bankaları, bu görev zararlarına normalin çok üzerinde uygulanan faizlerle kar ediyor gibi gösterildiler. Eğer bu görev zararları olmasaydı, kamu bankalarının zararları daha kolay görülebilecekti. Kamu bankalarından diğer özel bankalar da faydalandı. Özel bankalar, topladıkları mevduatları kredi olarak kullandırılıp riske girmek yerine, para piyasalarında oluşan çok yüksek faizler üzerinden kamu bankalarına para sattılar. Açıkları olan kamu bankaları ise bu paraları satın almak zorunda kaldılar. Özel bankaların çoğu ise riske girmeden tatlı kar elde ettiler. Yani bu yolla özel bankalara kaynak aktarıldı.

<ı>7)Şimdi Ne Yapılmak İsteniyor?

Bu zararların sarmal halinde büyümesi üzerine bir önlem almak zorunda kalan hükümet, çareyi tasfiye ve özelleştirmede buldu. Kamu bankalarının durumu IMF ile yapılan stand by anlaşması çerçevesinde "Niyet mektubu"nda da Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'in açıkladığı "Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı"nda da ayrıntılı olarak yer aldığı ve alınacak önlemler sıralandı.

<ı>8)Nasıl Satılacaklar?

Kamu bankalarına öncelikle yeni yönetim atandı ve bu bankaların ortak Yönetim Kurulu Başkanı Vural Akışık oldu. Emlakbank'ın tasfiye edilmesi için hazırlanan yasa yürürlüğe girdi. Bu bankanın aktifleri ve pasifleri diğer iki kamu bankasıyla birleştirilecek. Ziraat ve Halk Bankaları ise birleştirildikten sonra satılmaya çalışılacak. Şimdi şube sayısı azaltılıyor, aynı bölgedeki şubeler bire indirilmeye çalışılıyor. Bu noktada hem çalışanlar çok tepkili hem IMF çok ısrarlı. Bu yüzden hükümet çok zorlanıyor.

<ı>9)Eleştiriler Hangi Noktalarda Yoğunlaşıyor?

Globalleşme taraftarları, bu bankaların rasyonel halde çalıştırılıp satılmasından, hatta büyük ölçüde yabancı sermayeye satılmasından yana. Ziraat'in bir bölümünün çiftçilere, Halkbank'ın bir bölümünün ise esnafa verildikten sonra ağırlıklı bölümlerinin yabancı sermayeye satılmasını isteyen hükümete en fazla karşı çıkanlar ise globalleşme karşıtları. Globalleşme karşıtları, başında TC ibaresi olan hiçbir bankanın kalmamasını tehlikeli buluyorlar.

<ı>10)Diğer Ülkelerde Durum Nedir?

IMF anlaşmalarına bağlı standby'ların uygulandığı ve sık sık Türkiye gibi krizlere sahne olan Güney Amerika ülkelerinde de bankacılık kesiminin yabancı sernmayeye satılması gündeme geldi ve çıkan krizlerden sonra bankacılık sektöründe yabancı sermayenin payı Meksika'da yüzde 4'ten yüzde 63'e, Brezilya'da yüze 6'dan yüzde 21'e, Arjantin'de yüzde 14.9'dan yüzde 44.7'ye çıktı. Bu tablo Türkiye'deki globalleşme karşıtlarını harekete geçirmiş görünüyor. Fakat kamu bankalarının içinde bulunduğu durum bir an önce hareket etmeyi gerektirdiği için ve bu yönde IMF'nin çok ısrarlı olması nedeniyle de olsa satış kaçınılmaz görünüyor.

Nurhan Yönezer
nyonezer@dbr.com.tr
Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı