Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    ... Ve yeryüzünü yeniden şekillendir

    GÜLDEHAN AYSAN guldehanaysan@gmail.com
    10.08.2017 - 11:59 | Son Güncelleme:

    Nijerya asıllı Iyeoka, bir haftadır Türkiye’de, güney sahillerini dolaşıp konserler veriyor ve yeni şiir kitabını tanıtıyor... Bu akşam İstanbul’da, Küçükçiftlik Park’ta sahnede.

    Anadilinde ismi ‘bana saygı duyulmasını istiyorum’ anlamına gelen Iyeoka, müziğiyle de şiirleriyle de saygı duyulacak işlere imza atıyor. Önce ‘Say Yes’ albümü, ardından gelen ‘Gold’, Iyeoka’nın çocukluğundan beri tutkusu olan şiirlerini, müzikle buluşturuyor. ‘Say Yes’ albümünde yer alan ‘Simply Falling’ şarkısının videosu, şu ana kadar tüm dünyada 53 milyon kez izlendi. ‘Soul Map Life Script’ adlı üçüncü şiir kitabı ise hayatından yansıyanları aktarıyor:
    “...Her nefes alışta,
    katmanları açıyorum,
    ta ki her göz kırpışta bir görüntü yakalayana dek.
    Sarsıntıyı fark et.
    Ve yeryüzünü yeniden şekillendir.
    Sesi dinlendir
    Ve zihni sakinleştir.
    Ne olursa olsun,
    Oraya var.”
    Türkiye konserlerinin ilkini geçen hafta Çeşme’de gerçekleştirdi Iyeoka. Konserden önceki gece ise yeni şiir kitabını tanıttı. Uçaktan inip ayağının tozuyla Alaçatı Insula Otel’e gelen ve herkesi gülen yüzü ve canlılığıyla kucaklayan Iyeoka için şiir ve müzik iç içe. Dinginliği de buradan geliyor belki. Her şey önce şiirle başlıyor, hayatın içinden tecrübe edindiklerini kaleme alıyor. Eczacılık mesleğini de farklı bir koldan devam ettiriyor. Aldığı yeni bir sertifika üzerinden, müzisyenlere, sanatlarını uygularken bedenlerine nasıl daha iyi bakabileceklerini anlatan eğitimler vermeye hazırlanıyor. Müzisyen, şair, eczacı, anne, aktivist Iyeoka ile konserden önce hem yeni şiir kitabını hem de müzikle ilgili projelerini konuştuk.


    Son kitaptaki şiirler nasıl bir araya geldi? Yaratım süreci nasıldı?
    Kitaba koyduğum şiirlerin çoğu şarkı haline de geldi. Zaten bütün şarkılarım, önce şiirdi. Kitaba da bunları koyuyorum. Ve yaratım sürecimi de paylaşıyorum. Dört aşamalı bir süreç. Hep bunu tekrarlıyorum. Ve bu, her gün yarattığım şeyin görsellik kazanmasına yardımcı oluyor. Sürekliliği var. Dahası yaratıcı sürecimi tarif ediyor. Bunlar aynı zamanda kitaba da eklediğim şiirler. Bu süreç de dahil, hepsi, hayatın bir parçası. Her şey buradan çıkıyor... Sonunda elde ettiğim ürün, bir CD veya bir kitap, her neyse, bu süreçten geçiyor. Sonra düzenleniyor ve bir eser çıkıyor.

    Şiir yazmaya ne zaman başladın?
    Büyürken şiir okumak çok ilham vericiydi. Bu yüzden şair oldum. Maya Angelou en çok ilham verenlerden bana. Nikki Giovanni, Robert Frost’un birçok eseri, Mevlana... Bunların çoğu bana ilham kaynağı oldu. Sanırım ortaokulda yazmaya karar verdim. Önce, günlük tutmaya başladım. Sonra çığ gibi büyüdü. Her gün günlük tutunca, gerçekten sonunda tüm o günlükler şiir haline geldi. Yani o kadar uzun zamandır yazıyorum ki, ve şimdi çok daha fazla aracım var. Bir de bunlar şarkı olunca... O dönüşüm noktasına gelişi... Ve şiirlerim, farklı müzisyenlerle beraber çalışabilmek için birer araç oldular. Başkalarıyla bağlantı kurabilmek için bir yol...
    Bir de video haline gelirse... Hele de 53 milyonun izlediği bir video! İnanılmaz gerçekten. Ve ben o şiirin nasıl yaratıldığını biliyorum. İlk yazdığım zamanı hatırlıyorum. Ve evet, bunu görmek gerçekten çok özel bir durum. Çok güçlü aynı zamanda. Bir şiirin bu kadar yol kat etmesi ve bunca insanın onu anlaması, sevmesi...

    Şiirlerin ‘slam’ formunda, değil mi? Hatta bir ‘slam’ şampiyonluğun var..
    Evet. Slam, şairlerin, diğer şairlerle yarışması aslında. Ve izleyiciler de jüri olup karar veriyorlar. Yani hiç tanımadığın insanlar, okuduğun şiiri, anlattığın hikâyeyi dinleyip oy veriyor. Afrika çok uzun süre sözlü geleneğe sahipti. Ve o sözlü gelenek bugün bir konuşma türüne dönüştü, şiirsel bir konuşma türü. Bu prova edilmiş hikâyeler, her yıl, fikir güçlü olduğu müddetçe ağızdan ağıza aktarıldı. Slam tarzı şiir aslında konuşulan kelimelerdir.
    Eskiden Boston’da farklı farklı kulüplere giderdim. Yarıştığın zaman çok kulübe gitmen gerekiyor. Eski günlerde daha sık yapıyordum bunu. Artık daha çok müzik aracılığıyla paylaşıyorum şiirlerimi. Ve dün akşam, Çeşme’ye geldiğimde gerçekleştirdiğimiz performans çok özeldi bence. Paylaşılan özel bir an. “Bu izleyici ne duymak ister, hepimiz için anlam ifade edecek ne paylaşabilirim, bu anı hissedebilmem için yardımcı olacak şey nedir” soruları var. Ve şiir bunu yapmamı sağlıyor. Hissetmemi ve onu aktarıp paylaşabilmemi... Bunu yaparken nerede olduğumu hatırlatıyor ve çoğu zaman gözlerimden yaşlar dökülüyor. Nerede olduğumu ve şu anda ne yaptığımı hissediyorum. Ve genellikle bir şiirimi paylaşırken mutlu bir an olur o. Çok güzel bir davetiye. Güzel bir dışavurum. Dün akşam da çok güzel geçti.

    Müzik tüm bunların neresinde? Nereye gidiyor?
    ‘Gold’, ikinci albümüm. Şimdi hayatımda, müzikle ilgili yeni bir bölüm başlıyor. Farklı sanatçılarla ve yapımcılarla çalışmaya başlıyoruz. Çok güzel bir dizi şiirim var, çoktan şarkı haline geldiler. Bir yandan da ukulele çalıyorum. Bu sayede müzikal ağımı genişletiyorum. Amerika’da bir bluegrass müzisyenle çalışmaya başladım. Abigail Washburn, geçen yıl Grammy kazandı ve kocası Bela Fleck, muazzam bir banjo ustası. Bluegrass festivaline gittim haziranda ve şimdi bazı parçalar üzerinde beraber çalışıyoruz. Biraz benim kültürümden, biraz Amerikan kültüründen bir araya getirdiğimiz halk şarkıları havasında diyebiliriz. Her iki kültürün geleneksel müziklerinin birlikte güzel tınladığını fark ettik. Bu yüzden ilginç bir çalışma olabilir. Bu tür işler gerçekten çok ilgilimi çekiyor. Bu, yeni bir sayfa açmak için iyi bir zaman. Yeni bir bölüm... Deniyoruz!

    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı