Gündem Haberleri

GÜNDEM

    '08:35'in kronolojik şifreleri

    Ankara Kulisi
    03.04.2016 - 02:13 | Son Güncelleme: 03.04.2016 - 02:14

    TÜRKİYE’de demokrasinin seviye atlaması için askeri vesayetin bitirilmesi şarttı.

    Son 15 yılda Avrupa Birliği uyum süreci ile birlikte büyük mesafe kat edildi. Askerlerin siyaset üzerindeki etkisi ülke gündeminden düştü. Askeri darbelere dayanak gösterilen mevzuat değişti. “Türkiye’de ‘askeri darbe’ sözcüğü artık ağza bile alınmaz” denmeye başlandı. Komutanların kamuoyuna mesajlar vermekten uzak durması, TSK açıklamalarında kendi görev alanlarıyla ilgili bilgilendirmelerle sınırlı kalması bu normalleşme sürecine büyük katkıda bulundu.

    MORAL-MOTİVASYON OLUMSUZ ETKİLENİYOR
    Hal böyleyken, Genelkurmay’ın, 31 Mart günü saat 08.35’te internet sitesine ‘Bazı basın yayın organlarında yer alan iddialar hakkında’ başlığıyla koyduğu açıklama büyük yankı uyandırdı.

    Açıklamada, TSK’nın Anayasa’da belirtilen hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ve demokratik toplum olmanın gerekleri prensiplerine bağlılığı temel esas alarak, Anayasa ve yasalar çerçevesinde kendisine verilen görevler doğrultusunda yurtiçinde ve sınır ötesinde teröristle mücadele ettiği anlatıldıktan sonra, “Hal böyle iken bazı medya organlarında hiçbir dayanağı olmadan yapılan haber ve yorumlar doğal olarak kahraman silah arkadaşlarımızın moral ve motivasyonunu olumsuz etkilemekte, tüm mensuplarımızı rahatsız etmektedir” denildi.

    Silahlı Kuvvetler’in demokrasiye bağlılığını her ortamda dile getirdiği vurgulanan açıklamada, TSK’da idari ve adli mekanizmaların sürekli ve etkin olarak çalıştırıldığının disiplin, mutlak itaat ve tek emir-komuta esası olduğunun altı kalın bir çizgiyle çizildi. Açıklamada, “Hiçbir yasadışı, emir-komuta hiyerarşisi dışı oluşum ve/veya harekete taviz verilmesi söz konusu değildir” ifadesi yer aldı. Açıklamayla yetinmeyen TSK, söz konusu yazı ve haberlerle ilgili yargı yoluna da başvurdu.

    Peki gündeme bomba gibi düşen bu açıklama nereden çıktı? Kamuoyunda askeri vesayet tartışma konusu bile değilken, TSK neden böyle bir açıklama yaptı? Soruya yanıt bulmak için askeri yetkililerle yaptığımız görüşmelerin sonunda açıklamayı tetikleyen gelişmeler kronolojik olarak şu şekilde netleşti:

    O SORUYA YANITI TETİKLEYEN GELİŞMELER
    - 21 Mart: ABD’nin ünlü Neocon isimlerinden Michael Rubin, American Enterprise Institute sitesinde yayınlanan “Türkiye’de darbe olabilir mi” başlıklı yazısında Türkiye’de askeri darbe olasılığının yüksek olduğunu iddia etti.

    - 23 Mart: Star gazetesinden Halime Kökçe, Fethullah Gülen’in beddua ederken kime güvendiğini sorguladığı yazısında, “Tam da darbe mekaniğinin konuşulmaya başlandığı, ABD’li Neocon’ların peş peşe Türkiye aleyhine yazılar yazdığı, hiç utanmadan ‘darbenin Türkiye için kurtuluş olabileceğini’ ima ettikleri bir vasatta, Türkiye’nin iki büyük şehrinde bombalı terör eylemleri yapıldığı dönemde; karanlık ses yeniden sahne alıyor ve son bedduasını ediyor” yorumunu yaptı. Kökçe, “Beddualarını Allah’a güvenip etmeyeceğine göre, ordudaki Haşhaşilerine darbe komutu veriyor” sözleriyle TSK içinde cemaat yanlısı subayların varlığını ima ediyordu.

    ‘AKAR DİRENİRSE İSTİFASINI VERİR’
    - 27 Mart: Sabah gazetesi yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, TSK içinde bir Fethullahçı yapılanma olduğuna dikkat çektiği yazısında, Rus uçağının da bir Fethullahçı F-16 subayı tarafından düşürüldüğünü iddia etti. Uçağın düşürülmesinin Türkiye’nin karşısına çıkardığı zorluklara değinen Kütahyalı, çok iddialı bir şekilde şu satırları yazdı: “F-16 pilotlarının bile en az yüzde 50’sinin Fethullahçı olduğuna dair çok sağlam raporlar var. 2016 yılında TSK’dan toplu şekilde atılacak bunlar. Hulusi Akar direnmeye kalkarsa da istifasını verir. Bu kadar basit.”

    - 28 Mart: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Harp Akademileri’nde verdiği konferansta ordunun birliğinin, beraberliğinin, emir-komuta zincirinin gücünün mutlaka en üst düzeyde tutulması gerektiğini vurgulayarak, kurmay subay adaylarına şöyle seslendi: “Her fırsatta söylüyorum, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Sizlerin huzurunda buna bir de tek ordu, tek komutan vurgusunu da eklemek isterim. Anayasamızın 117’nci maddesi, ‘Başkomutanlık TBMM’nin manevi varlığından ayrılamaz ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur’ diyor. Yine aynı maddenin devamında da, ‘Genelkurmay Başkanı, Silahlı Kuvvetler’in komutanı olup, savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanı namına yerine getirir’ ifadesi yer alıyor.”

    TSK İÇİN GÖRMEZDEN GELİNEMEYECEK UYARI
    Ankara’daki askeri bürokrasi ve siyaset dünyası, TSK’nın durduk yerde ‘emir-komuta hiyerarşisi dışı oluşum veya harekete taviz vermeyeceğine’ dair açıklama yapmasına ihtimal vermiyor. Aynı şekilde TSK’nın iki gazetecinin yazısından yola çıkarak böyle bir savunmaya geçmesi ihtimali de düşük görülüyor. Ancak, bu sorunun Cumhurbaşkanı seviyesinde dile getirilmesi, TSK için ‘görmezden gelinmeyecek’ bir ‘uyarı’ olarak yorumlanıyor.

    “TSK içindeki Fethullahçı yapılanma” iddiaları koridorlarında da yoğun bir şekilde konuşuluyor. TSK komuta kademesinin bunun konuşulmasına bir itirazı yok. Ancak bu iddianın Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile karargâhının tepkisini çok fazla çeken bir devamı var: “TSK Fethullah Gülen ile mücadelede yeterli azmi ve kararlılığı göstermiyor...”

    Bir general, TSK’nın cemaatçi yapılanma nedeniyle ödediği bedelleri anımsatarak, kendileri açısından durumu şöyle özetliyor: “Buna rağmen cemaatle yeterince mücadele edilmediğini söylemek, vicdansızlıktır...”

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı