Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

10 parmağında 10 marifet

Muzaffer Toprak Keskin inançlı, kendini mesleğine adamış bir beden eğitimi öğretmeni… Aynı zamanda milli sporcu…

Özden TOPRAK
SON GÜNCELLEME

Ülkesini seven, başarılı, inançlı, Atatürkçü, bilimsel gerçeklere değer veren sporcular yetiştirmeyi amaç edinmiş ve bu konuda 15 yıldır taşrada çalışan bir spor adamı…

 

* Spor hayatınız nasıl başladı?

 

Spora futbolla başladım 10 yaşında… Atletizm ve teakwando eğitimi aldım. Hatta şu anki Türkiye Teakwando Federasyon Başkanı Metin Şahin o dönemde hocamızdı. 16 yaşında futbol hocalarımın yönlendirmesi ile güreş sporuyla tanıştım.

 

* Futbol hocanız neden sizi güreşe yönlendirdi?

 

Sezon bitmişti ve antrenörlerimiz fizik olarak güçlenmem gerektiğini düşünüyordu. Aslında onlar da başlangıçta beni güreş sporuna yönlendirirken bu konuda bu kadar başarılı olacağımı düşünmemişlerdi.

 

Özden TOPRAK'IN röportajı

* Ne gibi başarılar?

 

1990 ve 1991 yıllarında iki sene üst üste Gençler Grekoromen Türkiye şampiyonu oldum. Yıldızlar, gençler, ümitler ve A Milli Takım kamplarında bulundum. Yunanistan Laressa Ümitler Turnuvasına katıldım. 1992 Barcelona Olimpiyatları Milli Takım kampında bulundum. Uluslararası İstanbul Cumhuriyet Turnuvalarına katıldım ve dereceler elde ettim.

 

* Yani Güreş konusunda ciddi bir yeteneğiniz varmış ve fizik güçlendirmesi düşüncesiyle girdiğiniz bir yolda tesadüfen bu yetenekler ortaya çıkmış…

 

Aslında hedefim güreş değildi. Sizin de belirttiğiniz gibi tesadüfen girilmiş bir yol. 15-16 yaşındaki bir çocuktan da zaten kendi yolunu çizmesi ve doğru bir hedefe kendi kendine yönlenmesi beklenemez. Taşradaki antrenörlük sistemi küçük başarılara dayalıdır. O dönemde sporcuların doğru branşlarda gelecekte büyük başarılar elde edecek olması ve bunu hedef olarak belirlemesi beklenilmeden küçük başarılara dayalı bir sistemle sporcuların gelecekleri tayin ediliyor. Ben o dönemde belki futbolda çok daha başarılı olacakken yanlış yönlendirme sonucu başka bir yola saptım. Benim o anda neyin doğru olacağını belirleme şansım ve bilgim yoktu. Zaman içerisinde fizikleri özelliklerimin futbola uygunluğu da kayboldu. Yani maalesef bu yolun geri dönüşü de yoktu benim için…

 

* Futbol içinizde bir ukte olarak kalmış anladığım kadarıyla…

 

Evet… Bu durum beni o dönemde çok üzdü ve farklı spor dalları ile ilgili arayışlara sürükledi. Dağcılık, dalgıçlık, tenis, budmington ve gönüllü arama kurtarma kursları gibi.

 

* Siz genelde Türkiye’nin İç Anadolu Bölgesinde yetişmiş bir spor adamı olarak faaliyetlerde bulunup tecrübelerinizi paylaşıyorsunuz… Bölgesel faaliyetlerinizden söz edebilir misiniz?

 

Bu bölgenin Türkiye Dağcılık Federasyonu temsilciliğini yürütüyorum. Dört yeni kulüp kuruldu dağcılıkla ilgili. On sporcunun eğitimleri federasyon tarafından verildi. Bu sporcular profesyonel anlamda yetiştirildi. Şu an her türlü arama kurtarma ve tırmanış için gerekli teçhizat ve eğitime sahip durumdalar. İç Anadolu Bölgesinde Hasan Dağı orta seviyeli tırmanışlara elverişli olduğu için profesyonel dağcıların ya da dağcılığa merakı olan amatörlerin tercih ettiği bir dağ. Yılda ortalama 4000-5000 kişi geliyor. Özellikle Kapadokya Bölgesi’ni ve Aksaray’daki Ihlara Vadisi’ni ziyaret etmeye gelen yerli ve yabancı turistler; üniversitelere bağlı dağcılık kulüplerinin sporcuları Hasan Dağı tırmanışlarını tercih ediyor.

Hatta bu bölge halkının da ciddi bir merakı var bu konuda. Ama maalesef profesyonel olmayan kişilerin kontrolsüz tırmanışları çok ciddi kazaları da beraberinde getiriyor. Bizler de oluşturduğumuz timle bu tip kazalara müdahale ediyoruz. Aksaray Valiliği bu konudaki eğitimler ve gerekli teçhizatla ilgili her türlü desteği bizler için sağlıyor.

 

* Az önce dalgıç olduğunuzdan bahsettiniz. Bildiğim kadarıyla İç Anadolu bölgesinde dalış yapılabilecek bir ortam yok. Çalışmalarınızı nasıl yürütüyorsunuz?

 

Aslında bu bölgede 26 tane değişik özelliklerde gölet var. Bu göletlerde yıllık ortalama 4-5 boğulma olur. Bizim çalışmalarımız başlamadan önce bu tip vakalarda bölge halkı ciddi bir mahrumiyet yaşamaktaydı. Boğulan kişiyi ya kendi imkanlarıyla kurtarmaya çalışıyor ya da yakın bölgelerdeki profesyonel ekiplerden faydalanıyorlardı. Bu da ani müdahale şansını ortadan kaldırıyordu. Bizim çalışmalarımızın başlamasıyla birlikte çok çabuk müdahale etme şansı doğdu ve amatör kişilerin müdahalesiyle oluşan daha büyük tehlikelerin önüne geçilmiş oldu.

 

* Antrenmanlarınızı nasıl yapıyorsunuz? Yine gölet ortamında mı?

 

Antrenmanları iki kısma bölüyoruz. Güneydeki sahil kentlerinde dalış yaparken spor konusundaki önceliklerimiz ortaya çıkıyor. Derin dalışlar (40-45 metre) gerçekleştirip vücudumuzun direncini artırmaya çalışıyoruz. Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu sporcuları olduğumuz için derin dalışlarda sporcu özelliklerimizi ön planda tutarak profesyonel dalışlar yapıyoruz. Ancak ikinci aşamada çalışmalarımız arama kurtarma amacı taşıdığı için bölgedeki bütün göletlerin her mevsimde değişen özelliklerini taramak ve bilgilenmek önceliği ile dalıyoruz. Mevsim değişikliklerinde göletlerdeki su derinliğinin, bulanıklılığın, akış debisinin, akış yönünün ve bütün bunlar sonucu zeminde oluşan değişikliklerin sürekli taranıp gözlemlenmesi gerekmektedir. Bu konuda bilgili olmak bize boğulan kişiyi

en kısa zamanda bulmamız konusunda yardımcı olmaktadır. Bizim de hayati tehlike arz eden durumlardan kaçınabilmemizi sağlar. Çünkü bulanık suda dalmak çok tehlikelidir ve profesyonellik gerektirir.    

 

* Sizin spor geçmişinizde yanlış yönlendirmelerden kaynaklanan sorunlar olmuş. Siz aynı zamanda bir spor eğitmenisiniz. Yaşadıklarınızdan çıkardığınız sonuca göre sporcu seçimi ve yönlendirmesi nasıl olmalı?

 

Bu kadar genç nüfusu olan bir ülkede spor dallarının çoğunda Türkiye genelinde büyük başarılar gösteren sporcularımız olmalıydı. Gençlik Spor Genel Müdürlüğünün bölgelerde akademisyen ve başarılı antrenörlerden oluşan seçme kurulları olmalı ve bu kurullar o bölgenin sosyal ve demografik koşullarını dikkate alarak sporcu seçimi yapmalı. Seçilen sporcuların fiziksel ve psikolojik gelişimleri teknik bilgilerle birleştirilip profesyonelliğe taşınmalıdır. Bu proje uzun soluklu bir çalışma gerektirir ama sağlam bir taban oluşturulmadan sürekli ve kalıcı bir başarıdan bahsedilemez. Başarılı ülkeler arasındaki ABD, Rusya, Almanya gibi ülkeler geçmişte sağlam bir taban oluşturdukları için yıllardan beri her koşulda spor konusundaki istikrarlı çizgilerini sürdürmektedirler. Ayrıca ülkemizin genelindespor kültürünün yaygınlaştırılması, medyanın da katkısıyla toplumsal bilinçlenmenin en küçük aile birimlerinden başlayarak artırılması gerekmektedir.


Bunları da Beğenebilirsiniz