Gündem Haberleri

    Sosyal medyadan paylaşabileceğiniz anlamlı 10 Kasım mesajları

    Hürriyet Haber
    09.11.2017 - 13:39 | Son Güncelleme:

    10 Kasım mesajları, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün anıldığı bu günün anlam ve önemini yakınlarına hissettirmek isteyen vatandaşlar, internet üzerinden araştırmalarını sürdürüyor. İşte, Türkiye Cumhuriyeti'nin banisi Mustafa Kemal Atatürk'ün hayata gözlerini yumduğu bu günün yıl dönümünde sosyal medya üzerinden ve SMS'ler aracılığıyla paylaşabileceğiniz en güzel 10 Kasım mesajları

    Bugün 10 Kasım ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ölüm yıl dönümü. Bu özel günde vatandaşlar Atatürk'ün söylediği o anlamlı sözleri araştırıp sosyal medya hesaplarında paylaşıyorlar. Biz de bu güzel sizler için Atatürk'ün sözlerini haberimizde derledik. İşte Mustafa Kemal Atatürk'ün en anlamı, en güzel sözleri

     

    10 KASIM MESAJLARI VE SÖZLERİ

    79. yılında Kurtuluş Savaşı'mızın Başkomutanı, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, silah arkadaşlarını, tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha hürmet, minnet ve rahmetle yad ediyorum. Ruhları şad olsun.

    Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemali ebediyete irtihalinin 79. Yıl dönümünde saygıyla yad ediyorum.

    Cumhuriyetimizin sonsuza kadar yaşaması için birçok yeniliklere imza atıp bir inkılap hareketi başlatan ve gelecek nesillere büyük bir miras bırakan Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü rahmetle anıyorum.

    Milli iradeyi hâkim kılan, insan hak ve özgürlüklerini koruma altına alan, adaleti hakkıyla tesis eden ve çoğulcu demokratik prensipleri hayata geçiren bir seviyeye ulaşmamızda pay sahibi olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü şükranla anıyorum.

    İstiklal Mücadelemizin Başkomutanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü vefatının sene-i devriyesinde saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.

    Cumhuriyeti bizlere armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve aziz şehitlerimizi bir kez daha saygı ve şükranla anıyoruz. Dünya var oldukça adın yaşayacak Büyük Atatürk ruhun şad olsun.

    10 Kasım 1938 tarihinde aramızdan bedenen ayrılsa da yaşadığımız topraklarda ve dünyada ilkeleri, fikirleri, eserleri ile yaşayan ve daima yaşayacak olan Ata'mızı büyük bir özlem ve saygıyla anıyorum.

    Bugün Büyük Önder’i kaybetmenin hüznünü bir kez daha yaşarken, öğretileri ışığında emanetlerine sahip çıkarak Türkiye Cumhuriyeti’ni yüceltmeye azimliyiz.

    Büyük Önder’in en büyük eseri Türkiye Cumhuriyetini sonsuza dek yücelteceğimize olan azim ve kararlılığımızı yineliyor, aramızdan ayrılışının 79’uncu yıl dönümünde O’nu bir kez daha saygı, şükran ve rahmetle anıyoruz.

    Ebediyete intikalinin 79. yıldönümünde Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal’i bir kez daha saygı ve rahmetle anıyoruz.

    Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü minnet, şükran ve rahmetle anıyor, manevi huzurunda saygı ile eğiliyorum.

    Atatürk, ömrünü milletine adamış, kurduğu Cumhuriyet’e sahip çıkılmasını ve çok çalışılarak bilimde ekonomide ileri bir seviyeye ulaşılmasını öğütlemiştir. Bu duygu ve düşüncelerle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.

    Amacımız ‘Ey yükselen yeni nesil! cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz’ vasiyetine sahip çıkarak, cumhuriyetimizi korumak ve yükseltmektir. Bu duygu ve düşüncelerle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü vefatının 79. yıldönümünde minnet, şükran ve rahmetle anıyorum.

    Büyük komutan, büyük devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Milli mücadelenin kahramanı Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 79. yılında milletimiz adına saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

    İstiklal Savaşımızın Başkumandanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, O'nun şahsında dava ve silah arkadaşlarını, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını bir kez daha minnetle, saygıyla ve rahmetle anıyorum

    ATATÜRK SÖZLERİ

    Akıl ve mantığın halledemeyeceği mesele yoktur.

    Amerika, Avrupa ve bütün uygarlık dünyası bilmelidir ki Türkiye halkı her uygar ve kabiliyetli millet gibi kayıtsız şartsız hür ve müstakil yaşamaya kesin karar vermiştir. Bu haklı kararı bozmaya yönelik her kuvvet, Türkiye'nin ebedi düşmanı kalır.

    Anadolu, en büyük hazinedir.

    Artık Türkiye, din ve şeriat oyunlarına sahne olmaktan çok yüksektir. Bu gibi oyuncular varsa, kendilerine başka taraflarda sahne arasınlar.

    Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır. Bu söylediklerim hakikat olduğu gün, senden ve bütün medeni beşeriyetten dileğim şudur: Beni hatırlayınız.

    Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir.

    Ben, 1919 yılı mayısı içinde Samsun'a çıktığım gün elimde maddi hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin soyluluğundan doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, bu Türk milletine güvenerek işe başladım.

    Ben manevî miras olarak hiçbir nas-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş, kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse manevî mirasçılarım olurlar.

    Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.

    Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır. Ve Türk milleti güven ve mutluluğun kefili olan ilkelerle, uygarlık yolunda, tereddütsüz yürümeye devam edecektir.

    Benim Türk milletine, Türk cemiyetine, Türklüğün istikbaline ait ödevlerim bitmemiştir, siz onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.

    Bir hükûmet iyi midir, fena mıdır? Hangi hükümetin iyi veya fena olduğunu anlamak için, "Hükümetten gaye nedir?" bunu düşünmek lazımdır. Hükûmetin iki hedefi vardır. Biri milletin korunması, ikincisi milletin refahını temin etmek. Bu iki şeyi temin eden hükûmet iyi, edemeyen fenadır.

    Bir kelime ile ifade etmek gerekirse, diyebiliriz ki yeni Türkiye Devleti bir halk devletidir; halkın devletidir. Mazi kurumları ise bir şahıs devleti idi, şahıslar devleti idi.

    Bir toplumun eksikliği ne olabilir? Ulusu ulus yapan, ilerleten ve geliştiren güçler vardır: Düşünce güçleri, sosyal güçler. Düşünceler, anlamsız, yararsız, akla sığmaz saçmalarla dolu olursa o düşünceler hastalıklıdır. Bir de toplumsal yaşayış, akıldan mantıktan uzak, yararsız, zararlı birtakım görenek ve geleneklerle dopdolu olursa yaşama sayılamaz. İlerleyemez, gelişemez, inmeliler gibi olduğu yerde bocalar kalır.

    Birbirimize daima gerçeği söyleyeceğiz. Felaket ve saadet getirsin, iyi ve fena olsun, daima gerçekten ayrılmayacağız.

    Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir.

    Biz, her vasıtadan yalnız ve ancak bir tek temel görüşe dayanarak yararlanırız. O görüş şudur: Türk milletini medenî dünyada lâyık olduğu mevkie yükseltmek, Türkiye Cumhuriyeti’ni sarsılmaz temelleri üzerinde her gün daha çok güçlendirmek ve bunun için de istibdat fikrini öldürmek...

    Bizce, Türkiye Cumhuriyeti anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en saygın düzeyde, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir varlıktır.

    Bizi yanlış yola sevk eden kötü yaradılışlılar, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep din kuralları sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz... Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir.

    Bizim barış ülküsüne ne kadar bağlı olduğumuzu, bu ülkünün güvenlik altına alınmasındaki dileğimizin ne kadar esaslı bulunduğunu izaha lüzum görmüyorum.

    Bizim milletimiz esasen demokrattır. Kültürünün, geleneklerinin en derin maziye ait evreleri bunu doğrular.

    Bugünkü hükümetimiz, devlet örgütümüz doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet örgütü ve hükumettir ki onun ismi Cumhuriyettir. Artık hükumet ile millet arasında mazideki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millettir ve millet hükümettir. Artık hükümet ve hükümet mensupları kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır.

    Bugünün ihtiyaçlarına uygun kanun yapmak ve onu iyi uygulamak refah ve ilerleme vasıtalarının en mühimlerindendir.

    Bunca asırlarda olduğu gibi, bugün dahi, milletlerin bilgisizliğinden ve taassubundan istifade ederek binbir türlü siyası ve şahsı maksat ve menfaat temini için dini alet ve vasıta olarak kullanmak teşebbüsünde bulunanların, içeride ve dışarıda varlığı, bizi bu konuda söz söylemekten ne yazık ki henüz uzak bulundurmuyor.

    Bütün Dünya bilsin ki benim için bir taraflılık vardır: Cumhuriyet taraftarlığı, fikri ve sosyal inkılap taraftarlığı. Bu noktada, yeni Türkiye topluluğunda bir ferdi, hariç düşünmek istemiyorum.

    Bütün ilerlemeler, insan fikrinin eseridir. Fikri harekete getirmek, birinci işimiz olmalıdır. Bir kere millet benliğine hakim olsun ve düşünebilsin, yeter! Başlangıçta hatalı düşünse de, az zaman sonra bu hatayı düzeltebilir. Fikir bir kere faaliyete başladı mı, her şey yavaş yavaş düzene girer ve düzelir. Fikrin serbest hareketi ise, ancak bireyin düşündüğünü serbest olarak söylemek, yazmak ve verdiği karara göre her türlü girişimde bulunmak serbestisine sahip olmakla mümkündür.

    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı