1 dolarlık ihracatın içindeki 82 sentlik ithalat rahatsız ediyor

Nuray BABACAN-Turan YILMAZ-Bülent SARIOĞLU-Okan KONURALP/ANKARA
02.10.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Genel Kurulu’nun açılışında, ekonomiyle ilgili mesajlar da verdi. Bu arada 1 dolarlık ihracat için 82 sentlik ihracat yapılmasını ‘herkesi rahatsız etmesi gereken’ bir durum olarak nitelendiren Gül, dışa bağımlılığın azaltılmasını istedi.

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, TBMM Genel Kurulu’nda dün yasama yılını açış konuşmasında siyasetin yanı sıra ekonomi konusuna da değinerek uyarılarda bulundu. Konuşmasında sanayinin ithalata bağımlılığın yüzde 82 civarında olduğuna dikkat çeken Abdullah Gül, “İhracatımızın ithalata bağımlılığı da bir o kadar yüksektir” diyerek, bu durumdan duyduğu rahatsızlığı şöyle dile getirdi:

Hızlı büyümenin yolu

Bir dolarlık ihracat yapabilmemiz için 82 sentlik ithalat yapmak durumundayız. Bu hepimizi rahatsız etmesi gereken ciddi bir yapısal sorundur. Dolayısıyla yüksek cari açık vermeden, hızlı büyümeyi gerçekleştirmenin yollarını bulmalıyız.

Verimlilik reformları

Geçtiğimiz 9-10 yıl, ekonomimizin bozulan makroekonomik temellerinin onarım yılları oldu. Önümüzdeki dönemde ise bu olumlu ekonomik tablonun sağladığı altyapı ve özgüvenle, yüksek oranlı büyümeyi gerçekleştirebilmek için bütün gayretlerimizi toplam faktör verimliliğini arttıracak reformlara yoğunlaştırmalıyız.

Üretilmeyen mallar

Çok tükettiğimiz ancak bir kısmını kısmen ürettiğimiz, bir kısmını da hiç üretmediğimiz hammadde ve ara mallarının yurtiçinde üretilmesi imkanlarını muhakkak sağlamalıyız. Bazı ülkelerin kendi markalarını oluşturduğu 60’lı, 70’li ve nihayet 90’lı yıllarda, siyasi ve sosyal istikrarsızlıklar nedeniyle yapamadıklarımızı geç de olsa telafi etmek zorundayız.

Dışa bağımlılık azalmalı

Teşvik sistemimizi rasyonel bir şekilde gözden geçirerek enerji, hammadde, ara malı ve ileri teknoloji ürünleri bakımından dışa bağımlılığımızı azaltmak mecburiyetindeyiz.

Tasarruf eğilimi zafiyet

Bugün, kamu maliyesi daha güçlü, borç dinamikleri sürdürülebilir, bankacılık sistemi sağlam, kredi piyasaları işlevsel ve parasal aktarım mekanizmaları çalışan bir ekonomimiz var. Son yıllarda bir miktar artış olsa da hane halkı borçluluk oranımız, diğer ülkelere nazaran hâlâ düşüktür. Tasarruf eğilimimizin düşük olması bizim için bir zafiyet oluşturmaktadır.

Rahatlayıp gevşemeden gelişmeleri izleyelim

KÜRESEL kriz döneminde Türkiye’nin iyi bir performans kaydettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, şöyle konuştu: “Pek çok gelişmiş piyasa ekonomisinin notlarının düşürüldüğü bir dönemde, ülkemizin kredi notunun 2009’dan beri üç kez arttırılması takdire şayan bir başarıdır. Bunda katkısı bulunan tüm yetkilileri ve çalışkan halkımızı yürekten kutluyorum. Ancak, dışa açık bir ekonomide her zaman dikkatli olmak, bir rahatlama ve gevşeme duygusuna kapılmadan, küresel şartlardaki değişim trendlerini yakından izlemek şarttır.”

Döviz kuru tartışmaları yapısal sorunu ötelemesin

DÖVİZ kuruyla ilgili tartışmaların yapısal sorunları ötelenmemesi gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, şu değerlendirmeleri yaptı:

Kronik cari açık sorunu

Yapılan ekonometrik analizler, Cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yılı olan 2023 yılına kadar kesintisiz sürdürülebilecek yüzde 10’luk bir büyüme hızının, fert başına düşen milli gelirimizi AB’nin bugünkü ortalamasının ancak yüzde 80’i seviyesine taşıyacağını gösteriyor. Sözkonusu hedeflere ulaşmak için gerçekleştirmek zorunda kaldığımız yüksek büyüme oranları, maalesef kronik cari açık sorunları ve risklerini oluşturuyor.

Çözümler geciktirilmesin

Bugüne kadar cari açıkla ilgili sorunlarımıza çoğu kez döviz kuruyla çare aradık. Tabii ki döviz kuru, bir ekonominin rekabet gücünü belirleyen önemli makro değişkenlerden biridir. Dolayısıyla karar alıcılar tarafından gözönünde bulundurulmalı. Ancak, döviz kuruyla ilgili tartışmalar, yapısal sorunların ötelenmesine ve çözümlerinin geciktirilmesine neden olmamalı. Son büyüme ve cari açık rakamları, ülkemizin cari açık sorununun önemli bir bölümünün yapısal olduğuna işaret ediyor.

Bizim değil büyüklerin krizi, ekonomimizin sağlam temelleri var

SİYASİ karar almadaki yetersizliklerin ABD ve Euro bölgesindeki sorunları ağırlaştırdığını belirten Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, küresel krizle ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:

Önceki krizde kamu kesimi, özel kesim şirketlerini kurtarıyordu. Şimdi, devletler kurtarılmaya muhtaç hale geldiler. Halihazırda ortay çıkan bu ‘ekonomik dehşet dengesi’nin bir anda küresel krize dönüşmemesi için, uluslararası camianın elindeki en iyi mekanizma olan G-20 platformunun daha etkin bir şekilde çalıştırılması elzemdir.

Her şeyden önce, halen devam eden küresel kriz ve önlenmeye çalışılan ikinci ekonomik daralma dalgası, bizim gibi yükselen piyasa ekonomilerinin krizi değildir. Bu krizler gelişmiş ülkelerin neden olduğu krizler. Sözkonusu küresel risklere rağmen Türk ekonomisi sağlam makro temeller üzerine oturmaktadır.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı