Gündem Haberleri

GÜNDEM

    10 soruda Apaydın

    Erdal GÜVEN
    02.09.2012 - 00:00 | Son Güncelleme: 01.09.2012 - 22:57

    Türkiye epeydir Suriye’deki iç savaşta taraf. Ankara ve ıstanbul rejim karşıtlarının ikinci adresi, sınır kentleriyse mültecilerin sığınağı... Bu sığınaklardan biri olarak bilinen Apaydın’a ilişkin patlak veren tartışma, kampın statüsüyle birlikte Türkiye’nin isyancılarla ilişkisinin derinliğini de gündeme getirdi. Tartışma ortamında doğrularla yanlışlar birbirine girdi, kafalar karıştı. ışte 10 soruda Suriyeli mülteciler ve ‘Apaydın’ gerçeği:

    1-Türkiye’de kaç Suriyeli mülteci var?
    29 Ağustos itibariyle Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin sayısı 80 bin 410’e ulaştı. Mültecilerin dağılımı şöyle: Kamplarda –  63 bin 401;  kamp dışı merkezlerde – 16 bin 127; hastanelerde  –  882.  Yalnız 28-29 Ağustos’ta 1414 mülteci Türkiye’ye giriş yaptı. Böylelikle Türkiye’ye giriş çıkış yapan Suriyeli mülteci sayısı 113 bin 312’yi buldu. Bunlardan 32 bin 898’i geri gitti.

    2-Kamplar nerede?
    Mülteciler için Suriye sınırı yakınlarındaki beş ilde dokuz çadırkent, bir geçici kabul merkezi, bir konteynerkent kuruldu. Çadırkentlerin beşi Hatay (Altınözü, Yayladağı, Reyhanlı, Apaydın, Karbeyaz), ikisi şanlıurfa (Akçakale, Ceylanpınar), ikisi Gaziantep’te (ıslahiye, Karkamış). Geçici kabul merkezi Hatay, konteynerkentse Kilis’te. Ek olarak Gaziantep’te (Karamış) ve Kahramanmaraş’ta (Merkez) birer çadırkent hazır; Gazinantep (Nizip), Adıyaman (Merkez) ve Osmaniye’de (Cevdediye) birer kamp inşa ediliyor. Halihazırda kamp dışı merkezlerde (öğrenci yurdu, okul ve spor salonları) kalan 20 bin mülteci ve bugünden sonra gelecekler bu yeni kamplara yerleştirilecek.

    3-İdare kimde?
    Kampları başbakanlığa bağlı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD) idare ediyor. Apaydın dışındaki kamplara izin alınarak giriş yapılabiliyor. AFAD’a göre Apaydın dahil tüm barınma merkezlerinde kalanlar Türk Ceza Kanunu’na tabii, giriş ve çıkışları denetim altında, gündüz Suriye’ye gidip savaşarak akşam kamplara döndükleri doğru değil.

    4-Kampların maliyeti ne kadar?
    Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriyeli mültecilerin Türkiye’ye maliyetinin 300 milyon doları bulduğunu söyledi.

    5-Mülteci sayısı kaça yükselebilir?
    Davutoğlu, mülteci sayısı 100 bini geçerse Suriye içinde tampon bölge oluşturulmasının zorunluluğa dönüşeceğini söylemişti. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin tahminlerine göre çatışmaların şiddetlenmesinin beklendiği önümüzdeki birkaç ay içinde Türkiye’ye sığınan mülteci sayısının 200 bine çıkacak. Buna karşılık son BM Güvenlik Konseyi toplantısında bir kez daha ortaya çıktığı üzere Türkiye’nin üstündeki mali yükün paylaşılması ya da tampon bölge oluşturulmasına uluslararası destekson derece cılız.

    6-Tampon bölge için müdahale mümkün mü?
    Rusya ve Çin Suriye’ye herhangi bir dış müdahaleye kategorik olarak karşı çıkıyor. Dolayısıyla BM Güvenlik Konseyi’nden Suriye içinde güvenlikli bölge ya da bölgeler oluşturulması yönünde karar çıkması imkansız. Buna karşılık Fransa ve Britanya müdahale olasılığını açık tutuyor. Fiilen, 1999’da Kosova
    nedeniyle Sırbistan’a karşı girişildiği gibi BM şemsiyesi dışında, NATO’nun yürüteceği bir müdahale mümkün. Ancak bu olasılık da ABD’nin onay ve desteği alınmaksızın neredeyse imkansız.

    7-Apaydın’ın farkı ne?
    Sivillerin kaldığı diğer kamplardan farklı olarak Apaydın’da Esad rejimine karşı silahlı mücadelenin başını çeken Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) mensup askerler ve aileleri kalıyor. En önemli konuklarsa ÖSO komutanı Albay Riyad Esad. Esad’ın sağ kolu Albay Malik Kürdi ve 30 general dahil, onlarca subay da Apaydın’da. BM mülteciler mevzuatına göre asker ve sivillerin ayrı kamplarda tutulmasında bir sakınca yok. Hatta güvenlik nedeniyle doğrusu bu.

    8-Sorun nereden kaynaklanıyor?
    İlgili BM mevzuatı asker de olsalar mülteci kamplarında kalanların eğitim, planlama, haberleşme, vb. herhangi bir silahlı mücadeleye doğrudan ya da dolaylı katılımını yasaklıyor. Sığınmacı statüsü, hiçbir askeri faaliyete mahal vermiyor. Oysa Apaydın kampı bugüne kadar çizdiği profille bir mülteci sığınağından çok Özgür Suriye Ordusu’nın sınır ötesi lojistik üssünü andırıyor.

    9-Apaydın yabancı basına nasıl yansıdı?
    Kampla ilgili ilk haber Kasım 2011’de BBC’de yayınlandı. Habere göre kampın en önemli sakini Riyad Esad’dı: “Türkler Esad’ı geleceğin önemli figürlerinden biri olarak görüyor ve kılına bile zarar gelmemesine özen gösteriyor.” BBC ekibine kampa girme ve Esad’la görüşme izni verilmedi. Ancak Esad konuşmaya istekliydi ve sonunda Skype aracılığıyla temas kuruldu. Esad, BBC’ye, “Suriye’deki rejim karşıtı askerlere hemen her gün temasta olduğunu ve durumu yakından izlediğini” söyledi. Geçen temmuz ayında bir Rus gazeteci kılık değiştirerek Apaydın’a girmeyi başardı. Habere göre ‘Özgür Suriye Ordusu Türk, Amerikan ve ıngiliz istihbaratının da yardımıyla Suriye’deki silahlı mücadeleyi bu kamptan yönetiyor’du. Esad’ın sağ kolu Malik Kürdi Konsomolskaya Pravda muhabirine, şam’da rejimin üst düzey üç isminin öldürüldüğü saldırının da kendilerince planlandığını söyledi. 25 Temmuz tarihli şe New York Times haberinde ise Apaydın’a değinilmeksizin şu bilgilere yer verildi: “Türkiye sınırı Suriye’daki isyan hareketinin şah damarı. Sınırdan silah, haberleşme cihazları, sahra hastaneleri, hatta ordudan ayrılan askerlerin maaşı bile kaçırılıyor. Asıl faaliyet ise ÖSO’nun sevk ve idaresi.” Son olarak 4 Ağustos’ta BBC, ÖSO mensubu bir askerle Adana’da söyleşi yaptı: “Türkiye’deki gizli bir kampta Türk ordusunun denetiminde özel bir eğitim programı uygulanıyor. Son derece profesyonel bir eğitim. Günde dört saat uyku. Dağlara tırmanılıyor, silah kullanımı öğretiliyor. Eğitime katılacakları Riyad Esad belirliyor.”

    10-Hükümetin zaaf ve çelişkisi nerde?
    Tüm bu haberlerin ardından bir CHP heyetinin Apaydın’a sokulmaması üzerine patlak veren tartışmada hükümetin temel zaafı gayrişeffaflık olarak göründü. Hükümetin çelişkisi Apaydın’a ziyaret yasağına ilişkin savunmadan kaynaklanıyor. Önce Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, asker ve sivillerin ayrı sığınmacı statüsünde bulunduğunu söyledi. BM mevzuatında böyle bir ayrım yok. Çünkü bir kişi sığınmacıysa sivil olarak kabul ediliyor. Ayrı kamplarda kalmaları, ayrı statüde bulundukları anlamına gelmiyor. Ardından Davutoğlu, kampın ‘muharip yabancı ordu mensuplarının Türkiye’ye kabulü’nü düzenleyen 1941 tarihli bir yasa ve 1995 tarihli bir yönetmeliğe tabii bulunduğunu söyledi. Yasa söz konusu kişilerin her türlü askeri faaliyetten men edilmesini öngörüyor. Apaydın’da durum bu değil.
    Yönetmelikse 1) Türkiye’nin taraf olmadığı bir silahlı çatışmayı; 2) Ordusu bir üçüncü ülkeyle savaş veya silahlı çatışma halinde bulunan asker kişileri kapsıyor. Oysa 1) Türkiye hukuken olmasa da siyaseten ve fiilen savaşın tarafı;
    2) Suriye bir başka ülkeyle savaşmıyor, iç savaş söz konusu.
    Dahası da var: Yönetmeliğe göre söz konusu kişilerin barınacağı yerleri Milli Savunma Bakanlığı ile koordinasyon içinde Genelkurmay Başkanlığı tespit, inşa ve idare ediyor. Ama Apaydın’ı Genelkurmay’ın kurup yönetmediği ortada. Görünen o ki idare dışişleri bakanlığı ve valilikte. Oysa aynı yönetmeliğe göre dışişleri ancak yurtdışından ziyaret talebi gelirse devreye girebiliyor; valilikse yalnız sivillerin kaldığı kamplarda yetkili.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı